PİRHA- Alevi Ansiklopedisi Dersim Pirler ve Analar Çalıştayı’nın “Alevi Ansiklopedisi: Çok Sesli Aleviliğin Dijital Hafızası” başlıklı ilk oturumunda Aleviliğin çoğulcu yapısı, toplumsal hafıza, farklı Alevi topluluklarının deneyimleri ve dijital dünyada genç kuşaklara aktarım tartışıldı. Dr. Hayal Hanoğlu, “Aleviler hakkındaki bilgiden Alevilerle birlikte üretilen bilgiye geçmek istiyoruz” derken; Dr. Sönmez Alvanoğlu Yolcu Arap Alevileri ve deprem sonrası Antakya’daki hafıza kaybını, Dr. Ozan Doğan Roman Alevilerin kimlik, aidiyet ve görünürlük deneyimlerini, Doç. Dr. İhsan Koluaçık ise Alevilik, medya ve genç kuşaklara ulaşma meselesini ele aldı.
Alevi Ansiklopedisi tarafından Dersim’de düzenlenen Pirler ve Analar Çalıştayı’nın ilk oturumunda Aleviliğin farklı coğrafyalarda ve topluluklarda şekillenen deneyimleri ile bu birikimin kayıt altına alınması ve gelecek kuşaklara aktarılması tartışıldı.
Hüseyin Güntaş Kütüphanesi ve Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen “Alevi Ansiklopedisi: Çok Sesli Aleviliğin Dijital Hafızası” başlıklı oturumda Dr. Hayal Hanoğlu, Dr. Sönmez Alvanoğlu Yolcu, Doç. Dr. İhsan Koluaçık ve Dr. Ozan Doğan sunum yaptı.
Oturumda Alevi Ansiklopedisi’nin yalnızca geçmişi belgeleyen dijital bir kaynak değil, farklı Alevilik deneyimlerini ve yaşayan hafızayı bir araya getiren kolektif bir bilgi üretim alanı olması gerektiği vurgulandı.
HANOĞLU: BİLGİNİN NASIL ÜRETİLDİĞİNİ VE DOĞRULANDIĞINI TARTIŞIYORUZ
Alevi Ansiklopedisi Bilimsel Danışma Kurulu ve Editoryal Kurul Üyesi Dr. Hayal Hanoğlu, Ansiklopedi çevresinde farklı disiplinlerden akademisyenlerin yer aldığı bir çalışma ağı oluşturulduğunu söyledi.
Akademisyenlerle gerçekleştirilen sempozyumların yanı sıra pirler ve analarla çalıştaylar düzenlediklerini aktaran Hanoğlu, bu buluşmaların bilgi üretimindeki hiyerarşileri, kullanılan terminolojiyi ve farklı yorumları karşılıklı olarak tartışabilecekleri bir alan yarattığını belirtti.
Genç araştırmacılara alan açmayı önemsediklerini ifade eden Hanoğlu, Alevilik çalışmalarının sınırlarının genişletilmesi ve farklı disiplinler arasında etkileşim kurulmasının Ansiklopedi’nin temel amaçlarından olduğunu söyledi.
Bilimsel danışma kurulunda yaklaşık 100 akademisyenin bulunduğunu belirten Hanoğlu, farklı ülkelerden araştırmacıların yer aldığı uluslararası bir akademik ağ oluşturduklarını ifade etti.
Hanoğlu, Alevi Ansiklopedisi kapsamında açık dersler dizisine de başladıklarını belirterek, yüksek lisans ve doktora öğrencilerine yönelik Alevilik derslerinin geliştirilmesini hedeflediklerini söyledi.
“ALEVİLER HAKKINDAKİ BİLGİDEN ALEVİLERLE BİRLİKTE ÜRETİLEN BİLGİYE”
Ansiklopediyi yalnızca bir belgeleme ve arşivleme faaliyeti olarak görmediklerini vurgulayan Hanoğlu, şöyle konuştu:
“Biz Ansiklopedi’ye yalnız başına bir belgeleme, bir arşivleme çalışması olarak bakmıyoruz. Bunu bu alandaki çalışmalara yaptığımız metodolojik bir müdahale olarak görüyoruz. Burada Alevilik bilgisinin nasıl üretildiği, nasıl doğrulandığı ve nasıl dolaşıma sokulduğu konusunda bir müdahalemiz olduğunu düşünüyoruz.”
Ansiklopedilerin geleneksel olarak bilgiyi kesinleştiren ve tekleştiren bir yapıya dönüşebildiğine dikkat çeken Hanoğlu, çoklu madde ve güncellenebilir içerik sistemiyle farklı seslere alan açmayı amaçladıklarını belirtti.
Hanoğlu, “Önemli olan şeylerden bir tanesi Aleviler hakkındaki bilgiden, Alevilerle birlikte üretilen bilgiye geçmesi. Yaptığımız şey dijital ve kolektif bir bilgi altyapısı oluşturmak” dedi.
ALVANOĞLU YOLCU: ALEVİLİKLERİ KENDİ TARİHSEL VE TOPLUMSAL BAĞLAMLARINDA ANLAMAK GEREKİYOR
Dr. Sönmez Alvanoğlu Yolcu ise Alevi Ansiklopedisi’nin önemli özelliklerinden birinin çoğulcu yaklaşımı olduğunu belirterek, Aleviliğin tek biçimli bir deneyim olarak ele alınamayacağını söyledi.
Farklı coğrafyalarda farklı dilleri konuşan, farklı kültürlere ve tarihsel deneyimlere sahip Alevi topluluklarının bulunduğunu ifade eden Alvanoğlu Yolcu, “Farklı deneyimleri kendi tarihsel ve toplumsal bağlamları içerisinde anlamaya çalışmak gerektiğini düşünüyorum” dedi.
Arap Alevilerin Türkiye’de özellikle Antakya, Adana ve Mersin’de; Suriye’de Lazkiye başta olmak üzere farklı bölgelerde, Lübnan’da ve Avrupa’da yaşadıklarını anlatan Alvanoğlu Yolcu, Almanya ve Hollanda’da önemli bir diaspora topluluğunun bulunduğunu söyledi.
Arap Alevileri üzerine yapılan çalışmaların önemli bir bölümünün uzun süre topluluğu yalnızca inanç esasları üzerinden değerlendirdiğini belirten Alvanoğlu Yolcu, bu yaklaşımın gündelik hayat, kültür, ritüeller, göç ve kuşaklar arası aktarım gibi alanların gözden kaçırılmasına yol açtığını ifade etti.
Antakya’da yaşayan bir Arap Alevisi ile Adana’da ya da Almanya’da yaşayan bir Arap Alevisinin deneyimlerinin aynı olmadığını belirten Alvanoğlu Yolcu, depremi yaşayanlarla yaşamayanların deneyimlerinin de farklılaştığını söyledi.
“ANTAKYA’DA YAKINLARIMIZI, EVLERİMİZİ, TÜRBELERİMİZİ, MAHALLELERİMİZİ KAYBETTİK”
Alvanoğlu Yolcu, 6 ve 20 Şubat 2023 depremlerinin Arap Alevi toplumunun tarihsel merkezlerinden Antakya’da yarattığı yıkıma da geniş yer ayırdı.
Depremin üçüncü günü Antakya’da olduğunu anlatan Alvanoğlu Yolcu, yaşananların dışarıdan görülmesiyle felaketin içerisinde bulunmak arasında büyük bir fark olduğunu ifade etti.
Alvanoğlu Yolcu, “Bizler Antakya’da yakınlarımızı, dostlarımızı, evlerimizi, türbelerimizi, mahallelerimizi kaybettik. Bu yıkım sadece fiziksel boyutta değil, toplumsal ve kültürel yaşamda da çok büyük kırılmalara yol açtı” dedi.
Depremin ardından konteyner kentlerin kurulması ve daha sonra insanların TOKİ alanlarına dağılmasıyla mahalle dokusunun parçalandığına dikkat çeken Alvanoğlu Yolcu, mahallenin yalnızca evlerin bulunduğu fiziksel bir alan olmadığını söyledi.
Mahallelerin insanların geçmişleriyle ilişki kurduğu, hafızalarını taşıdığı ve topluluğa ait olma duygusunu yeniden ürettiği mekânlar olduğunu belirten Alvanoğlu Yolcu, yaşanan mekânsal dönüşümün toplumsal hafıza açısından da değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.
“PİRLER VE ANALAR YAŞAYAN HAFIZA TAŞIYICILARI”
Alvanoğlu Yolcu, toplumsal hafızanın yalnızca binalarda ve anıtlarda yaşamadığını belirterek pirlerin ve anaların taşıdığı sözlü bilginin önemine dikkat çekti.
“Toplumsal hafıza yalnızca binalarda, anıtlarda yaşamıyor. Bazen bir duvarda, bazen bir pirin ya da bir ananın anlattığı hikâyede yaşamaya devam ediyor” diyen Alvanoğlu Yolcu, pirleri, anaları ve gelenekleri taşıyan insanları “yaşayan hafıza taşıyıcıları” olarak nitelendirdi.
Alevi Ansiklopedisi’nin bu nedenle yalnızca geçmişi kayıt altına alan bir faaliyet olarak görülmemesi gerektiğini söyleyen Alvanoğlu Yolcu, çalışmanın dönüşen toplumsal ve kültürel dünyayı izleme, farklı kuşakların deneyimlerini görünür kılma ve gelecekte yapılacak araştırmalar için güvenilir bir bilgi zemini oluşturma sorumluluğu taşıdığını ifade etti.
DOĞAN, ROMAN ALEVİLERİN DENEYİMLERİNİ ANLATTI
Dr. Ozan Doğan ise sunumunda Roman Alevileri ele aldı.
Doğan’ın sunumunda Roman Alevilerin Alevilikle kurdukları tarihsel, toplumsal ve kültürel ilişkiler; kimlik, aidiyet, inanç ve gündelik yaşam deneyimleri üzerinden değerlendirildi.
Roman Alevilerin kendilerine özgü deneyimlerinin yanı sıra Alevilik içerisindeki görünürlükleri ve karşılaştıkları toplumsal dinamikler de sunumun başlıkları arasında yer aldı.
Roman Alevilerin hafızasının ve sözlü kültürünün kayıt altına alınması ile akademik çalışmalarda görünür hale getirilmesinin önemine dikkat çekilen sunumda, Aleviliğin farklı toplumsal ve kültürel gruplar içerisinde nasıl yaşandığı üzerinde duruldu.
Roman Alevilerin deneyiminin kayıt altına alınması, Aleviliğin tek bir kültürel ya da toplumsal biçim üzerinden ele alınamayacağını göstermesi açısından Alevi Ansiklopedisi’nin çoğulcu yaklaşımının örneklerinden biri olarak değerlendirildi.
KOLUAÇIK: KENDİ HİKÂYELERİMİZİ ANLATMAZSAK YERİMİZE BAŞKALARI ANLATMAYA BAŞLAR
Doç. Dr. İhsan Koluaçık ise Alevilik ve medya ilişkisi üzerinden özellikle genç kuşaklara ulaşma sorununa dikkat çekti.
Alevi etkinliklerine katılanların önemli bölümünün belli bir yaşın üzerinde olduğunu belirten Koluaçık, dijital medya ve sanal dünyanın yaygınlaştığı bir dönemde gençlere ulaşma yöntemlerinin yeniden gözden geçirilmesi gerektiğini söyledi.
Türk sinemasında Alevilik temsilleri üzerine yaptığı çalışmalardan örnekler veren Koluaçık, Aleviliğin Yeşilçam’dan günümüze sinemada çeşitli biçimlerde yer aldığını ancak bu anlatıların çoğunlukla Alevilerin kendi ürettikleri hikayeler olmadığını ifade etti.
Koluaçık, “Siz kendi hikayelerinizi anlatmazsanız birileri gelir sizin yerinize o hikâyeleri anlatmaya başlar” diyerek Alevilerin kendi medya içeriklerini üretmesinin önemine işaret etti.
Sinemanın insanlar üzerindeki etkisini kendi yaşamından bir örnekle anlatan Koluaçık, gençlik yıllarında izlediği Hacı Bektaş Veli temsilinin kendi Alevilik algısını dahi etkilediğini belirtti. Medyanın kimlik ve inanç algısının oluşumunda güçlü bir araç olduğunu söyleyen Koluaçık, Alevilerin sinema, televizyon ve dijital medya alanlarında daha fazla üretim yapması gerektiğini vurguladı.
PİR VE ANALARIN ANLATILARI GENÇLERE NASIL ULAŞACAK?
Koluaçık, Alevi Ansiklopedisi kapsamında pirler ve analarla gerçekleştirilen video kayıtlarının önemli bir hafıza oluşturduğunu, ancak bu birikimin gençlere hangi yöntemlerle ulaştırılacağının da tartışılması gerektiğini söyledi.
Ansiklopedi bünyesinde 115 video bulunduğunu belirten Koluaçık, uzun söyleşilerden sosyal medya kullanım alışkanlıklarına uygun kısa içerikler hazırlanabileceğini ifade etti.
Koluaçık, pir ve anaların anlatılarından bir veya iki dakikalık videolar hazırlanabileceğini, bu içeriklerin Instagram, TikTok ve YouTube gibi platformlarda paylaşılabileceğini söyledi.
Videoların yalnızca konuşan kişinin görüntüsünden oluşması yerine anlatılan mekânların görüntüleri, fotoğraflar ve farklı görsel malzemelerle zenginleştirilebileceğini belirten Koluaçık, yapay zekânın sunduğu imkânlardan da yararlanılabileceğine işaret etti.
Yeni kuşakların cemlerde pir ve analarla doğrudan karşılaşma imkânlarının geçmişe göre azaldığını belirten Koluaçık, dijital araçların bu kopukluğun giderilmesinde kullanılabileceğini söyledi.
Koluaçık, Alevilerin kamusal alandaki görünürlüğünün yalnızca kendilerine ait medya araçlarına sahip olmalarıyla değil, bu mecralarda kendi sözlerini ve hikâyelerini üretebilmeleriyle mümkün olacağını vurguladı.
İlk oturumda yapılan sunumlar, Alevi Ansiklopedisi’nin dijital hafıza çalışmasının yalnızca tarihsel bilgilerin kayıt altına alınmasıyla sınırlı olmadığını; Arap Alevilerden Roman Alevilere, pir ve anaların sözlü hafızasından genç kuşakların dijital dünyasına kadar farklı deneyimleri bir araya getiren çoğulcu bir bilgi alanı oluşturmayı hedeflediğini ortaya koydu.
PİRHA/DERSİM
Yoruma kapalı.