PİRHA- 19. Geleneksel Cogi Baba Kültür ve Doğa Festivali, 12 Temmuz’da başlıyor. Tertip Komitesi yaptığı açıklamada, “ogi Baba; Koçgiri’nin hafızasıdır, inancıdır, vicdanıdır, toplumsal birikimidir, kendisi olma iradesidir. Gelin; kimliğimize sahip çıkmak için, inancımıza sahip çıkmak için, dilimize sahip çıkmak için, sularımıza, meralarımıza ve dağlarımıza sahip çıkmak için, köylerimizde yaşamı yeniden büyütmek için, barışı savunmak için, demokrasiyi savunmak için, eşit yurttaşlığı savunmak için, halkların kardeşliğini büyütmek için 12 Temmuz’da Cogi Baba’da buluşalım” dedi.
19. Geleneksel Cogi Baba Kültür ve Doğa Festivali Tertip Komitesi yazılı açıklama yaparak, “Yeniden buluşmak, kültürümüze, doğamıza sahip çıkmak ve geleceğimizi inşa etmek için festivalde buluşalım” dedi.
“DİLİNİ, KÜLTÜRÜNÜ, HAFIZASINI VE ONURUNU KORUYARAK BUGÜNE ULAŞMIŞ BİR HALKTIR”
Yapılan açıklamada, festivallerdeki buluşmalarda yalnızca insanları bir araya getirmediğini, halkın hafızasını ayağa kaldırdığı vurgulanan açıklamada, “Geçmiş ile gelecek arasında köprü kurar. Dağılmış olanı yeniden buluşturur. Unutulmak isteneni yeniden görünür kılar. Cogi Baba yüzyıllardır böylesi bir buluşmanın adıdır. Bu nedenle bizler için Cogi Baba yalnızca bir ziyaret yeri değildir. Yalnızca bir festival alanı değildir. Yalnızca yılda bir kez gidilen bir mekân değildir. Cogi Baba; Koçgiri’nin hafızasıdır, inancıdır, vicdanıdır, toplumsal birikimidir, kendisi olma iradesidir. Aynı zamanda inkâra rağmen var olmuş bir halktır. Kimliğini koruyarak var olmuş bir halktır. İnancını yaşatarak var olmuş bir halktır. Dilini, kültürünü, hafızasını ve onurunu koruyarak bugüne ulaşmış bir halktır” denildi.
ORTAK İRADE VURGUSU!
Yüzyıllar boyunca Koçgiri coğrafyasında farklı biçimlerde baskılar yaşandığı aktarılan açıklamada, “İnkâr politikaları yaşandı. Asimilasyon politikaları yaşandı. Göçler yaşandı. Yoksulluk yaşandı. Köyler boşaldı. İnsanlarımız dünyanın dört bir yanına dağıldı. Ancak bütün bunlara rağmen halkımız varlığını korudu. Çünkü gücümüz yalnızca yaşadığımız coğrafyada değil, birbirimize duyduğumuz bağlılıkta saklıydı. Çünkü bizi ayakta tutan yalnızca dağlarımız değil, kuşaktan kuşağa taşıdığımız ortak hafızamızdı. Çünkü direncimizin kaynağı yalnızca geçmişimiz değil, geleceğe dair koruduğumuz umut ve ortak iradeydi” ifadelerine yer verildi.
“İRADE BEYANIDIR”
Açıklamanın devamında şunlar ifade edildi:
“Bugün ise yeniden önemli bir tarihsel eşikte bulunuyoruz. Bir yandan halklar arasında düşmanlıklar büyütülüyor. Savaşlar vahşetler yaygınlaşıyor. Emperyalizmin kan ve sömürü politikaları geleceğimize göz dikiyor.
Bir yandan kimlikler birbirine karşı kışkırtılıyor. Bir yandan doğa talan ediliyor. Sular kirletiliyor. Meralar yok ediliyor. Ormanlar ve dağlar madencilik adı altında rant projelerinin hedefi haline getiriliyor. Diğer yandan toplum yalnızlaştırılıyor. İnsanlar birbirinden koparılıyor. Ortak yaşam değerleri aşındırılıyor.
Tam da böyle bir dönemde Cogi Baba’da buluşmak yalnızca kültürel bir faaliyet değildir. Bu buluşma aynı zamanda bir irade beyanıdır. Kimliğimize sahip çıkma iradesidir. İnancımıza sahip çıkma iradesidir. Dilimize sahip çıkma iradesidir. Doğamıza sahip çıkma iradesidir. Toplumsal hafızamıza sahip çıkma iradesidir. Ve demokratik bir geleceği birlikte kurma iradesidir. Bizler inancımızın bu topraklarda yüzyıllardır taşıdığı hakikat, rızalık, paylaşım ve eşitlik değerlerine sahip çıkıyoruz. İnancımızı özgürce yaşatmayı savunuyoruz. Ancak aynı zamanda biliyoruz ki gerçek özgürlük yalnızca kendi inancımız için talep edildiğinde eksik kalır.
Bu nedenle bütün inançların özgürlüğünü savunuyoruz. Bütün halkların eşitliğini savunuyoruz. Bütün dillerin yaşama hakkını savunuyoruz. Çünkü farklılıklarımızın tehdit değil zenginlik olduğuna inanıyoruz. Bizler kendi kimliğimize sahip çıkarken başka kimliklere düşmanlık üretmiyoruz. Tam tersine; bütün halklara dostluk elimizi uzatıyoruz. Bütün halklara barış elimizi uzatıyoruz. Bütün halklara kardeşlik elimizi uzatıyoruz. Çünkü biliyoruz ki bu topraklarda kalıcı bir barış ancak eşit yurttaşlık temelinde kurulabilir. Kalıcı bir demokrasi ancak bütün halkların, bütün inançların ve bütün kimliklerin eşit kabul edildiği bir düzende mümkündür.”
“BU SES; BARIŞIN SESİDİR”
Cogi Baba’nın sesinin yalnızca Koçgiri’nin sesi olmadığına dikkat çekilen açıklamada, “Bu ses; barışın sesidir, demokrasinin sesidir, eşit yurttaşlığın sesidir, halkların kardeşliğinin sesidir. Bu ses; inkâra karşı hakikatin, ayrımcılığa karşı eşitliğin, savaşa karşı barışın, talan ve rant politikalarına karşı doğanın sesidir. Bugün aynı zamanda köylerimizi yeniden düşünmek zorundayız. Boşalan köylerimizi, yalnızlaşan yaşamlarımızı, koparılan toplumsal bağlarımızı yeniden kurmak zorundayız. Koçgiri’nin geleceği yalnızca büyük şehirlerde kurulamaz. Bu coğrafyada yeniden üretimin güçlenmesi gerekir. Gençlerin topraklarıyla bağ kurması gerekir. Kadınların bilgi ve emeğinin görünür olması gerekir. Doğanın korunması gerekir. Suyun yaşam hakkı olarak savunulması gerekir. Kutsal mekânlarımızın korunması gerekir. Çünkü geleceğini kuramayan halklar geçmişlerini de koruyamazlar” denildi.
“HALKLARIN EŞİT VE ÖZGÜR YAŞAYACAĞI BİR GELECEK İÇİN BULUŞUYORUZ”
“Bizler geçmişe kapanmak için değil, geleceği kurmak için buluşuyoruz” denilen açıklamada, Çocuklarımıza daha özgür bir yaşam bırakmak için buluşuyoruz. Doğamızı korumak için buluşuyoruz. Demokratik bir toplum özlemini büyütmek için buluşuyoruz. Halkların eşit ve özgür yaşayacağı bir gelecek için buluşuyoruz. Sömürünün yok edildiği, işçi, emekçi, emekli, öğrencilerin, kadınların onurlu bir yaşamda buluştuğu örgütlü bir toplum için buluşuyoruz.”
“EŞİT YURTTAŞLIĞI SAVUNMAK İÇİN…”
Festivale katılım çağrısında bulunan Tertip Komitesi, “Gelin; Kimliğimize sahip çıkmak için, inancımıza sahip çıkmak için, dilimize sahip çıkmak için, sularımıza, meralarımıza ve dağlarımıza sahip çıkmak için, köylerimizde yaşamı yeniden büyütmek için, barışı savunmak için, demokrasiyi savunmak için, eşit yurttaşlığı savunmak için, halkların kardeşliğini büyütmek için 12 Temmuz’da Cogi Baba’da buluşalım. Birlikte söyleyeceğimiz her türkü, paylaşacağımız her lokma, kuracağımız her muhabbet, çekeceğimiz her halay; yalnızca geçmişe değil, geleceğe verilmiş ortak bir söz olacaktır” dedi.
HABER MERKEZİ
Yoruma kapalı.