Alevi Haber Ajansi

HBVAKV Yeşilkent Şube Başkanı Aslan Uzun: Okullara mescit talimatı ayrımcılığı derinleştirir-VİDEO

PİRHA- Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Yeşilkent Şube Başkanı Aslan Uzun, İstanbul Valiliği’nin okullara mescit yapılması talimatını “yanlış bir karar” olarak nitelendirerek öğrenciler arasında ayrımcılığa yol açabileceğini söyledi. Uzun, Alevi kutsal mekânlarına yönelik son saldırıların da şeffaf biçimde soruşturulması çağrısında bulundu.

İstanbul Valiliği’nin kaymakamlıklara gönderdiği, yeni yapılacak okul ve eğitim kurumlarının proje ve planlamalarında mescit alanı oluşturulmasını içeren talimatına Alevi kurumlarının tepkileri sürüyor.

Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Yeşilkent Şube Başkanı Aslan Uzun, kararın laik devlet ilkesiyle bağdaşmadığını belirterek devletin din işlerine müdahil olmaması gerektiğini söyledi. Uzun, konuya ilişkin değerlendirmelerinin yanı sıra son dönemde Alevi kutsal mekânlarına yönelik saldırılar hakkında da görüşlerini paylaştı.

“DEVLETİN DİNİ ADALET OLMALI, MESCİT AÇMAK DEĞİL”

Kararın Sünni vatandaşları hedef alan bir eleştiri olmadığını vurgulayan Uzun, asıl itirazlarının devletin bu yönde bir uygulamaya gitmesi olduğunu ifade etti. Hz. Ali’nin öğretisine atıfta bulunarak devletin dininin adalet olması gerektiğini söyleyen Uzun, zorunlu din dersine de her zaman karşı olduklarını hatırlattı.

İnancın bireysel bir mesele olduğunu belirten Uzun, insanların dini inançlarını cami, cemevi ya da kilisede yaşayabileceğini ifade ederek, “Devletin görevi okullarda mescit açmak olmamalı” dedi.

Türkiye’de yaklaşık 25 milyon Alevi yurttaş bulunduğunu belirten Uzun, Alevilerin büyük bölümünün çocuklarının okulda mescitte namaz kılmasını istemediğini söyledi. Okul, hastane ve askeriye gibi kurumların siyaset ve din üstü alanlar olması gerektiğini vurgulayan Uzun, bu kurumlarda din ve siyasetin yer almaması gerektiğini, aksi halde toplumsal barışın zarar göreceğini dile getirdi.

“ÖĞRETMEN NOT VERİRKEN MESCİDE GİDİYOR MU DİYE KONTROL EDECEK”

Kararın okullarda öğrenciler arasında yeni bir ayrımcılık yaratabileceğini belirten Uzun, uygulamanın öğretmenlerin öğrencilere yaklaşımını da etkileyebileceği kaygısını dile getirdi.

Toplumdaki ekonomik eşitsizliklerin yanına inanç temelli ayrımcılığın da eklenebileceğini söyleyen Uzun, mescide gitmeyen bir Alevi öğrencinin öğretmeni tarafından adil değerlendirilip değerlendirilmeyeceği konusunda endişe duyduğunu ifade etti.

Uzun ayrıca Alevilerin kamu görevlerine atanmasında da eşitsizlik yaşandığını öne sürerek, 81 ilde Alevi kökenli vali ya da emniyet müdürü bulunmadığını belirtti.  Geçmişte hâkimlik-savcılık sınavında yüksek puan alan bir adayın kimliği nedeniyle elendiğini, daha düşük puanlı bir adayın savcı olarak atandığını ifade eden Uzun, “Vergi dairesinde eşitiz, askerlikte eşitiz ama devletin yönetme pozisyonlarında kimliğimizden dolayı ikinci sınıfız” dedi.

“SONUÇ ALAMAZSAK PROTESTO HAKKIMIZI KULLANIRIZ”

Çevredeki cemevleriyle istişare halinde olduklarını belirten Uzun, ilerleyen süreçte saha toplantıları yaparak İstanbul Valisi’nden randevu talep edeceklerini söyledi.

Taleplerine yanıt verilmemesi halinde demokratik protesto haklarını kullanacaklarını belirten Uzun, eşit yurttaşlık talebini yineleyerek devletin hiçbir inanca pozitif ayrımcılık yapmaması gerektiğini ifade etti.

“Alevilik inancına dahi pozitif ayrıcalık tanınsa bunu kabul etmeyiz” diyen Uzun, devletin bütün inançlara eşit mesafede durmasının esas olması gerektiğini vurguladı.

“GEÇMİŞTE ALEVİLERE SALDIRILIYORDU, BUGÜN HEDEF KUTSAL MEKÂNLAR”

Mayıs ayında Düzgün Baba ve Elif Ana türbelerine, geçtiğimiz hafta ise Antep’teki Seyit Hacı Kureyş Türbesi’ne yönelik saldırıları da değerlendiren Uzun, geçmişte doğrudan Alevilerin hedef alındığını, bugün ise saldırıların Alevi inancının kutsal mekânlarına yöneldiğini söyledi.

“Önceleri Alevilere saldırıyorlardı, şimdi Aleviliğe saldırıyorlar” diyen Uzun, türbelerin hedef alınmasının Alevi toplumunu inanç köklerinden koparmayı amaçladığının altını çizdi.

1993 Sivas Katliamı’nın ardından Alevi toplumunun büyükşehirlerde daha güçlü örgütlendiğini ve cemevleri kurduğunu hatırlatan Uzun, kendisinin de Yozgat’taki Veli Baba Ocağı’nın talibi olduğunu ve çocuklarıyla birlikte düzenli olarak ziyaret ettiğini söyledi.

Türbelere yönelik saldırıların insanları bu mekânlardan uzaklaştırmayı hedeflediğini belirten Uzun, bunun gelecek kuşakların inanç merkezleriyle bağlarının kopmasına ve asimilasyonun kolaylaşmasına yol açabileceğini savundu.

Uzun, devletin bu saldırıları kısa sürede aydınlatabilecek kapasiteye sahip olduğunu belirterek soruşturmaların şeffaf yürütülmesi ve faillerin cezalandırılması çağrısında bulundu.

“Devletimiz bunu ortaya çıkarır, yargılar ve şeffaf bir şekilde gereğini yaparsa biz de deriz ki bu devlet bizi de koruyor” diyen Uzun, sözlerini Hz. Ali’ye atfedilen şu ifadeyle tamamladı:

“Bin defa mazlum olsan da bir defa zalim olma.”

Fırat ALTINTAŞ/PİRHA

Bunları da beğenebilirsin

Yoruma kapalı.