Alevi Haber Ajansi

Mevhibe Akdeniz: Aleviliği tekçi bir kalıba sokma girişimlerine karşı ortak mücadele yürütmeliyiz-VİDEO

PİRHA- Halk Eğitim Merkezleri’nde açılması planlanan Alevilik-Bektaşilik derslerine tepki gösteren DAD İstanbul Şube Eşbaşkanı Mevhibe Akdeniz, uygulamanın Aleviliği devletin belirlediği sınırlar içinde tanımlama ve asimilasyon politikalarını sürdürme girişimi olduğunu söyledi. Alevi kurumlarına ortak tutum alma çağrısı yapan Akdeniz, “Devlete değil, kendi ocaklarımıza yönelmeli, öğretilerimizi birlikte sürdürmeliyiz” dedi.

Halk Eğitim Merkezleri’nde verilmesi planlanan Alevilik-Bektaşilik derslerine yönelik Alevi kurumları ve inanç önderlerinin itirazları sürüyor. Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) İstanbul Şube Eşbaşkanı Mevhibe Akdeniz, söz konusu uygulamanın Alevi toplumunun rızası alınmadan gündeme getirildiğini belirterek, bunun Aleviliği tekçi bir anlayış içerisinde tanımlama girişimi olduğunu ifade etti. Devletin Alevi inancını kendi belirlediği çerçeveye oturtmaya çalıştığını savunan Akdeniz, Alevi kurumlarını kendi ocaklarına sahip çıkmaya ve ortak mücadele yürütmeye çağırdı.

“YÜZYILLARDIR AYNI DENEMELER YAPILDI”

Alevilerin Halk Eğitim Merkezleri’nde açılması planlanan derslerde iyi niyet aramadığını belirten Akdeniz, tarih boyunca benzer girişimlerle karşılaştıklarını ve asimilasyon politikalarına rağmen inançlarını kuşaktan kuşağa aktardıklarını söyledi.

Alevilerin inançlarını devletin çizdiği sınırlar içerisinde yaşamadığını ve yaşamayacağını vurgulayan Akdeniz, şöyle konuştu:

“Biz kültürümüzü ve inancımızı devletin istediği şekilde ya da bize çizdiği çerçeve içinde yaşamadık, yaşamayız. Bizi tekleştirme eğilimlerinden vazgeçmeleri, olduğumuz gibi kabul etmeleri gerekiyor.”

Okullardaki müfredat uygulamalarına, Ramazan Genelgesi’ne ve zorunlu din derslerine de dikkat çeken Akdeniz, bu uygulamaların Alevi çocukların kendi inançlarını özgürce ifade etmelerini zorlaştırdığını ve çocuklar arasında kutuplaşmaya neden olduğunu belirtti.

“HALKIN RIZASI ALINDI MI?”

Halk Eğitim Merkezleri’nde yürütülmesi planlanan çalışmanın Alevi toplumunun rızası alınmadan hayata geçirildiğini savunan Akdeniz, Alevi inancının tarih boyunca pirler ve analar aracılığıyla kuşaktan kuşağa aktarıldığını hatırlattı.

Derslerin kimler tarafından verileceğini ve bu süreçte Alevi toplumunun görüşünün alınıp alınmadığını sorgulayan Akdeniz, “Dersler kimlerle yürütülecek? Alevi toplumunun rızası alındı mı?” diye sordu.

Uygulamanın masum bir girişim olmadığını düşündüklerini belirten Akdeniz, “Bunun masum bir durum olmadığını, tekçi bir kalıba sokulmak istendiğimizi düşünüyoruz ve buna kesinlikle onay vermiyoruz” dedi.

“KENDİ OCAKLARIMIZA SAHİP ÇIKALIM”

Halk Eğitim Merkezleri’nde Alevilik-Bektaşilik derslerinin açılması, Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın kurulması, bazı Alevi köylerine cami yapılması ve Alevi yerleşimlerinin maden alanı ilan edilmesi gibi uygulamaların birlikte değerlendirilmesi gerektiğini belirten Akdeniz, devletin bu adımları hizmet olarak sunmasına karşın Alevi toplumunun bunları farklı değerlendirdiğini söyledi.

Devletin kendi anlayışına uygun dedeler yetiştirmeye yöneldiğini savunan Akdeniz, bu yaklaşımın Türk-İslam sentezi doğrultusunda şekillendiğini düşündüklerini ifade etti. Alevi kurumlarının inanç önderlerinin yetiştirilmesi konusunda kendi ocaklarını esas alması gerektiğini vurgulayan Akdeniz, ortak hareket etme çağrısında bulundu.

Akdeniz, şunları söyledi:

“Devlet kendi dedelerini yetiştirme eğilimi içinde. Bunu da Türk-İslam sentezine uygun olarak yaptığını düşünüyoruz. Buna karşı tüm Alevi kurumlarının, özellikle dedelerin yetiştirilmesi konusunda devlete değil kendi ocaklarına yönelmeleri gerekiyor. Kendi çalışmalarımızı yapıp öğretilerimizi devam ettirmeli, bu plana karşı yan yana gelip birlikte hareket etmeliyiz.”

Geçmişteki asimilasyon politikalarının farklı biçimlerde sürdürüldüğünü savunan Akdeniz, Hozat’ın Xoşan (Uzundal) köyünde 12 Eylül 1980 darbesi sonrasında halkın rızası alınmadan cami yapıldığını belirtti. Köy halkının kendi inancını sürdürdüğünü ve caminin atıl kaldığını ifade eden Akdeniz, bugün benzer politikaların yeniden gündeme getirildiğini söyledi.

Akdeniz, “Asimilasyonda başarılı olunamadığında katliamlar yapıldı. Bugün belki daha farklı bir yol izleniyor ama yine bir asimilasyon çalışması var. Örneğin Hozat’ın Xoşan (Uzundal) köyünde 12 Eylül sonrası yapılmış olan caminin halkın rızası alınmadan yapıldığını biliyoruz. Halk yine inancını, kendi yolunu sürdürmüştü ve oradaki cami atıl kalmıştı. Şimdi tekrar bu projenin hayata geçirilmesinde devletin iyi niyetli olduğunu düşünmüyoruz. Yine bir asimilasyon politikası yürütülüyor. Burada da başarılı olamazlar” diye konuştu.

“DOĞASIZ İNANÇ SÜRDÜRÜLEMEZ”

Özellikle Rêya Heq coğrafyasında yürütülen maden ve jeotermal enerji santrali (JES) projelerine tepki gösteren Akdeniz, bu projelerin bölgenin insansızlaştırılmasına ve halkın zorunlu göçe maruz bırakılmasına yol açtığını söyledi.

Bölge halkının büyük bölümünün hayvancılıkla geçimini sağladığını hatırlatan Akdeniz, tarım alanlarının yok edilmesinin ve su kaynaklarının kirletilmesinin hem insanların hem de diğer canlıların yaşam alanlarını tehdit ettiğini belirtti.

Alevi inancının doğayla kurduğu güçlü bağa dikkat çeken Akdeniz, doğanın tahrip edilmesine karşı ortak mücadele yürütülmesi gerektiğini vurgulayarak şöyle konuştu:

“Biz birbirimize ikrar vermişiz. Doğa bizsiz olabilir ama biz doğasız olamayız. İkrar verdiğimiz damarlarımızdan en önemlisi olan doğaya karşı bir katliam yapılıyorsa bu asla kabul edilemez. Aynı zamanda orada bir insansızlaştırma, zorunlu göçe maruz bırakma gibi bir şey izliyoruz. Buna kesinlikle ve kesinlikle karşıyız.”

Akdeniz, tüm Alevi inanç kurumlarını doğaya yönelik tahribata ve bölge halkının yaşam alanlarını tehdit eden projelere karşı tepki göstermeye ve ortak mücadele yürütmeye çağırdı.

“BARIŞ SÜRECİNDE ÖZNE OLMAYA DEVAM EDECEĞİZ”

Devam eden Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin bütün kesimler açısından umut verici bir zemin oluşturduğunu belirten Akdeniz, Alevilerin de kültürlerini, inançlarını ve dillerini özgürce yaşayabilecekleri demokratik bir ortam beklentisi içinde olduklarını söyledi. Ancak son dönemde gündeme gelen uygulamaların bu beklentiyle çeliştiğini ifade etti.

Alevilerin sürecin bir parçası olması, kendi talepleriyle söz sahibi olması ve müzakere masasında yer alması gerektiğini dile getirdiklerini hatırlatan Akdeniz, “Bugün önümüze gelen adımlarda yeniden bir asimilasyon çalışması görmek kabul edilemez” dedi.

Alevilerin kendi talepleri doğrultusunda sürecin öznesi olmaya devam edeceğini belirten Akdeniz, sözlerini şöyle tamamladı:

“Kültürümüzü, inancımızı, dilimizi özgürce konuşabileceğimiz, tüm halkların ve kesimlerin kendini özgürce ifade edebildiği bir zemin için mücadelemizi sürdüreceğiz. Barış masasında Alevilerin olması gerektiğini tekrar tekrar dile getireceğiz.”

Fırat Altıntaş / İstanbul

Bunları da beğenebilirsin

Yoruma kapalı.