PİRHA- Demokratik Alevi Derneği (DAD) İzmir Şubesi Eş Başkanı Fırat Dikmen, barış sürecinin toplumsallaşması gerektiğini belirterek, Alevilerin cem ve civatlarında süreci gündeme taşıması çağrısında bulundu. Dikmen, Alevilerin eşit yurttaşlık, anadilde eğitim ve inanç özgürlüğünün yanı sıra Dersim Katliamı’nda yaşamını yitirenlerin mezar yerlerinin açıklanması, itibarlarının iade edilmesi ve değiştirilen şehir, köy ve ilçe adlarının geri verilmesi gibi taleplerinin bulunduğunu söyledi.
Barış ve toplumsal barış sürecine ilişkin PİRHA’ya değerlendirmelerde bulunan Demokratik Alevi Derneği İzmir Şubesi Eş Başkanı Fırat Dikmen, Alevilerin barış sürecini önemsediğini belirtti. Alevilerin sürece ilişkin endişelerinin de bulunduğunu ifade eden Dikmen, bunun geçmişten bugüne yaşananların yarattığı toplumsal hafızadan kaynaklandığını söyledi. Dikmen, “Osmanlı’da oyun bitmez” yaklaşımının yarattığı devletle ilgili güven sorununa işaret ederek, bu endişelerin giderilmesi için somut adımlar atılması gerektiğini vurguladı.
“ALEVİLER KENDİNİ BARIŞIN KURUCU ÖZNESİ HİSSETMELİ”
Alevi inancının ve Yol düsturunun her zaman barıştan yana olduğunu belirten Dikmen, Hacı Bektaş Veli’den örnek vererek, “Bir elinde ceylan, bir elinde aslan; bu iki canlı da tabiatta birbirine av ve avcı olmasına rağmen aynı hak ve hakikatte buluşabiliyorsa barış mümkündür” dedi.
Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nde iki yıldır çatışmasızlığın sürmesinin ve savaşa dayalı göçlerin azalmasının önemine vurgu yapan Dikmen, sürecin daha fazla toplumsallaşması için her bireyin, kurumun ve partinin bunu bir sorumluluk, vicdan ve ahlak meselesi olarak benimsemesi gerektiğini söyledi. Dikmen, bunun hızla hayata geçebilmesi için herkesin bulunduğu yerden söz kurması gerektiğini ifade etti.
Süreci tarihi bir fırsat olarak değerlendiren Dikmen, toplumsallaşması için Alevilerin de cem ve civatlarında, sanatında, edebiyatında ve bulunduğu her alanda süreci gündeme taşıması gerektiğini vurguladı.
Alevilerin yaklaşık yüz yıldır eşit yurttaşlık mücadelesi verdiğini kaydeden Dikmen, bu süreçte taleplerin daha fazla karşılık bulması gerektiğini belirterek, “Bunun için Aleviler hem kendi cem ve civatlarında hem de önemli ibadet günlerinde bunları dillendirmeli ve vicdanen kendisini bu sürecin kurucu öznesi olarak hissetmeli” diye konuştu.
“DEVLET İNKAR VE İMHA PROJELERİNDEN VAZGEÇMELİ”
Barış sürecinin toplumsallaşması konusunda devlete de sorumluluk düştüğünü belirten Dikmen, “Devlet kayyum siyasetinden vazgeçmedi. Ziyaretlerimiz üzerindeki baskılardan, JES projelerinden ve çeşitli inkar ve imha projelerinden vazgeçmeli. Çünkü bunlar sürecin toplumsallaşmasının önünde engel oluşturuyor ve kafa karışıklığı yaratıyor. Devlet bunlardan vazgeçtiği sürece, sürecin toplumsallaşmasının önündeki engellerin kaldırılabileceğini düşünüyorum” ifadelerini kullandı.
Üniversitelerde hak arayan öğrencilerin tutuklanmasına ve örgütlenme özgürlüğünün sınırlandırılmasına dikkat çeken Dikmen, devletin kendi içindeki antidemokratik yapılarla hesaplaşması gerektiğini belirtti.
Gülistan Doku dosyasını örnek veren Dikmen, Doku’nun ailesi, kadınlar ve toplumun baskısıyla devletin adım attığını söyledi.
Müzakere sürecinde tarafların masada eşit koşullarda yer almasının önemine vurgu yapan Dikmen, “Eğer masada eşitlik olmazsa bir esir diyalektiğine gider ama bu esirlik artık kalkmalı. İmralı’ya gidiş gelişler olmalı; aileler, avukatlar yer almalı. Çeşitli basın ve inanç önderleri de gidip orada görüşebilmeli. Yani şartların daha çok eşit seviyeye gelmesi gerekiyor ki süreç toplumsallaşsın” dedi.
“ALEVİLERE KARŞI İŞLENEN SUÇLARLA YÜZLEŞİLMELİ”
Alevilerin Cumhuriyet tarihi boyunca inkar, imha ve asimilasyon politikalarına maruz kaldığını belirten Dikmen, yeni bir toplumsal dönem için geçmişle yüzleşilmesi gerektiğini vurguladı. Alevilerin yaşadığı katliamlar, zorunlu göçler ve asimilasyon politikalarının sorumlularının hukuk önünde hesap vermesi gerektiğini belirten Dikmen, sorumluların uluslararası hukuk mekanizmaları önünde de yargılanması gerektiğini söyledi.
Dikmen, “Çünkü bu yüzleşme olmadığı sürece Cumhuriyet’in bir ayağı hiçbir zaman yere sağlam basmayacak” dedi.
“DERSİM KATLİAMI’NDA YAŞAMINI YİTİRENLERİN MEZAR YERLERİ AÇIKLANMALI”
Alevilerin eşit yurttaşlık, anadilde eğitim ve inanç özgürlüğü başta olmak üzere birçok talebinin bulunduğunu belirten Dikmen; Dersim Katliamı’nda yaşamını yitirenlerin mezar yerlerinin açıklanması, itibarlarının iade edilmesi ve değiştirilen şehir, köy ve ilçe adlarının geri verilmesi gerektiğini söyledi. Dikmen ayrıca ocakların tarihsel ve kültürel haklarının tanınması ve öz örgütlülüğün önündeki engellerin kaldırılması gerektiğini belirtti.
Alevilerin örgütlenmesinin önündeki engellerin kaldırılması ve ziyaretlerin turizm alanı olarak görülmesinden vazgeçilmesi çağrısında bulunan Dikmen, Alevi ocaklarının ve ibadet yerlerinin inanç mekânı olarak kabul edilmesini istedi.
Alevi coğrafyalarındaki JES projelerinden ve kutsal mekânlar üzerindeki ekolojik kırımdan vazgeçilmesi çağrısında bulunan Dikmen, “Ziyaretlerimiz üzerindeki ekolojik kırımlardan vazgeçilmeli. Bunlardan geri adım atılmalı ve bu sürecin hukuka uygun yürütülmesi gerektiğini düşünüyoruz” dedi.
“ALEVİ KURUMLARIYLA DİYALOG KURULARAK ENDİŞELER GİDERİLMELİ”
Alevi kamuoyuna çağrıda bulunan Dikmen, barış sürecinde Pir Sultanlar gibi direniş ruhuna sahip olanların çizgisinden gidilmesi gerektiğini belirterek, Yol’a ters düşen “Hınzır Paşalara” karşı dikkatli olunmasını istedi.
Alevi kurumlarıyla daha fazla diyalog kurularak endişe ve kaygılarının giderilmesi gerektiğini belirten Dikmen, “Aleviler bu ülkenin önemli bir demokratik gücü ve ciddi bir nüfusa sahip. Bu nüfusu ve demokratik gücümüzü süreçle daha fazla birleştirmemiz gerektiğini düşünüyorum. Daha fazla muhatap alınırsak sürecin daha fazla toplumsallaşacağını, devletin de demokrasiye daha duyarlı hale geleceğini düşünüyorum” diye konuştu.
Semra ACAR/İZMİR
Yoruma kapalı.