PİRHA-Kürmeş Köyü’nde lavanta yetiştiren Güleser Öz, toprakla kurduğu ilişkiyi toprağın özüyle buluşma olarak değerlendiriyor ve ekliyor: “Toprağa bile zor dokunduğunuz şehirlerden buraya geliyorsunuz ve çalışmaya başlıyorsunuz, yoruluyorsunuz, ter döküyorsunuz ama keyifli. Toprağa dokunmanın keyfi, hazzı gerçekten başka.”
Lavanta, ballıbabagiller (Lamiaceae) familyasından Lavandula cinsini oluşturan Akdeniz kökenli bitki türlerinin ortak adıdır. Rahatlatıcı ve antiseptik özellikleri ile stres, uyku problemleri, cilt rahatsızlıkları ve sindirim sorunlarına iyi gelen çok yönlü bir bitki olan lavanta, hem çayı hem de yağı sayesinde çeşitli sağlık ve bakım ihtiyaçlarında doğal bir destek olarak kullanılıyor.
Mor çiçekleriyle görsel bir şölende sunan lavanta, Dersim’de yetiştirilmeye başlandı. Dersim’in Pertek ilçesine bağlı Kürmeş (Aşağıgülbahçe) Köyü’nde lavanta yetiştiren Güleser Öz adlı yurttaş, köye yerleşme ve lavanta yetiştiriciliğine dair ajansımıza konuştu.
“EMEK VERİRSENİZ MUTLAKA BİR ŞEKİLDE KARŞILIĞINI VERİR”
Gümüşhane Kelkitli olan Güleser Öz, Anadolu’nun kendisi için özel coğrafya olduğunu söyledi. Katar’dan Dersim’e uzanan yolcuğunu anlatan Güleser Öz, “Katar çok kısıtlı imkanları olan bir yer. Yani istediğiniz zaman istediğiniz şeye ulaşamıyorsunuz. Çamurla buluşmaya başladıktan sonra ilk yaz biz Kurmeş köyüne geldik. Burada eşimin arazileri vardı. Bunlar içerisinde buğday ekiliyordu. Zaten normal herkesin geleneksel olan buğday ekimi vardı. Bizim toprağımız çok verimli. Yani toprak size hainlik yapmaz. Siz eğer emek verirseniz mutlaka bir şekilde karşılığını verir” dedi.
“Burada lavanta yetişmez mi?” sorusunu kendisine sorduğunu ve bunun üzerine lavanta yetiştiriciliği üzerine araştırma yaptığını aktaran Güleser Öz, ilk lavanta fidesini 2023 yılında ektiklerini ifade etti.
“ASIL VERİMİ ÜÇÜNCÜ YILDA ALMAYA BAŞLAYACAĞIZ”
İlk yıllarında yaşadıkları zorluklara işaret eden Güleser Öz, “İlk yıl çok fazla hasat alamadık. Daha çok otlarla mücadele oldu. Emek verdikten sonra her şey oluyor gerçekten. Bu sene ikinci yılımız. Asıl ikinci verimden sonra yetişmeye başlıyor. Angustifolia cinsini aldık. Bu hem burada yetişmeye en uygun cins. Aynı zamanda yağ oranı da, yani yağ esansı da kaliteli olan bir yağ. Asıl verimi üçüncü yılda almaya başlayacağız” diye belirtti.
“TOPRAĞA DOKUNMANIN KEYFİ BAŞKA”
Tarlanın yanında bulunan evi seramik ve torna atölyesine çevirmenin hayalini kurduğunu dile getiren Güleser Öz, “Bunlar şu anda kafamızdaki hayaller ama buna yönelik çalışmalarımız da var. Aslında seramik zaten bir toprak. Hani çocukluğumdan beri hep toprakla haşır neşir olmuşumdur. Ama tabii ki metropolde yaşıyorsunuz. Beton içerisindesiniz. Toprağa bile zor dokunduğunuz bir yerden buraya geliyorsunuz ve çalışmaya başlıyorsunuz, yoruluyorsunuz, ter döküyorsunuz ama keyifli. Toprağa dokunmanın keyfi, hazzı gerçekten başka. Sonrasında en azından şehirde yaşadığınız o stres gibi akşam sizi yeniden yoran bir stres değil. Tam tersine çok keyifli bir uyku uyuyorsunuz. Sabaha daha dinç uyanıyorsunuz” ifadelerine yer verdi.
“HEYECANIMIZ BÜYÜK”
Toprakla kurduğu ilişkiyi toprağın özüyle buluşma olarak değerlendiren Güleser Öz, şunları dile getirdi:
“Toprak ana ile buluşmam iki yönlü oldu. Hem seramikle buluştum. Hem gerçekten toprağın özüyle buluştum. Keyifli tecrübe oldu benim için.
Lavanta tek başına sadece lavanta değil tabii ki. Yağı, suyu birçok ürün yapabiliyorsunuz. Kozmetik alanında kullanabiliyorsunuz aynı zamanda. Ben şu anda yavaş yavaş sabununu yapmaya başladım. Kolonyasını yapmaya başladım. Losyonunu yapmaya başladım. Çeşit zamanla artacak. Tabii biraz da bunun üzerine uzmanlaşmak gerekiyor açıkçası. Böyle çok amatör bir şey de yapmak istemiyorum. Amatör ruhla gerçekten profesyonel bir çalışma yapmak istiyoruz. Heyecanımız büyük.”
Nuray ATMACA/DERSİM
Yoruma kapalı.