PİRHA – Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in, “Alevi Bektaşi vatandaşlarımız, ‘Allah Tayyip Erdoğan’dan razı olsun, onun sayesinde insani koşullarda cem yapmaya başladık’ diyorlar.” sözlerine Alevi Dedesi Hüseyin Doğan tepki gösterdi. Cemevlerinin hala anayasal olarak ibadethane statüsünde tanınmadığını vurgulayan Doğan, “Bizim talebimiz yardım değil, eşit yurttaşlık ve inancımızın resmen tanınmasıdır” dedi.
Alevi toplumunun önde gelen isimlerinden Hüseyin Doğan, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in Alevilere ilişkin açıklamalarını değerlendirdi. Doğan, yıllardır dile getirilen temel talebin cemevlerinin anayasal güvence altında ibadethane olarak kabul edilmesi olduğunu belirterek, bugüne kadar atılan adımların bu sorunu çözmediğini söyledi.
“ÇALIŞTAYLARLA BİZİ OYALADILAR”
Geçmişte Cem ibadetlerinin baskılar nedeniyle evlerde, damlarda ve kırsal alanlarda yapılmak zorunda kaldığını hatırlatan Doğan, kendisinin de katıldığı Alevi çalıştaylarının beklentileri karşılamadığını ifade etti.
“Yapılan çalıştaylara ben de katıldım. Ancak Alevilik hala bir inanç olarak kabul görmüyor. Bunu bir kültür olarak görüyorlar. Oysa her inancın elbette bir kültürü vardır ama Alevilik yalnızca kültürel bir unsur değildir. Bizi bir anlamda oyaladılar” dedi.
Doğan, çalıştayların ardından cemevlerinin önemli bir bölümünün Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesindeki Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’na bağlanmasının da bu yaklaşımın bir sonucu olduğunu belirtti.
“SEMAH BİR KÜLTÜREL GÖSTERİ DEĞİL, İBADETTİR”
Hacı Bektaş Veli’nin öğretisini hatırlatan Hüseyin Doğan, semahın ve cem ibadetinin kültürel bir etkinlik olarak değerlendirilmesine karşı çıktı.
“Hacı Bektaş Veli, ‘Semamız, ibadetimiz bir oyuncak değil, bir oyun değil, bir kültür değil; ilahi bir aşktır, bir inançtır’ diyor. Semah bir gösteri değil, ibadetin kendisidir.”
Doğan, devletin Alevi inancına yaklaşımında da önemli bir sorun bulunduğunu belirterek, Alevi dedelerinin “pir” ya da “mürşit” olarak değil, yalnızca “uzman” statüsünde değerlendirilmesinin inancın özünü yok saydığını söyledi.
“Bir kere Alevilerin dedesini pir, rehber ya da mürşit olarak görmüyorlar. Uzman olarak görüyorlar. İbadet yerimizi de bir kültür merkezi gibi değerlendiriyorlar. Bu yaklaşım bizi derinden rahatsız ediyor.”
“CEMEVLERİ ANAYASAL OLARAK İBADETHANE KABUL EDİLMELİ”
Anayasa’da ibadet özgürlüğünün güvence altında olduğuna dikkat çeken Doğan, az sayıda vatandaşın kullandığı ibadet mekânlarının dahi devlet tarafından tanınması gerektiğini söyledi.
Camiler için sağlanan kamu hizmetlerinin cemevlerine uzun yıllar sağlanmadığını belirten Doğan, birçok cemevinin elektrik, su ve diğer temel ihtiyaçlarını yıllarca kendi imkânlarıyla karşılamak zorunda kaldığını ifade etti. Son yıllarda bazı desteklerin verilmesine rağmen bunların sorunun özünü çözmediğini dile getirdi.
“TALEBİMİZ AYRICALIK DEĞİL, EŞİTLİK”
Hüseyin Doğan, Alevilerin beklentisinin ayrıcalık değil, anayasal eşitlik olduğunu vurgulayarak sözlerini şöyle tamamladı:
“Devlet ve hükümet Alevileri gerçekten tanımak istiyorsa, cemevlerinin ibadethane olduğunu kabul etmelidir. Anayasada cami nasıl ibadethane olarak tanımlanıyorsa, cemevleri de aynı statüde tanınmalıdır. Bizim talebimiz budur. Bu gerçekleştiğinde yaşanan sorunların büyük bölümü zaten kendiliğinden çözülecektir. Cemevleri anayasal güvence altına alınana kadar da bu mücadelemizi sürdüreceğiz.”
PİRHA/İSTANBUL

Yoruma kapalı.