Alevi Haber Ajansi

Mersin Cemevi’nde Muharrem Muhabbetinde ‘Dört Kapı Kırk Makam’ anlatıldı-VİDEO

PİRHA- Yası Kerbela Orucu nedeniyle Mersin Cemevi’nde bir araya gelen yurttaşlar oruçlarını açtı. Muharrem sohbetinde ‘Alevilikte Dört Kapı Kırk Makam’ anlatıldı. 

Alevi toplumu Yası Kerbela Orucu tutmaya devam ediyor. Mersin Cemevi’nde bir araya gelen yurttaşlar oruçlarını açtı. Zakir Göksel Köse, deyiş ve nefesler okurken, semah dönüldü.

Mersin Cemevi İnanç Kurulu Üyesi Mehmet Ali Akpınar, Muharrem sohbetinde ‘Alevilikte Dört Kapı Kırk Makam’ anlattı.

‘Dört Kapı Kırk Makam’ın insanın kendisini tanıma, nefsini terbiye etme, gönlünü temizleme, topluma faydalı olma ve en sonunda İnsan-ı Kâmil olma yolculuğu olduğunu vurgulayan Akpınar, “Yani olgun insan. Edepli insan. Adaletli insan. Merhametli insan. Kibirden uzak insan. Gönül kırmayan insan. Kendisi için istediğini başkası için de isteyen insan” dedi.

Dört kapının, Şeriat, Tarikat, Marifet ve Hakikat Kapısı olduğunu dile getiren Akpınar, “Her kapının on makamı vardır. Dört kapı, kırk makam eder. Bu kırk makam insanın hamlıktan olgunluğa, benlikten birliğe, nefsinden Hakk’a doğru yürüyüşüdür” diye konuştu.

“ADALET İÇİN, İNSANLIK ONURU İÇİN, HAKİKAT İÇİN AYAĞA KALKTI”

“Alevi inancında yalnız insan değil, bütün varlık candır” diyen Akpınar, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Ağaç candır. Su candır. Toprak candır. Hayvan candır. Doğa bize emanet edilmiştir. Bugün çevreyi kirletmek, suyu israf etmek, ağacı kesmek, hayvana eziyet etmek yalnızca çevre sorunu değildir. Bu aynı zamanda Yol sorunudur. Çünkü Hak, yarattığı her varlıkta tecelli eder.

Tarikat, yol demektir. Yola girmek demektir. İkrar vermek demektir. Sadece bilmek yetmez. Bildiklerini hayatına geçirmek gerekir. Bir insan dürüstlükten söz edebilir. Ama zor durumda kaldığında yalan söylüyorsa henüz yolu içselleştirmemiştir. Bir insan adaletten söz edebilir. Ama menfaati bozulunca adaleti unutuyorsa henüz yolun tadını almamıştır. Tarikat Kapısı insanın kendi nefsini terbiye ettiği kapıdır.

Yalnızca “ben kimseye karışmam” demek yetmez. Haksızlık karşısında susmamak gerekir. Mazlumun yanında durmak gerekir. Komşusu açken tok yatmamak gerekir. Bir can dara düştüğünde elinden tutmak gerekir. Hz. Hüseyin’in yolu budur. Hüseyin yalnızca kendi canı için değil, adalet için, insanlık onuru için, hakikat için ayağa kalktı.

Marifet Kapısı insanın kendisini tanıma kapısıdır. Şeriat Kapısı’nda insan doğruyu öğrenir. Tarikat Kapısı’nda doğruyu yaşamaya başlar. Marifet Kapısı’nda ise kendini bilir. Kendini bilen insan haddini bilir. Haddini bilen insan kimseyi hor görmez. Marifet çok konuşmak değildir. Marifet çok bilmiş görünmek değildir. Marifet başkasına ders vermek değildir. Marifet insanın kendi eksikliğini görebilmesidir.

Hakikat Kapısı yolun zirvesidir. Bu kapı sözün bittiği, hâlin konuştuğu kapıdır. Hakikat Kapısı’na ulaşan insan artık yalnız kendisini düşünmez. Yalnız ailesini, yalnız kendi toplumunu, yalnız kendi inancını düşünmez. Bütün insanlığı düşünür. Bütün canlıları düşünür. Bütün varlığı Hakk’ın emaneti olarak görür. Hakikat Kapısı’nda insan ayrımı aşar. Benlikten birliğe geçer. Kibirden tevazuya geçer. Dıştan içe geçer. Görüntüden öze geçer.

Hakk’a ulaşmak, İnsan-ı Kâmil mertebesidir. Bu ulaşmak mekânsal bir varış değildir. İnsan ölmeden önce ölür. Benliğini öldürür. Kibrini öldürür. Hırsını öldürür. Kinini öldürür. Nefsini terbiye eder. Ve gönlünde Hakk’a yer açar. Hakikat Kapısı bize şunu öğretir: Hak uzaklarda değildir. Hak, adalette görünür. Hak, merhamette görünür. Hak, rızalıkta görünür. Hak, kırılmayan gönülde görünür.”

Konuşmanın ardından çerağlar sırlandı.

PİRHA/MERSİN

 

Bunları da beğenebilirsin

Yoruma kapalı.