PİRHA- İzmir’de “İkinci Yüzyılda Cumhuriyetin ve Toplumun Demokratik Dönüşümü” konferansı başladı. 12 Eylül darbesi ve otoriterleşmenin ele alındığı ilk oturumda konuşan Barış Vakfı Başkanı Hakan Tahmaz, 22 aydır asker ve gerilla ölümlerinin yaşanmadığına dikkat çekerek, “Yaşam en kutsal değerse bundan kıymetli başka ne olabilir? Kaygılarımız, endişelerimiz var ama barışı korumalıyız, kıymetini bilmeliyiz” dedi.
Sosyoloji Dükkanı Derneği, İzmir Barış Forumu, Gençlik Örgütleri Forumu (GOFOR) ve 27 çağrıcının düzenlediği “İkinci Yüzyılda Cumhuriyetin ve Toplumun Demokratik Dönüşümü” konferansı İzmir Barosu’nda başladı.
Sosyolog Ferhat Kentel ve Türkan Aslan Ağaç’ın açılış konuşmalarıyla başlayan konferansın ilk oturumu, “1. Yüzyıldan 2. Yüzyıla Cumhuriyet’in Otoriter Sürekliliği ve 12 Eylül” başlığıyla gerçekleştirildi.
Akın Birdal’ın moderatörlüğünü yaptığı oturumda Prof. Dr. Aslıhan Aykaç, Prof. Dr. Funda Barbaros, Barış Vakfı Başkanı Hakan Tahmaz ve akademisyen Levent Köker konuştu.
BİRDAL: DEMOKRATİKLEŞME OLMADAN OLMAZ
Oturumun açılışında konuşan Akın Birdal, silahların susmasının tek başına yeterli olmayacağını, sürecin demokratikleşmeyle birlikte ilerlemesi gerektiğini söyledi.
12 Eylül askeri darbesinin 46’ncı yılına işaret eden Birdal, “46 yıldır insan hakları, adalet, özgürlük askıya alınmış. Bu toplantının darbeler ve otoriterlikle de yüzleşmeye katkısı olacağını düşünüyoruz” dedi.
Türkiye’nin geçmişiyle yüzleşmesi gerektiğini belirten Birdal, siyasi suikastlar ve katliamların yanı sıra tekçi anlayışın dışında kalan kesimlerin ötekileştirildiğini ifade etti. Birdal, toplumun demokratikleşmesinin de sürecin temel unsurlarından biri olduğunu vurguladı.
AYKAÇ: SİYASİ PARTİLER VE SEÇİMLE SINIRLI DEMOKRASİ ANLAYIŞI AŞILMALI
Prof. Dr. Aslıhan Aykaç, Türkiye ve Şili örnekleri üzerinden 12 Eylül dönemindeki askeri darbelerin uluslararası koşullarını değerlendirdi. 12 Eylül’ü Türkiye’nin demokratikleşememesindeki önemli aşamalardan biri olarak değerlendiren Aykaç, günümüzde otoriterleşmenin yalnızca Türkiye’ye özgü olmadığını söyledi.
Kapitalizm, ulus devlet, demokrasi ve çevre alanlarında eş zamanlı krizlerin yaşandığını belirten Aykaç, dünyada aşırı sağın yükselişine dikkat çekti.
19 Mart sürecini de değerlendiren Aykaç, 2024 yerel seçimlerinde AKP’nin ilk kez ikinci parti konumuna gerilemesinin ardından seçim sonrası müdahalelerin arttığını ifade etti.
Toplumun yeterince örgütlü olmamasının siyasal iktidar üzerinde demokratik bir baskı oluşturulmasını zorlaştırdığını söyleyen Aykaç, yerelden örgütlenmenin önemine işaret etti: “Siyasi partiler ve seçimle sınırlı bir demokrasi anlayışı yerine her yerde örgütlenmiş bir demokrasi pratiğini hayata geçirmek gerekiyor.”
BARBAROS: NEOLİBERAL POLİTİKALAR ÜÇ ALANDA YIKIM GETİRDİ
Prof. Dr. Funda Barbaros ise neoliberal ekonomi politikalarının gelir dağılımı, toplumsal cinsiyet ve ekoloji üzerindeki sonuçlarını değerlendirdi.
Türkiye’de ekonomik büyümede inşaat sektörünün ağırlığına ve konut fiyatlarındaki artışa dikkat çeken Barbaros, işgücü ödemelerinin milli gelirdeki payında özellikle 2000’li yıllardan itibaren ciddi bir düşüş yaşandığını söyledi.
Barbaros, 2024 verilerine göre en zengin yüzde 1’in toplam gelirden aldığı payın yüzde 21,69 olduğunu, en yoksul yüzde 50’lik kesimin payının ise yüzde 13 düzeyinde kaldığını belirtti. Kadınların emek gelirindeki payının yüzde 31 olduğunu aktaran Barbaros, gelir eşitsizliğinin yanı sıra toplumsal cinsiyet eşitsizliğine de dikkat çekti.
İklim adaletsizliğini de neoliberal politikaların sonuçlarından biri olarak değerlendiren Barbaros, “Neoliberal iktisat politikaları hem ekonomik büyüme, hem toplumsal cinsiyet hem de ekolojik bir yıkım getirmiş. Demokratikleşme bu 3 unsurdan bağımsız düşünülemez” dedi.
TAHMAZ: BARIŞI KORUMALIYIZ, KIYMETİNİ BİLMELİYİZ
Barış Vakfı Başkanı Hakan Tahmaz, devam eden barış sürecini ve toplumsal muhalefetin süreç karşısındaki tutumunu değerlendirdi.
2023 yılında yaptıkları bir araştırmada Türkiye toplumunun Kürt meselesine yaklaşımında siyasi partilerin tutumunun belirleyici olduğunu gördüklerini aktaran Tahmaz, “Barış denildiğinde ‘barış’, savaş denildiğinde ‘savaş’ diyen bir toplum var” ifadelerini kullandı.
Toplumsal muhalefette bir geri çekilme olduğunu belirten Tahmaz, sivil toplumun sürecin dışında kalmaması gerektiğini vurguladı.
Tahmaz, şöyle devam etti:
“Türkiye’nin barış isteyenleri olup bitenin kıymetinin farkında değil. 50 yıldır ‘silahlar sussun’ çağrısı yapan insanlarız. Ne oldu da bu fikre soğuk bakmaya başladık? 22 aydır asker de gerilla da ölmüyor. Yaşam en kutsal değerse bundan kıymetli başka ne olabilir? Kaygılarımız, endişelerimiz var. Ama barışı korumalıyız, kıymetini bilmeliyiz.”
Kürt sorununun kök nedenlerinin çözülmesi ile cumhuriyetin demokratikleşmesi arasında doğrudan ilişki kuran Tahmaz, “Yeni bir cumhuriyet kuracaksak, ilk cumhuriyetin kuruluş felsefesinin tersinden bakarak yapmak zorundayız. İşimiz zor, süreci seyretme zamanı değil” dedi.
KÖKER: FARKLI ETNİK VE İNANÇ GRUPLARI İNKÂR EDİLDİ
Akademisyen Levent Köker ise Cumhuriyet tarihindeki vesayet biçimlerinin değişimini değerlendirdi. 1923-1960 arasındaki dönemi “Kemalist vesayet” olarak tanımlayan Köker, 1961 Anayasası’nın önemli özgürlükler getirmesine karşın Türk milliyetçiliğini temel bir norm olarak koruduğunu ifade etti.
12 Eylül rejiminin bu anlayışı “Atatürk milliyetçiliği” üzerinden yeniden formüle ettiğini belirten Köker, farklı etnik ve inanç gruplarının inkâr edildiğini söyledi.
Köker, 12 Eylül Anayasası’nın sınıfsal çatışmalar karşısında devleti sınıflar üstü bir hakem konumuna yerleştirdiğini, 2000’li yıllarla birlikte rejimin yeni bir dönüşüm geçirdiğini ifade etti.
“Bugünkü rejim 12 Eylül ile modifiye edilen Kemalist rejimin son halidir” diyen Köker, mevcut sürecin daha baskıcı bir rejime gidişi engelleme potansiyeli taşıdığını söyledi.
Konferans, “Demokratik Dönüşümde Yerelin Gücü: Kentler, Hafıza ve Yeni Toplumsallıklar”, “İkinci Yüzyılın Özneleri: Gençlik, Demokrasi ve Yeni Yaşam Arayışları” ile “Cumhuriyetin ve Toplumun Demokratikleşmesi: Farklı Sesler, Ortak Gelecekler” başlıklı oturumlarla devam ediyor.
PİRHA/İZMİR
Yoruma kapalı.