PİRHA- İHD İstanbul Şube Başkanı Avukat Jiyan Tosun, yeni yasama yılının ilk günlerinde Meclis’in insan hakları karnesini değerlendirdi. Tosun, öncelikli başlığın cezaevleri olduğunu belirtirken, ifade özgürlüğü ile AYM ve AİHM kararlarında sorunun yasal boşluktan değil, yürütmenin tutumundan kaynaklandığını söyledi.
Meclis, 1 Ekim itibarıyla yeni yasama yılına başladı. Tatil öncesinde çerçeve yasayı kabul eden Meclis’i bu dönemde “Barış ve Demokratik Toplum Süreci”, cezaevleri, ifade ve toplantı özgürlüğü ile yargı kararlarının uygulanması başlıkları bekliyor.
İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şube Başkanı Avukat Jiyan Tosun, yeni dönemin insan hakları gündemini ve Meclis’in süreçteki rolünü değerlendirdi.
“CEZAEVLERİYLE İLGİLİ CİDDİ DÜZENLEMELER GEREKİYOR”
Tosun, yeni yasama yılında insan hakları alanında öncelikli yasal düzenlemelerin öncelikle cezaevleri konusunda yapılması gerektiğine işaret etti: “Öncelikle cezaevleriyle ilgili ciddi düzenlemeler yapılması gerekiyor. En öncelikli şeylerden birisinin bu olduğunu düşünüyoruz.”
İfade özgürlüğünde ise yeni bir yasaya ihtiyaç olmadığını, asıl sorunun mevcut düzenlemelerin uygulanma biçimi olduğunu söyleyen Tosun, yürütmenin açıklamalarına dikkat çekti:
“İfade özgürlüğüyle ilgili yasal bir düzenlemeye aslında gerek yok ama son dönemde daha önce yapılan düzenlemeler ciddi anlamda uygulamanın kendisinde kötü niyetli olarak kullanılıyor. Burada da aslında mecliste yapılan, özellikle Adalet Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı ve diğer yürütme grubundakilerin ifade özgürlüğünü kısıtlayacak, kısıtlanmasını destekleyecek açıklamalarına bir son verip yeni dönemde bu konunun, yani özellikle ifade özgürlüğünün güçlendirilmesi konusunda ciddi bir sorumluluk alması gerektiğini düşünüyoruz ama bu yönde bir iradenin oluşabileceğini görmüyoruz.”
Tosun, toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkındaki kısıtlamaların da idare eliyle sürdüğünü belirterek milletvekillerine, özellikle de muhalefete çağrıda bulundu:
“Sokaklarda özellikle toplantı ve gösteri yürüyüşüne getirilen ciddi kısıtlamalar söz konusu, yine idare eliyle. Bunun da aslında Meclis’te bu konulara önem verilmesi, uygulamanın kendisinin değişmesi konusunda milletvekillerinin bu yönde bir baskı yapması gerektiğini düşünüyoruz. Özellikle muhalefet grubunun.”
“KANUN SON DERECE AÇIK, BU BİR TARTIŞMA KONUSU BİLE DEĞİL”
AİHM ve AYM kararlarının uygulanması için Meclis’e düşen sorumluluğu değerlendiren Tosun, Adalet Bakanı’nın Meclis açılmadan önceki açıklamasını hatırlatarak, yeni bir çalışmaya gerek olmadığını vurguladı:
“Adalet Bakanının Meclis açılmadan önce bir açıklaması vardı. Anayasa Mahkemesi kararlarının uygulanmasına dönük bazı çalışmalar yapılacağını söyledi. Oysa hiçbir çalışma yapılmasına gerek yok. Kanun son derece açık ve herkes bu kanunlara göre hareket etmek zorunda ama bugüne kadar ne yazık ki tam aksi uygulamalar olduğunu görüyoruz. Uygulanmıyor. Uygulanmamasını yine destekleyen, yürütme erkinin kendisinin bu yöndeki telkinleri olduğunu görüyoruz.”
Tosun’a göre sorunun kaynağı yargı bağımsızlığının eksikliği ve çözüm de yasal değil, siyasi:
“Burada ciddi bir yargı bağımsızlığının olmamasından kaynaklı olarak Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları ve AİHM’in pozitif yönde verdiği kararlar uygulanmıyor. Bunu da değiştirecek şey kanunlarda bir düzenleme yapılması değil. Aksine yürütme erkinin, özellikle iktidarın kendisinin kararların uygulanmaması yönündeki siyasi duruşunu değiştirmesi gerekiyor. Yoksa yeni bir yasal düzenleme gerekmiyor bu konuda. Bu bir tartışma konusu da değil. Kanun son derece açık. Uluslararası teamüller son derece açık. Yeni bir düzenleme, yeni bir kanuna hiçbir şekilde gerek yok.”
“MECLİS KENDİSİNİ İKİNCİ, HATTA ÜÇÜNCÜ DÜZEYDE BİR MUHATAPLIĞA İTİYOR”
Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nde Meclis’in rolünü değerlendiren Tosun, çerçeve yasanın kabulünün ardından Meclis’in çalışmalara ara verdiğini ve komisyonun henüz kurulmadığını hatırlattı:
“Çerçeve yasa geçtikten hemen sonra zaten Meclis çalışmalarına ara vermişti ve 1 Ekim itibarıyla başladı. Burada Meclis açılış konuşmasında da öncesinde de Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş’un Meclis’te kurulacak komisyonla ilgili süreci hızlandıracaklarına dair açıklamaları var. Yaklaşık bir haftalık, birkaç günlük bir süreç geçti ama hâlâ bir komisyon kurulmadığını görüyoruz. Ama buradaki komisyonun da işlevi tamamen tavsiye niteliğinde öneriler vermek olacak.”
Tosun, sürecin asıl belirleyicisinin Milli Güvenlik Kurulu (MGK) olduğunu söyledi. Çerçeve yasadaki hükme dikkat çeken Tosun, yasama yetkisinin başka bir kuruma bağlanmasını baştan beri eleştirdiklerini ifade etti:
“Süreçle ilgili temel kritik mesele Milli Güvenlik Kurulunun yapacağı çalışmalar. Çünkü Meclis’e sadece bir gözlemde bulunma şeklinde bir misyon biçildi. Tavsiyelerde bulunacak. Evet, kanun da düzenleyebilir, kanun önerilerinde de bulunabilir ama temel işlevi sürecin takibini yapmak. Biliyorsunuz çerçeve yasada, Milli Güvenlik Kurulunun alacağı karar sonrasında, yani örgütün tamamen silahsızlanmasına ilişkin alınacak karardan sonra çerçeve yasanın uygulanmasına geçileceğine dair bir hüküm var. Biz en baştan beri bu kanunun bu şekilde yapılmasının doğru olmadığını, meclis iradesinin, yani yasama iradesinin başka bir kuruma bağlanmasını doğru bulmadığımızı söylüyoruz.”
MGK’nın 30 Eylül’deki toplantısının ardından yaptığı açıklamayı da yetersiz bulan Tosun, şeffaflık eksikliğine dikkat çekti:
“Nitekim 30 Eylül’de Milli Güvenlik Kurulu toplandı ve bu konuda bir görüş verdi. Verdiği görüşte de çalışmaların takibinin devam ettiğini söyleyen bir iki cümle kurdu. Ama çalışmaların hangi düzeyde olduğuna, nasıl devam ettiğine ve ne kadar süreçte sonuç vereceğine dair herhangi bir açıklama yapılmadı. Belki Ekim ayı içerisinde, yani bir sonraki Milli Güvenlik Kurulu toplantısına kalacağını anlıyoruz. Ama bu konuda Milli Güvenlik Kurulu şeffaf bir şekilde açıklama yapmıyor. Bütün irade oraya bağlandığı için bizim bu konuyla ilgili oraya bakmaktan başka bir çaremiz görünmüyor. Ama bu da doğru bir yöntem değil. Bir yasama yöntemi değil. Dolayısıyla Meclis aslında kendisini bir nevi ikinci, hatta üçüncü düzeyde bir muhataplığa itiyor, yani kendi işlevini de yitirecek bir süreç yürüttü. Bu doğru bir yöntem değil.”
“DİNLEDİNİZ, PEKİ SONRA ATACAĞINIZ ADIMLAR NE?”
Sivil toplumun sürece dahlinin nasıl olacağına değinen Tosun, bunun bugüne kadar sınırlı kaldığını söyledi. Daha önce kurulan komisyona Cumartesi Anneleri ve İHD’nin de görüş sunduğunu hatırlatan Tosun, bu görüşlerin rapora yansımadığını belirtti:
“Aslında özellikle Cumartesi Anneleri ya da İnsan Hakları Derneği, öncesinde kurulan, milletvekillerinden oluşan meclis komisyonuna görüş vermişti. Ama çıkan raporda bu görüşlerin çok da dikkate alınmadığını gördük. Örneğin faili meçhul ya da faili belli dediğimiz cinayetler, zorla kaybetmelerle ilgili meclis komisyon raporunda hiçbir şeyin yer almadığını gördük. Yani sivil toplumla orada görüşüldü ama görüşleri rapora ne yazık ki yansıtılmadı. Elbette ki sivil toplumun doğrudan bu meclisin çalışmalarına ya da yürütülen sürece dahil olması oldukça önemli. Ama bunun çok da oluşturulmadığını gözlemliyoruz.”
Komisyonda farklı kesimlerin davet edilip dinlenmesinin nedenine değinen Tosun şu ifadelere kullandı:
“‘Çok ciddi bir toplumsal mutabakat sağlıyoruz, herkesi dinliyoruz’ izlenimi yaratmak istediler komisyondaki toplantılar üzerinden. Ama dinlemeniz yetmez. Evet, dinlediniz hepsini. Ama dinledikten sonra atacağınız adımlar ne? Yani bir mutabakattan bahsedeceksek orada dinlenen kişilerin görüşlerinin de yansıtılması gerekiyor. Yoksa dinlemenizin bir anlamı olmayacak.”
Tosun, sürecin ilk adım olarak önemini kabul etmekle birlikte, ortaya çıkan tablonun yetersiz olduğunu söyledi:
“Elbette bu tür süreçler uzun sürelere yayılan çalışmalar gerektiriyor ama iki yıl içerisinde en azından Türkiye Cumhuriyeti Devleti tarafından doğrudan bir adım, iyileştirici bir adım, somut bir adım hâlâ atılabilmiş değil. Çok yol var. Önemli bir başlangıç elbette bunun Meclis’te konuşulmuş olması, buna ilişkin bir kanuni düzenlemenin çok yanlış şeyler içermiş olsa bile oluşmuş olması bir ilk adım ve elbette önemli. Ama son derece yetersiz ve son derece umut kırıcı bir şekilde devam ediyor ne yazık ki.”
Fırat ALTINTAŞ/İSTANBUL
Yoruma kapalı.