Alevi Haber Ajansi

Patrak Estukyan: Barış ancak demokratik bir ortamda inşa edilebilir-VİDEO

PİRHA- “Demokratik Cumhuriyet ve Barış için 1001 İmza” kampanyasına imza veren isimlerden Patrak Estukyan, Barış Süreci’nin AYM ve AİHM kararlarının uygulanması ve hukukun gereklerinin yerine getirilmesiyle demokratik bir zemine oturacağını söyledi. 

Yazar Patrak Estukyan, Barış Süreci’ne dair ajansıma konuştu.

“SİVİL İNİSİYATİFTEN BİR KATKI SUNMAK İSTEDİK”

“Demokratik Cumhuriyet ve Barış için 1001 İmza” kampanyasına değinerek sözlerine başlayan Estukyan, kampanyanın  amacının, hükümet tarafından “silahsızlanma”, Kürt siyasi hareketi tarafından ise barışa giden bir yol olarak tanımlanan sürece sivil toplumdan, ağırlıklı olarak aydınların desteğiyle bir katkı sunmak olduğunu belirtti.

Hukuki olarak atılması gereken adımların henüz tamamlanmadığına dikkat çeken Estukyan, çıkarılan ‘Çerçeve Yasa’nın henüz faaliyete geçmediğini, AYM ve AİHM kararlarının uygulanmasının da sürecin önündeki kritik adımlardan biri olduğunu vurguladı.

“DEMOKRASİDEN BAHSEDİP HUKUKU GÖRMEZDEN GELMEK BÜYÜK BİR ÇELİŞKİ”

Barışın ancak demokratik bir ortamda inşa edilebileceğini söyleyen Estukyan, bunun da Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Anayasa Mahkemesi kararlarının uygulanmasıyla mümkün olacağını belirtti. “Bunları uygulamamak, görmezden gelmek, aynı zamanda da demokratız demek anlaşılır bir şey değil” diyen Estukyan, bunların sürecin önündeki temizlenmesi gereken pürüzler olduğunu ve tarafların bunu böyle görmesini umduğunu ifade etti.

KÜRTLER VE ALEVİLER ARASINDAKİ AYRIM TARTIŞMASINA YANIT

Son dönemde Aleviler üzerinden yürütülen tartışmalara da değinen Estukyan, Kürt siyasi hareketinin çatışma süreci boyunca Türkiye’de ötekileştirilen tüm kesimlerin sorunlarını merkezine aldığını, Alevilerin de bu kesimlerin başında geldiğini söyledi. Bugün bu kesimler arasında yapay bir ayrım üretilmesinin sürece zarar vereceğini belirten Estukyan, Kürt siyasetinin baştan belirlediği kapsayıcılığı sürdürmek zorunda olduğunu, kimseyi yolda bırakma hakkının olmadığını söyledi.

“ANADİL MÜCADELESİ SADECE KÜRTÇE DEĞİL”

Anadil mücadelesinin yalnızca Kürtçe’yi değil, Çerkezce, Arnavutça ve Lazca gibi dilleri de kapsadığını belirten Estukyan, bu coğrafyada zaman içinde birçok dilin tarihe gömüldüğünü, yaşayan dillerin bu kaderi paylaşmaması gerektiğini söyledi.

“AĞRI’DAN SİVAS’A ULUS DEVLETİN MAĞDURLARI”

Son dönemde art arda gündeme gelen Altan Tan’ın Alevileri rahatsız eden açıklaması, İmralı görüşme notlarına atfedilen “İdris-i Bitlisi” vurgusu ve buna yanıt niteliğindeki 53 Alevi aydının bildirgesine ilişkin Estukyan, İdris-i Bitlisi meselesinin geçmişte de hatırlatılan bir husus olduğunu, bunun cumhuriyet öncesindeki “Kürk-Türk ittifakı” ve aynı zamanda bir “Müslüman ittifakı” ideolojisine dayandığını söyledi.

Bu ittifaktan Müslümanlığı tartışmalı görülen ya da kabul edilmeyen grupların mağdur olduğunu daha sonrasında kurucu ideolojinin Kürtleri de ayrıştırıp diğer mağdurlarla aynı muameleye tabi tuttuğunu belirten Estukyan, Ağrı isyanı, Dersim ’38, Maraş katliamı, 6-7 Eylül 1955, 1934 Trakya pogromu ve Varlık Vergisi gibi olayların sistematik bir gidişatın izdüşümleri olduğunu söyledi. Estukyan, 1980’lerle beraber Kürt özgürlük hareketininin büyük bir değişim yaşadığını cumhuriyet tarihi içerisinde mağdur edilmiş halkların, kimliklerin inançlar tarafından da bu çizginin güçlü tutulması gerektiğini söyledi.

Fırat ALTINTAŞ/İSTANBUL

Bunları da beğenebilirsin

Yoruma kapalı.