PİRHA- DEM Parti Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, öğrenci affında “iltisak ve irtibat” düzenlemesine tepki gösterirken, Barış ve Demokratik Toplum Süreci kapsamında Meclis’e gelmesi beklenen çerçeve yasanın “bir sonuç değil, yeni bir başlangıcın ilk adımı” olduğunu söyledi.
ÖĞRENCİ AFFINDA “İLTİSAK VE İRTİBAT” TARTIŞMASI
Meclis’e iki farklı torba kanunun geleceğini belirten Koçyiğit, bunlardan birinin öğrenci affını da içeren YÖK Kanunu olduğunu söyledi. Teklifte sağlık, vakıf üniversiteleri, teknoloji transferleri ve güvenlik soruşturmalarına ilişkin düzenlemelerin de bulunduğunu belirten Koçyiğit, şöyle konuştu:
“Bu torba yasanın da aslında yine temel hak ve özgürlükleri genişleten, eğitim hakkını büyüten, öğrencilerin sorunlarını çözmeye dönük bir yasa teklifi olmadığını hepimiz biliyoruz. Bu kazanım önemli, özellikle bu konuda da partimizin etkin çalışması ve mücadelesinin etkili olduğunu ifade etmek isterim.”
Öğrenci affında “terör örgütleriyle iltisak ve irtibat” ifadesinin korunmasına tepki gösteren Koçyiğit, düzenlemenin idareye geniş yetki verdiğini belirterek şunları söyledi:
“Özellikle öğrenci affında öğrenciler açısından terör örgütleriyle iltisak ve irtibat gibi son derece muğlak, hiçbir şekilde aslında hukuki belirlilik ilkesi olmayan, yargı kararıyla tescillenmeyen, tamamen idarenin keyfi bakış açısı ve yetkileriyle öğrencinin eğitim hakkını, yani anayasal bir hakkını gasp etmeye dönük bir düzenlemenin hali hazırda bu yasanın içerisinde korunmasını görüyoruz. Bunun kabul edilebilir bir yanı olmadığını söyleyelim. Eğitim temel bir hak, eğitim anayasal bir hak, eğitim idarenin keyfine göre, idarenin takdir yetkisine göre tırpanlanabilecek bir hak değil.”
15 TEMMUZ SONRASI UYGULAMALAR
Koçyiğit, 15 Temmuz 2016 darbe girişiminin ardından “irtibat ve iltisak” gerekçesiyle çok sayıda öğrencinin eğitim hakkının engellendiğini belirtti. Öğrencilerin Anayasa ile güvence altına alınan protesto hakkını kullanmalarının da aynı gerekçeyle karşılarına çıkarıldığını ifade etti.
Koçyiğit, “Bu konuda yeni bir yasal düzenleme, öğrenci affını, öğrencilerin eğitim hakkını bir şekilde onarmaya çalışan bir düzenleme önümüzdeyken bu konuda adım atılmamasının da doğru olmadığını söylememiz gerekir” dedi.
ÇOCUK ADALET SİSTEMİNE İLİŞKİN ELEŞTİRİ
Meclis Genel Kurulu’nda kabul edilen, adli sürece dahil olan çocuklara ilişkin kanun teklifini de değerlendiren Koçyiğit, düzenlemenin yalnızca ceza hukukundaki bazı maddelerin değiştirilmesi üzerinden ele alınamayacağını söyledi.
“Bugün konuştuğumuz şeyi bir teknik madde düzenlemesi, ceza hukukundaki çocuk adalet sistemindeki bir iki maddenin değiştirilmesi olarak ele almak çok yanlış ve yanılgılı bir yaklaşım olacaktır” diyen Koçyiğit, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bugün aslında iktidarın çocuklara nasıl baktığını, çocuk meselesine nasıl yaklaştığını, çocuk ve suç ilişkisini nasıl tanımladığını, nasıl yan yana getirmeye çalıştığını konuşuyoruz. O anlamıyla da aslında çok esaslı, çok temel bir sorunla karşı karşıyayız. Şimdi AKP çocukları hak sahibi bireyler olarak görmek yerine onları aslında toplumsal öfkenin yönlendirileceği özneler haline, hedefler haline getirmeye çalışıyor ve bundaki en önemli sorun da bu meseledeki kendi payını görmemesi ve ıskalaması meselesidir. Bu nedenle önümüzde duran teklif aslında bir tercihin sonucu ve bu tercihin çocuktan yana bir tercih olmadığının altını çizmemiz gerekiyor.”
DEM PARTİ’YE YÖNELİK TEPKİLERE YANIT
Adalet Komisyonu’ndaki görüşmelere değinen Koçyiğit, DEM Parti milletvekillerinin kanun teklifine ilişkin itirazlarını dile getirdiklerini ve çocuk merkezli bir yaklaşım ortaya koyduklarını söyledi.
Koçyiğit, parti ve milletvekillerine yönelik tepkilere ilişkin de şunları söyledi:
“Milletvekillerimiz bu yasaya ilişkin ciddi bir muhalefet ortaya koydular ve DEM Parti olarak çocuğu merkeze alan bakış açımızı da ifade ettiler. Görüş, düşünce, eleştiri ve itirazlarımızı söylediler. Ama görüyoruz ki bazı insanlar acılarını gerekçe yaparak milletvekili arkadaşlarımızı, partimizi hedef haline getiriyorlar. Biz acıya saygı duyan, acıyı paylaşan, her türlü çocuk kaybından, her türlü acıdan acı duyan bir partiyiz. Fakat hiçbir acıya sığınarak ya da bir acı gerekçesiyle partimizin, milletvekili arkadaşlarımızın hedef haline getirilmesini, hakaret edilmesini de kabul etmediğimizi ifade etmemiz gerekiyor.”
YASAYA KARŞI MUHALEFET SÜRECEK
Çocuklarla ilgili düzenlemelerin dar siyasi polemiklere sıkıştırılmaması gerektiğini belirten Koçyiğit, tüm siyasi partilere çocukları merkeze alan bir yaklaşım çağrısında bulundu.
“Siyasetin de bugün gerçek anlamda çocuğu merkeze alan, dar siyasi polemiklere hapseden değil, gerçekten çocuğu merkeze alan bütün siyasi partilerin bir bakış açısıyla bu yasaya yaklaşmaları gerektiğini düşünüyorum” diyen Koçyiğit, “Biz bu anlamıyla bu yasaya karşı sonuna kadar muhalefet edeceğiz” ifadelerini kullandı.
ÇERÇEVE YASA SÜRECİNDE HUKUKİ ZEMİN VURGUSU
Barış ve Demokratik Toplum Süreci kapsamında gündemde olan çerçeve yasaya da değinen Koçyiğit, 27 Şubat’ta Abdullah Öcalan’ın yaptığı çağrı ve ardından örgütün ateşkes ve fesih kararıyla birlikte sürecin hukuki zemininin tartışıldığını söyledi.
Koçyiğit, çerçeve yasanın sürecin sonucu olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirterek şöyle konuştu:
“Çerçeve yasa 50 yıllık bir çatışmanın ardından aslında tarihi bir eşiktir. 50 yıllık çatışmalı, tarihi bir sorunu konuşuyoruz. 27 Şubat’ta Sayın Öcalan’ın çağrısı, özellikle örgütün ateşkes ve fesih kararıyla Barış ve Demokratik Toplum Süreci aslında hukuki zemine taşınma tartışmalarını yaşıyor. Meclis’e gelmesi beklenen çerçeve yasayı bir sonuç olarak ifadelendiren yaklaşımlar var. Oysa ki bu çerçeve yasa bir sonuç değil. Aksine yeni bir başlangıcın ilk adımını oluşturuyor.”
Kürt meselesinin tek bir yasayla çözülemeyeceğini belirten Koçyiğit, yasanın kapsamına ilişkin şunları söyledi:
“100 yıllık Kürt meselesi elbette ki tek yasayla çözülmeyecektir. Ancak doğru iradeye yansıyan ilk doğru adım sorunun çözülmesine ve gerçek anlamda kalıcı barışın tesis edilmesine çok büyük bir katkı sunacaktır. O anlamıyla yasanın kategorik ayrımlar içermemesi ve barış sürecine katılmak isteyenlere kapsayıcı bir kapı aralaması gerekmektedir. Bu yasa demokratik siyasete katılımı, dönüşleri ve silahların devreden çıkarılmasını hukuki güvenceye bağlamalıdır.”
YASANIN HAZIRLIK SÜRECİNDE UZLAŞI ÇAĞRISI
Çerçeve yasanın içeriği kadar hazırlanma yönteminin de önemli olduğunu belirten Koçyiğit, geniş bir istişare ve uzlaşı zemini oluşturulması gerektiğini ifade etti.
“Barış hukukunu arıyor. Süreç hukukunu arıyor” diyen Koçyiğit, “İçerik kadar bu içeriğin hazırlanma yöntemi, yasanın yapım yönteminin de önemli olduğunu ifade etmeliyiz. Bu nedenle olabildiğince geniş bir istişare zemininin olması, geniş bir uzlaşı arayışının mutlaka yapılması ve ortak akılla şekillenen bir yasanın Meclis’e, Genel Kurul’a gelmesini de önemsediğimizi ifade etmemiz gerekiyor” dedi.
Meclis’te bulunan siyasi partilere de çağrıda bulunan Koçyiğit, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Gerçekten tarihi bir sorunu konuşuyoruz. 100 yıllık bir sorunu, 40 küsur yıldır çatışmalı geçen bir sorunu geride bırakmayı, Türkiye’nin en önemli sorununu demokratik ve barışçıl bir şekilde çözmeyi konuşuyoruz. Bu nedenle dar, güncel tartışmalara hapsolmadan, gerçek anlamda dar parti çıkarlarına hapsetmeden bu sorunu ele almak ve bu soruna bu çerçeveden, bu bakış açısıyla yaklaşmak önemli.”
“FARKLI GÖRÜŞLER MECLİS’TE TARTIŞILSIN”
Sürece ilişkin farklı görüş ve itirazların olabileceğini belirten Koçyiğit, bunların Meclis zemininde dile getirilmesi gerektiğini söyledi:
“Elbette ki herkesin bizim gibi düşünmesini, süreci bizim gibi ele almasını beklemiyoruz. Farklı görüşler, farklı düşünceler, eleştiriler, öneriler, itirazlar olacaktır, olmalıdır da. Bunların her birinin Meclis zemininde ifade edilmesi ve bu anlamıyla yapıcı bir katkı olarak sürece katkı sunması beklentimizi de ifade etmemiz gerekiyor.”
Yasa yapımıyla sürecin tamamlanmayacağını belirten Koçyiğit, “Yasa önemli bir başlangıç olacak, önemli bir kapı aralayacak ve bu kapıyı sonuna kadar açmak için sonrasında da daha fazla çalışmamız ve bir dizi yasayı da birlikte konuşmamız gerekir” dedi.
MECLİS İÇİN İZLEME VE TAKİP KURULU ÖNERİSİ
Çerçeve yasanın uygulanması aşamasında Meclis’in sorumluluk üstlenmesi gerektiğini belirten Koçyiğit, tüm siyasi partilerin temsil edileceği bir “barış izleme ve takip kurulu” oluşturulmasını istedi.
“Yasanın uygulama sürecinde de yine Meclis’in sorumluluk alması gerekiyor. O anlamıyla Meclis çatısı altında tüm siyasi partilerin temsil edildiği bir barış izleme ve takip kurulu oluşturulmalıdır” diyen Koçyiğit, kurulun süreci takip eden, sorunları erken tespit eden ve diyaloğu kolaylaştıran çoğulcu bir yapıda olması gerektiğini söyledi.
Çerçeve yasanın ardından başka yasal değişikliklerin de gündeme gelmesi gerektiğini belirten Koçyiğit, “İnfaz Kanunu, TCK, Terörle Mücadele Kanunu başta olmak üzere demokratikleşmeyi engelleyen mevzuatta da köklü değişiklikler yapılması gerekiyor” dedi.
“SİYASET KURUMU SORUMLULUK ALMALI”
Koçyiğit, sürece ilişkin eksiklikleri dile getirmenin süreci zayıflatmak anlamına gelmediğini belirterek, kalıcı barış için siyaset kurumunun sorumluluk alması gerektiğini söyledi.
“Eksiklikleri söylemek, süreci zayıflatmak değil, kalıcı ve onurlu barışı mümkün kılmak için sorumluluk almaktır. Biz bu sorumluluğu ilk günden aldık. Bugün de bu sorumlulukla davrandığımızı ve cümle kurduğumuzu ifade etmemiz gerekiyor” diyen Koçyiğit, konuşmasını şu sözlerle sürdürdü:
“Türkiye’nin önünde tarihi bir fırsat var ve bu tarihi fırsatı değerlendirmek için de sabır, cesaret, doğru muhataplık ve güçlü demokrasi iradesi gerekmektedir. Siyasetin gerçekten var olan kalıpların dışına çıkması, var olan ezberlerini aşması ve yeniyi kurmak için de cesur olması, cesaretle adım atması gerekiyor. Eskinin aklıyla, eskinin zihniyle, eskinin bakış açısıyla yeniyi kurmamız mümkün değildir. Bugün yeni bir Türkiye’yi konuşuyorsak o zaman yeni bir dile, yeni bir bakış açısına ve yeni güçlü adımlara ihtiyacımız olduğunu ifade etmek isterim.”
HABER MERKEZİ
Yoruma kapalı.