PİRHA- Çevirmen Hüseyin Çatal, Dersim önderlerinin idam sehpasında çekilen fotoğraflarının yayımlanmasının ardından kaleme aldığı yazıda, tartışmaların fotoğrafların gerçekliği yerine Dersim Tertelesi ile yüzleşmeye odaklanması gerektiğini belirtti. Çatal, devletin arşivlerini açması ve Dersim tanıklarının sözlü tarih kayıtlarının kamuoyuyla paylaşılması çağrısında bulundu.
Tarihçi Sedat Ulugana, 1937-38 Dersim direnişinin öncüsü Seyit Rıza ve arkadaşlarının idam fotoğraflarını ortaya çıkardı.Fotoğraflar Sterk Tv aracılığıyla kamuoyuyla paylaşıldı. Fotoğrafların yayımlanmasının ardından sosyal medyada yoğun biçimde dolaşıma giren görüntüler, hem fotoğrafların orijinalliği hem de çekim yeri, zamanı ve teknik özellikleri bakımından çeşitli tartışmaları beraberinde getirdi.
Çevirmen Hüseyin Çatal, Dersim önderlerinin idam sehpasında çekilen fotoğraflarının yayımlanmasının ardından yaşanan tartışmaları değerlendirdi. Fotoğrafların Dersimliler ve dostları üzerinde derin bir acıyı yeniden gün yüzüne çıkardığını belirten Çatal, “İdam sehpalarında asılan Dersim’in ruhudur” ifadelerini kullandı.
Fotoğrafların yayımlanmasının ardından “Acı bir daha bedenleri sarstı” diyen Çatal, yaşanan tartışmaların Dersim Soykırımı ile yüzleşmenin gerekliliğini bir kez daha ortaya koyduğunu ifade etti.
“RESİMLERİN YAYINLANMASI İLE YARA ADETA YENİDEN DEŞİLDİ”
Fotoğrafların kamuoyunda büyük yankı uyandırdığını belirten Çatal, “Resimlerin yayınlanması ile yara adeta yeniden deşildi, yaranın kapanmadığı, hala kanadığı görüldü. İnsanları adeta sarstı” sözleriyle yaşanan toplumsal travmayı anlattı.
Çatal, Dersim önderlerinin hukuksuz biçimde idam edildiğini hatırlatarak, “Kendilerine iddianame bile verilmemişti. Savunma hakkı yoktu. Dersim Halkının önderleri yok edilmeliydi. Ve karar da böyle verilmişti” ifadelerini kullandı.
“TARTIŞILMASI GEREKEN FOTOĞRAFLAR DEĞİL, HAKİKATLERDİR”
Fotoğrafların gerçek olup olmadığı yönündeki tartışmaları eleştiren Çatal, “İdam sehpalarındaki resimler açıklandıktan sonra resimleri teknik olarak tartışmak, orijinal midir, değil midir tartışması içinde boğmak akıl karı değildir” dedi.
Asıl tartışılması gerekenin devletin Dersim’deki uygulamaları olduğunu vurgulayan Çatal, şu soruları sıraladı:
“Dersim’de kaç insan öldürüldü? Kaç insan sürgün edildi? Kaç çocuk anne babasından alınarak başkasına verildi? Kaç çocuk annesiz ve babasız bırakıldı? Katlettikleri kaç insanı kurda kuşa yem olarak bıraktılar? Elaziz sokaklarında kaç Dersimli infaz edildi? Dersim’de toplam infaz edilen insan sayısı ne kadardır?”
Çatal, “Bizim tartışmamız gerekenler bunlar. İdam sehpasındaki resimlerin gerçek olup olmadığı tartışması değildir” ifadelerini kullandı.
“DEVLET ARŞİVLERİNİ AÇMALIDIR”
Yazısında devlet arşivlerinin açılması çağrısını yineleyen Çatal, “Keza yine devletin arşivlerini açmasını talep ediyoruz. Evet devlet arşivlerini açmalıdır” dedi.
Devletin hala Dersim önderlerinin mezar yerlerini açıklamadığını hatırlatan Çatal, bunun yüzleşmenin önündeki en önemli engellerden biri olduğunu belirtti.
“DERSİM HALKININ HAFIZASIDIR”
Çatal, 2006 yılında yaklaşık 380 kişiyle gerçekleştirilen sözlü tarih çalışmasına da dikkat çekerek, aradan geçen yıllara rağmen bu kayıtların kamuoyuna açıklanmadığını söyledi.
Bu tanıklıkların kişisel arşiv olarak görülemeyeceğini vurgulayan Çatal, “Bu mülakatlar Dersim soykırımı tanıklarının anlatımlarıdır. Ve bu anlatımlar Dersim halkının hafızasıdır. Hiç kimsenin şahsi malı değildir” ifadelerini kullandı.
“BU ANLATIMLARI HALKA SUNMAYARAK SUÇ İŞLİYORLAR”
Sadece devletin değil, sözlü tarih kayıtlarını elinde bulunduran kişi ve kurumların da sorumluluk taşıdığını belirten Çatal, “Devletten bunu talep edenler de bu anlatımları derhal halka ve kamuoyuna sunmalıdırlar” dedi.
Tanıklıkların açıklanmamasını sert sözlerle eleştiren Çatal, “Bu anlatımları ellerinde bulunduranlar kamuoyuna ve halka sunmayarak suç işliyorlar. Sadece devlet değil, bunlar da bu tanık anlatımlarını açıklamak zorundadır.” diye belirtti.
HABER MERKEZİ
Yoruma kapalı.