PİRHA – 17 yıl ceza alan eski eş Ferhat Bingöl’ün yargıtayın cezayı bozma kararının ardından yeniden yargılama süreci gündeme gelirken Aysel Aydemir, ‘Ben yaşamak istiyorum, ölmek istemiyorum’ diyerek kamuoyuna ve yargı organlarına çağrıda bulundu. Aydemir, bu davanın diğer kadınlar için de emsal olmasını isteyerek, korunmak istediğini söyledi.
İzmir Çiğli ilçesinde 19 Haziran 2023 sabahı işe gitmek için evinden çıkan Aysel Aydemir, eski eşi Ferhat Bingöl’ün silahlı saldırısına uğradı. Dava dosyasına göre Bingöl, önce pompalı tüfekle Aydemir’e ateş etti. Tüfeğin tutukluk yapmasının ardından tabancasını çıkararak kaçmaya çalışan Aydemir’i bacaklarından vurdu.
Soruşturmanın ilk aşamasında “kasten yaralama” kapsamında değerlendirilen dosya, Aydemir’in avukatlarının girişimleriyle ağır ceza mahkemesine taşındı. Karşıyaka 3. Ağır Ceza Mahkemesi, 18 Ekim 2024’teki karar duruşmasında Ferhat Bingöl’e “eşe karşı kasten öldürmeye teşebbüs” suçundan 15 yıl, ruhsatsız silah suçundan ise 2 yıl olmak üzere toplam 17 yıl hapis cezası verdi. Kararda herhangi bir indirim uygulanmadı.
Ancak dosyada şimdi yeni bir dönem başladı. Yargıtay’ın bozma kararının ardından yeniden yargılama süreci gündeme gelirken, Aysel Aydemir açısından en büyük endişe ise sanığın tahliye edilmesi ihtimali.
27 Ekim Salı günü görülecek duruşmaya çağrı yapan 2 çocuk annesi Aysel Aydemir, yaşadıklarını PİRHA’ya anlattı.
13 yıllık evlilik hayatında hem fiziksel hem de psikolojik şiddet gördüğünü anlatan Aydemir, mutlu bir evliliğinin olmadığını sadece çocukları doğduğunda mutlu olduğunu söyledi.
En son eşinden gördüğü şiddet nedeniyle burnunun kırıldığını belirten Aysel Aydemir, 2018 yılında evi terk ederek boşanmaya karar verdiğini ve boşandığını söyledi. Ancak boşanmasına rağmen eski eşi tarafından hem kendisine hem de ailesine yönelik tehditlerin devam ettiğini belirten Aydemir, sürekli ölüm tehditleriyle devam eden bir süreç yaşadığını söyledi.
“O GÜN ORAYA BENİ ÖLDÜRMEYE GELDİ”
Aydemir, olay günü yaşadıklarını şöyle anlattı:
“Sabah işe giderken 2023 yılında 19 Haziran günlerden pazartesi hiç unutmuyorum. Siyah camlı beyaz bir taksiyle gelmişti. Köşede bekliyordu beni. Ben ilk etapta kendisini fark etmedim. Yanına geldiğimde göz göze geldik. Zaten acelece yan koltuktan bir şeyler almaya çalışıyordu. Meğer pompalıyı alıyormuş. Pompalı da zaten ben üç adım attıktan sonra durdum. Kendisine baktım. Çünkü sürekli ölüm tehditleri alıyordum. İki defa da silah zoruyla alıkoymuştu beni zaten. Bir iş yerime girmişti. Bir türlü kendisinden kurtulmuştum. Bugün benim son günüm dedim artık benim yaşama benim şeyim bitti yani dedim kendi kendime. O gün zaten araçtan iner inmez pompalıyla bana sıktı. İlki ki bana denk gelmedi. Karnıma doğru tutmuştum. İkincisini de yüzüme doğru sıkmaya çalışırken tutukluk yaptı. Uğraştığını görünce ben anladım. Yaptığını. Kaçmak istedim ama kaçamadım. Çünkü belinden silahını çıkartıp bana sıkmaya başladı. Defalarca sıkmaya başladı. Anlattıkça çok kötü oluyorum. Ama bunu kimseye anlatamıyorum. Buna ‘kasten yaralama’ diyorlar. Bu kasten yaralama değil. O gün oraya beni öldürmeye geldi. Ve bana sıktığı zaman da ‘seni öldüreceğim lan, geber lan, geber’ diyordu. O gün çok alkol kullanmıştı. Ağzından köpükler çıkıyordu. Ben yüzükoyun yerdeyken kafama tutmaya çalıştı ama mermisi bitmişti. Bu bir kasten yaralama değil. O resmen öldürmeye teşebüs. Bir torba dolusu da mermiyle gelmişti. Ben bunu kimseye anlatamıyorum Bana bunu yapmaya hakkı yok. Bana bunları yaşatmaya hakkı yok. Sonuçta benim annem beni o öldürsün diye doğurmadı. Sonuçta benim de kendime göre bir hayatım var, onurum var, gururum var kişiliğim var. Benim bir ailen var. Benim de çocuklarım var. Her şeyden önemlisi yaşama hakkım var. Bana bunları yaşatmaya hakkı yoktu.”
“O GÜN ÖLMEMEM BİR MÜCİZEYDİ”
Cezaevinden mektup göndererek, ‘Çocuklarımı bana gönder, benden kurtulman için sana son bir şans veriyorum’ dediğini aktaran Aydemir, çocukların babalarını görmek istemediğini belirterek, büyük kızının yaşadığı her şeye tanık olduğunu söyledi.
Koruma kararıyla ablasının aile apartmanında kalarak boşanabildiğini aktaran Aydemir, “Yoksa şimdiye kadar çoktan öldürmüştü beni. Ki o gün de öldürmeye gelmişti beni. Ama o gün benim şansımdı. O gün ölmemem bir mucizeydi yani” diyerek yargılamanın ‘kasten yaralama’ olarak görülmesine tepki gösterdi.
O gün kasten öldürme teşebbüsüyle geldiğini belirten Aydemir, davada emsal bir kararın çıkmasını isteyerek, “Dilerim ki emsal bir karar olur. Yani inşallah güzel bir ceza alır. Tahliye olmasını istemiyorum çünkü eğer ki ölmemi istiyorlarsa gerçekten vicdanları rahat edecekse tahliye olsun, sıkıntı yok. Ama bu insan durmayacak çünkü ben biliyorum. Hala içeriden bana tehdit mektupları yolluyor” dedi.
“HAK ETTİĞİ CEZAYI ALSIN”
Cezaevinden hala tehdit mesajları aldığını belirten Aysel Aydemir, kadınların korunmasını, yasaların değişmesini istediğini belirterek, kadınların ölümü, çocukların tacizi, tecavüzü, hayvanların katli nereye kadar sürecek? Yani biz bu ülkede güvende değilsek nerede güvende olacağız? Kendi evimizde güvende olamayacaksak, nerede güvende olacağız? Allah’a emanet mi yaşayacağız? diye sordu.
O cezaevinden çıktığı zaman ben hep arkama bakarak mı yürüyeceğim? diyen Aydemir, yaşadığı tedirginliği dile getirdi. Geçtiğimiz günlerde Ağır Ceza Kalemi’nin kendisine ‘biz ömür boyu mu bu adamı içeride tutacağız’ dediğini aktaran Aydemir, “ Tabii ki de tutmayacaksınız. Ama bu şekilde de olmaz ki sonuçta onun beni öldüreceğini herkes, ailem, hepimiz biliyoruz. O adamın bana kastını biliyoruz. Tabii ki de ömür boyu içeride tutmayacaksınız. Ama caydırıcı bir ceza olsun. Benim can güvenliğim yok. Hak ettiği cezayı almasını istiyorum” dedi.
“BEN KORUNMAK İSTİYORUM”
“Ben korunmak istiyorum ben ölmek istemiyorum. Ben çocuklarımsız yaşamak istemiyorum. Çocuklarımın bensiz yaşamasını istemiyorum” diyen Aysel Aydemir, eski eşinin yazdığı mektuplarla psikolojik baskı yaptığını belirterek, mahkemenin vereceği kararın önemine işaret ederek, “Benim hayatımla ilgili bir karar verecekler çünkü. Ben her şey onların vicdanına bırakıyorum. Onların vereceği karara da saygım var ama ölmek istemiyorum. Gerçekten ölmek istemiyorum. Onun eliyle ölmek istemiyorum” diye konuştu.
27 EKİM’DE Kİ DAVAYA DAYANIŞMA ÇAĞRISI: BANA DESTEK OLUN
Kadın dayanışmasının önemine değinen Aysel Aydemir, yorulduğu, bıktığı anda kadınların dayanışmasıyla ayakta kaldığını belirterek, 27 Ekim Salı günü saat:13.30’da Karşıyaka Adliye’sinde görülecek duruşmaya destek olmaya çağrıda bulunarak, “Ben ölmek istemiyorum” dedi.
Semra ACAR/İZMİR
Yoruma kapalı.