PİRHA- Kıraç Cemevi’nin Cem Vakfı’na verilmesine ilişkin girişimin bir an önce durdurulması çağrısında bulunan DAD, “Buralar, Alevi toplumunun inancını, hafızasını, dayanışmasını ve ortak yaşamını yaşattığı ibadet mekânlarıdır. Alevilik, herhangi bir vakfın, siyasi anlayışın ya da devletin belirlediği sınırlar içine sığdırılamaz. Bir cemevinin geleceği, o cemevini var eden toplumun iradesi dışında belirlenemez” dedi.
Esenyurt’taki Kıraç Cemevi’nin arazi kullanım hakkının Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından Cem Vakfı’na tahsis edilmesi ve mevcut yönetime tahliye tebligatı gönderilmesi, bölgedeki Alevi kurumları ve mahalle sakinlerinin tepkisine neden oldu.
Kıraç Cemevi yönetimi, söz konusu tahsis işlemine karşı hukuki süreç başlatırken, cemevinin 21 Ekim 2026 tarihine kadar boşaltılmasının istenmesi üzerine direniş nöbeti başlattı.
“BİR CEMEVİNİN GELECEĞİ, O CEMEVİNİ VAR EDEN TOPLUMUN İRADESİ DIŞINDA BELİRLENEMEZ”
Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) de, Kıraç Cemevi’nin arazi kullanım hakkının Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından Cem Vakfı’na tahsis edilmesi ve mevcut yönetime tahliye tebligatı gönderilmesine tepki gösterdi.
Cemevlerinin, herhangi bir vakfın mülkiyet anlayışıyla ele alınabilecek sıradan yapılar olmadığının altı çizilen açıklamada, “Buralar, Alevi toplumunun inancını, hafızasını, dayanışmasını ve ortak yaşamını yaşattığı ibadet mekânlarıdır. Bir cemevinin geleceği, o cemevini var eden toplumun iradesi dışında belirlenemez. Cemevlerinin yönetimi ve kurumsal yapısı konusunda alınacak kararların meşruiyeti, öncelikle Alevi toplumunun rızasına dayanmalıdır. İnanç öğretimiz, yukarıdan belirlenen yönetim modellerine ve tek merkezli kurumsal yapılara sığdırılamayacak kadar köklü bir inanç ve yaşam yoludur” denildi.
“ALEVİLİK, DEVLETİN BELİRLEDİĞİ SINIRLAR İÇİNE SIĞDIRILAMAZ”
Alevi toplumunun görüşü ve rızası alınmadan ibadet mekanları üzerinde kararlar alınamayacağına dikkat çekilen açıklamada, “Cemevleri üzerinde tasarrufta bulunmak, Alevi toplumunun inançsal ve toplumsal iradesini yok saymak anlamına gelir. Esenyurt Cemevi’nin Cem Vakfı’na verilmesi yönündeki kararın hangi gerekçeyle, kimlerin iradesiyle ve hangi süreçler işletilerek alındığı kamuoyuna açıkça açıklanmalıdır. Alevilik, herhangi bir vakfın, siyasi anlayışın ya da devletin belirlediği sınırlar içine sığdırılamaz. Alevi inancı; rızalık, ikrar, eşitlik, paylaşım ve komünal yaşam ilkeleri üzerine kuruludur. Cemevleri de bu değerlerin yaşatıldığı, toplumun ortak emeğiyle var olan mekânlardır” denilerek, cemevlerinin yönetimi ve geleceği, Alevi toplumunun özgür iradesi ve ortak rızasıyla belirlenmesi gerektiğine belirtildi.
“CEMEVLERİMİZDEN ELİNİZİ ÇEKİN!”
Alevi toplumunun iradesini dışlayan hiçbir kararın meşruiyetinin olamayacağı vurgulanan açıklamanın devamında şunlar dile getirildi:
“Esenyurt Cemevi’nin Cem Vakfı’na verilmesine ilişkin girişim bir an önce durdurulmalı; cemevinin geleceği, Alevi toplumunun tüm bileşenlerinin katılımıyla, şeffaf ve demokratik bir süreçte ele alınmalıdır.
Aleviliğin evrensel hukuk normlarıyla tanınması, cemevlerinin nasıl kullanılacağı, burada sorumluluk alan canların görev ve sorumlulukları Alevi toplumuna bırakılmalıdır. Devlet özgürlükçü laiklik ilkesini esas alarak Aleviliği ve Aleviliğe ait kurumları tanımalı, hukuki normlar oluşturulurken, Alevilerin rızalığı, tarihsel değerleri, pirlerinin referansları esas alması gerekir. Demokratik yerel yönetimler perspektifine uyulmadığı takdirde, yerel yönetimlerde halkın iradesinin, yerelde yaşayan farklı etnik yapıların kültürlerin kimliklerin kendileri ile ilgili karar vermediği durumlarda gelinen aşamada demokratik olmayan, halkın inancını ve ahlaki ilkeleri esas almayan bir hukuk ile bu yaşananları asla ve asla kabul etmiyoruz. Yerel yönetimler halkın iradesini esas almalıdır. Cemevleri devredilecek mülk değil, Alevi toplumunun ortak inanç ve yaşam alanlarıdır. Cemevlerimizden elinizi çekin!”
HABER MERKEZİ
Yoruma kapalı.