PİRHA- Demokratik Alevi Kadınlar Birliği, Anneler Günü dolayısıyla yayımladığı kapsamlı açıklamada; analığın sadece biyolojik bir aidiyet değil, yaşamı, hakikati ve barışı büyüten toplumsal bir güç olduğunu vurguladı.
“ANA TOPLUMU VİCDANLA YOĞURANDIR”
Birlik tarafından yapılan açıklamada, ananın yalnızca evlat büyüten kişi olmadığı belirtilerek şu ifadelere yer verildi:
“Ana; toplumu vicdanla yoğuran, acıyı sabra dönüştüren, yaşamı barışla mayalayandır. İnsanlık tarihinin en eski direnişi de, en büyük umudu da anaların ellerinde büyümüştür. Toplumların hafızasında ana; yalnızca aileyi ayakta tutan değil aynı zamanda dili, kültürü, inancı, dayanışmayı ve hakikati geleceğe taşıyan temel güç olmuştur. Mezopotamya’dan Dersim’e, Anadolu’dan Ortadoğu’ya kadar kadınlar ve analar; savaşların, sürgünlerin, katliamların ve inkâr politikalarının karşısında yaşamı savunmuştur.”
Alevi inancındaki ana tanımına dikkat çekilen metinde, “Alevi öğretisinde Ana; hakikatin taşıyıcısıdır. Rızalığın, paylaşımın, eşitliğin ve merhametin adıdır. Ocakta lokmayı bölüşen, dara düşeni kaldıran, küskünü barıştıran, yolu hakikatle yürüten analardır. Çünkü biz biliriz ki; Ana varsa yaşam vardır, Ana varsa umut vardır,” denildi.
“ANALAR ARTIK TABUT GÖRMEK İSTEMİYOR”
Dünyadaki adaletsizliklere değinilen açıklamada, anaların hem acının hem de mücadelenin merkezinde olduğu vurgulandı:
“Bugün Anneler Günü vesilesiyle bir kez daha görüyoruz ki; dünyanın neresinde olursa olsun savaşın, yoksulluğun, baskının ve adaletsizliğin en ağır yükünü kadınlar ve analar taşımaktadır ama aynı zamanda barışın en güçlü kurucuları da yine analardır. Tarih boyunca analar yalnızca acıyı yaşayan değil, mücadeleyi örgütleyen olmuştur.”
Açıklamada ayrıca dünya ve Türkiye tarihindeki direniş odaklarına atıf yapıldı:
Plaza de Mayo Anneleri: Arjantin’de diktatörlüğe karşı insanlığın vicdanı oldular.
Cumartesi Anneleri: Galatasaray Meydanı’nda kayıplarının akıbetini sorarak hakikatin sesi oldular.
Barış Anneleri: Savaşın değil, demokratik çözümün ve ortak yaşamın mümkün olduğunu haykırdılar.
Siyasi kurumlara ve topluma vicdan çağrısı yapan birlik, “Gerilla anaları da asker anaları da artık tabut görmek istemiyor. Analar; inkârın, savaşın ve kutuplaştırmanın değil; demokratik siyasetin, eşit yurttaşlığın ve onurlu barışın büyümesini istiyor,” sözleriyle toplumsal barış talebini yineledi.
Ortadoğu’daki kadınların yaşadığı zulme de değinilen metinde; Arap Alevi, Êzidî ve Süryani kadınların DAİŞ barbarlığına karşı direnişi selamlanırken, erkek egemen zihniyetin kadın bedenini savaş alanına çevirmesi eleştirildi. Kadın özgürlüğünün demokratik toplumun temeli olduğu hatırlatıldı.
“NEDEN ANALARA CEHENNEM YAŞATILIYOR?”
Demokratik Alevi Kadınlar Birliği, açıklamasında şu can alıcı soruları sordu:
“Eğer ‘cennet anaların ayağının altındaysa’, neden analara bu dünyada cehennem yaşatılıyor? Neden annelerin yüreğine savaş, yoksulluk, göç, işsizlik ve ölüm düşürülüyor? Neden kadın emeği görünmez kılınıyor, kadın bedeni şiddetin hedefi haline getiriliyor?”
Açıklama, Alevi öğretisinin temel düsturu olan “İncinsen de incitme” ilkesiyle son buldu: “İnsanlık; ölümle değil yaşamla, inkârla değil eşitlikle, savaşla değil demokrasiyle büyüsün diye analar mücadele veriyor. Kadınız. Anayız. Yaşamın, doğanın ve hakikatin savunucusuyuz. İşte bu yüzden; kin yerine barışı, zulüm yerine adaleti, ayrımcılık yerine eşitliği, ölüm yerine yaşamı savunuyoruz.”
Birlik, başta Cumartesi ve Barış Anneleri olmak üzere, adalet ve barış için direnen tüm anaların Anneler Günü’nü kutlayarak, yaşamı büyüten kadınları selamladı.
HABER MERKEZİ
Yoruma kapalı.