PİRHA- 4 Mayıs 1937’de alınan ve “Tunceli Tenkil Harekatı”nın fitilini ateşleyen o gizli Bakanlar Kurulu kararının üzerinden tam 89 yıl geçti. Dersim coğrafyasını insansızlaştıran, on binlerce canı toprağından koparan bu karar, bugün hala yüzleşilmeyen bir tarihin ve asimilasyon politikalarının sembolü olarak duruyor.
4 Mayıs 1937… Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en karanlık sayfalarından birinin hukuki kılıfının hazırlandığı gün. Dönemin Bakanlar Kurulu, altına imza attığı gizli bir kararla, Dersim coğrafyasında yapılacak askeri harekatın çerçevesini çizdi. Bu sadece bir güvenlik operasyonu değil, bir inancın, bir dilin ve bir toplumun kökten sökülme kararıydı.
BU KARAR NEDEN ALINDI? MEDENİYET Mİ, HİZAYA GETİRME Mİ?”
Hükümetin o dönemki resmi söylemi “asayişi sağlamak” ve “ortaçağ kalıntısı ağalık sistemini bitirmek” üzerine kuruluydu. Ancak kararın satır aralarına ve dönemin raporlarına (özellikle İsmet İnönü’nün Şark Islahat Planı ve Fevzi Çakmak’ın raporları) bakıldığında gerçek çok daha sertti:
Cumhuriyet’in ilanından sonra “tek dil, tek millet” idealine uymayan, özgün inanç (Kırmancki/Zazaca ve Kızılbaşlık) yapısını koruyan Dersim, Ankara için “çıban başı” olarak görülüyordu.
Karar, sadece silahlı grupları değil, tüm halkı hedef alıyordu. Amaç; bölgeyi insansızlaştırmak, halkı Batı illerine sürerek “Türkleştirmek” ve “medeniyet” adı altında kadim Alevi inancını ve Kürt kimliğini yok etmekti.
KAN VE GÖZYAŞIYLA ÇİZİLEN SINIRLAR
Kararın hemen ardından başlayan harekat, 1938’in sonuna kadar devam etti. Sonuçları, bugün bile “yara” olarak kalmaya devam ediyor:
Laç Deresi’nden Kutu Deresi’ne kadar sığınan binlerce sivil; uçak bombalarıyla, zehirli gazlarla ve süngülerle katledildi.
Ailelerinden koparılan onlarca “Dersim’in Kayıp Kızları”, subay ailelerine “evlatlık” verilerek kimliklerinden koparıldı.
On binlerce Dersimli, “hayvan vagonlarına” doldurularak tanımadıkları, dillerini bilmedikleri illere sürgün edildi. Tunceli ismi, “Dersim” isminin mezar taşı olarak haritalara kazındı.
YÜZLEŞİLMEYEN GEÇMİŞ, DEVAM EDEN ASİMİLASYON
4 Mayıs’ın 89. yılında Dersim hala “özel” bir politika alanı. Günümüzde barajlarla, “güvenlik” adı altındaki orman yangınlarıyla ve en son Kültür Bakanlığı’na bağlı “Cemevi Başkanlığı” eliyle düzenlenen toplantılarla (Dedeler Zirvesi gibi) aynı asimilasyon mantığı farklı bir formatta sahneleniyor.
Muhalif çevreler ve Alevi kurumları soruyor: Eğer amaç yüzleşmekse, neden hala Genelkurmay Arşivleri açılmıyor? Neden Seyid Rıza’nın ve arkadaşlarının mezar yerleri gizleniyor?
4 Mayıs, sadece bir tarih değil; devletin kendi vatandaşına karşı aldığı en sert kararlardan birinin, hala kanayan adalet arayışıdır.
HABER MERKEZİ
Yoruma kapalı.