Alevi Haber Ajansi

Samandağ’da demokratikleşme panelinde ortak mücadele çağrısı

PİRHA- Hatay’ın Samandağ ilçesinde düzenlenen 26’ncı Evvel Temmuz Kültür Sanat Festivali kapsamında gerçekleştirilen panelde, Türkiye’de derinleşen otoriterlik, Kürt sorununun çözümü ve demokratikleşme olanakları ele alındı. Konuşmacılar, kalıcı barışın hukuki güvencelerle mümkün olacağını belirterek ortak mücadele çağrısı yaptı.

Hatay’ın Samandağ ilçesinde düzenlenen 26’ncı Evvel Temmuz Kültür Sanat Festivali kapsamında Akdeniz Kültür ve Dayanışma Derneği ile Samandağ Kalkındırma Derneği öncülüğünde, “Derinleşen Otoriterlik, Süreç ve Demokratikleşme Olanakları” başlıklı panel gerçekleştirildi.

Gazeteci Mehmet Karasu’nun moderatörlüğünü yaptığı panele DBP Eş Genel Başkanı Çiğdem Kılıçgün Uçar, SODAP Sözcüsü Sevtap Akdağ, SYKP Parti Meclisi Üyesi Kenan Kalyon, Kaldıraç Hareketi Temsilcisi Hakan Dilmeç, Halkevleri Genel Başkanı Linfa Sevinç Hocaoğulları, SMF Dönem Sözcüsü Oya Nur ile gazeteci-yazar Ercüment Akdeniz konuşmacı olarak katıldı.

“BUGÜNKÜ MÜCADELE GEÇMİŞİN BIRAKTIĞI MİRAS ÜZERİNDE YÜKSELİYOR”

Konuşmasına 14 Temmuz 1982 Amed Cezaevi ölüm orucu direnişinde yaşamını yitirenleri anarak başlayan Çiğdem Kılıçgün Uçar, Kemal Pir, Mehmet Hayri Durmuş, Akif Yılmaz ve Ali Çiçek şahsında tüm mücadele arkadaşlarını andı. Uçar, bugün yürütülen siyasal mücadelenin ve demokratik buluşmaların, geçmiş direnişlerin bıraktığı tarihsel miras sayesinde mümkün olduğunu söyledi.

“OTORİTERLİK ARTIK FARKLI ARAÇLARLA KENDİNİ YENİDEN ÜRETİYOR”

Dünya genelinde halkların büyük bölümünün otoriter rejimlerle yönetildiğini belirten Uçar, günümüzde otoriterliğin yalnızca klasik devlet baskısıyla değil, sermaye, teknoloji ve bilgi rejimlerinin tek merkezden yönetilmesiyle de güçlendirildiğini ifade etti.

İktidarların güvenlik söylemleri üzerinden toplumsal rıza üretmeye çalıştığını dile getiren Uçar, bu anlayışın halklardan siyasetsizlik, sessizlik ve biat beklediğini söyledi.

“SİLAHLARIN BIRAKILMASI TEK BAŞINA ÇÖZÜM DEĞİL”

Kürt sorununun güvenlik politikalarına indirgenemeyeceğini belirten Uçar, “Terörsüz Türkiye” söyleminin meseleyi dar bir güvenlik çerçevesine sıkıştırdığını ifade etti.

Silahların bırakılmasının tek başına çözüm olarak sunulamayacağını belirten Uçar, Kürtler, Aleviler, Ermeniler, Araplar ve diğer halklarla inançların anayasal ve hukuki güvence altına alınması gerektiğini söyledi. 27 Şubat çağrısının hem devlete hem de Kürt halkına yönelik tarihsel bir çağrı olduğunu ifade eden Uçar, Kürt özgürlük hareketinin gerekli adımları attığını ancak devletin aynı yönde adım atmadığını savundu.

“BARIŞ MÜCADELESİNİ TOPLUMUN TÜM KESİMLERİYLE BÜYÜTMELİYİZ”

İmralı Cezaevi’nin Kürt sorununun hukuksuzlukla kilitlendiği temel merkezlerden biri olduğunu belirten Uçar, tecrit politikalarının derinleştiği dönemlerde hak ihlallerinin arttığını, kayyum uygulamalarıyla halk iradesinin gasp edildiğini söyledi.

Devletin sürecin toplumsallaşmasını engellemeye çalıştığını öne süren Uçar, barış ve demokrasi mücadelesinin toplumun tüm kesimleriyle birlikte büyütülmesi gerektiğini ifade etti.

“BU SÜRECİN SADECE İZLEYİCİSİ DEĞİL, ÖZNESİYİZ”

Halkevleri Genel Başkanı Linfa Sevinç Hocaoğulları ise içinde bulunulan sürecin dışarıdan izlenecek bir gelişme olmadığını belirterek, demokratik ve eşit bir ülke kurma mücadelesinin aktif öznesi olduklarını söyledi.

“ÖZ DÖNÜŞÜM TÜM TOPLUMSAL MUHALEFETİ DOĞRUDAN İLGİLENDİRİYOR”

SYKP Parti Meclisi Üyesi Kenan Kalyon, Kürt Özgürlük Hareketi’nin yürüttüğü öz dönüşüm sürecinin yalnızca Kürt halkını değil, Türkiye’deki bütün toplumsal muhalefeti ilgilendirdiğini belirtti.

Çatışmasızlık sürecinin demokratik güçler açısından önemli bir fırsat yarattığını ifade eden Kalyon, çatışmaya yol açan temel nedenler çözülmeden kalıcı barış ve demokrasinin sağlanamayacağını söyledi. Müzakere masasını bozma sorumluluğunun muhalefete değil, iktidara ait olduğunu dile getirdi.

“EZİLEN HALKLARIN GELECEĞİ ORTAK MÜCADELEYE BAĞLI”

Gazeteci-yazar Ercüment Akdeniz, ulusların kendi kaderini tayin hakkı tartışmaları üzerinden sosyalist hareket ile Kürt siyaseti arasındaki ilişkinin önemine dikkat çekti.

Dünya genelinde sosyalist hareketlerin gerilediğini, emperyalist güçlerin ise yeni paylaşım savaşlarına hazırlandığını belirten Akdeniz, Kürtlerin, Alevilerin ve diğer ezilen halkların geleceğinin güçlü bir ortak mücadeleden geçtiğini söyledi.

Hatay ve deprem bölgesinin sesinin duyurulmasının önemine değinen Akdeniz, özgür basın olmadan barışın, demokrasinin ve adaletin sağlanamayacağını belirterek dijital yurttaş haberciliği ile özgür basının birlikte güçlendirilmesi gerektiğini ifade etti.

“KAYYUM REJİMİNE KARŞI TABANDAN ÖRGÜTLENME ÇAĞRISI”

SMF Dönem Sözcüsü Oya Nur ise ekonomik kriz, sermaye politikaları ve kayyum uygulamalarını değerlendirdi.

MESEM uygulamalarıyla çocuk emeğinin sömürüldüğünü ve iş cinayetlerinin arttığını belirten Oya Nur, sermaye birikiminin sürdürülmesi için doğanın ve emeğin ağır biçimde sömürüldüğünü söyledi.

Kayyum uygulamalarını, yargının siyasallaştırılmasını ve Anayasa Mahkemesi kararlarının uygulanmamasını eleştiren Oya Nur, toplumsal mücadelenin yalnızca sendikal hak arayışıyla sınırlı kalmaması gerektiğini, halk meclisleri ve taban örgütlenmeleri temelinde güçlendirilmesinin zorunlu olduğunu ifade etti.

PİRHA/SAMANDAĞ

Bunları da beğenebilirsin

Yoruma kapalı.