Alevi Haber Ajansi

İzmir’de Kirmanckî dil kursu üç yıldır sürüyor: Dil ölürse kültür de tarih de ölür-VİDEO

PİRHA – İzmir Dersim Kültür ve Dayanışma Derneği, üç yıldır sürdürdüğü Kirmanckî dil kursuyla ana dilin gelecek kuşaklara aktarılması için çalışmalarına devam ediyor. Ana dilin kültürel ve tarihsel hafızanın taşıyıcısı olduğuna dikkat çeken dernek eş başkanı ve kurs eğitmeni Hasan Ali Kılıç, “Dil ölürse kültür de tarih de ölür, dil ölürse tarihsel hafızamız da ölür” diyerek ana dilde eğitim talebini yineledi.

İzmir’de 40 yıldır kültürel çalışmalarını ve dayanışma faaliyetlerini sürdüren İzmir Dersim Kültür ve Dayanışma Derneği, ana dilin yaşatılması ve gelecek kuşaklara aktarılması amacıyla üç yıldır dernek bünyesinde ücretsiz Kirmanckî dil kursu düzenliyor.

Kursa kayıt dönemlerinde 40-50 kişi başvuruda bulunurken çalışma yaşamının yoğunluğu ve günlük hayatın koşulları nedeniyle haftalık katılım 10-15 kişi arasında değişiyor. Buna rağmen kurs, yalnızca dil öğrenmeye değil, aynı zamanda kültürel belleğin korunmasına ve kuşaklar arasındaki bağların güçlendirilmesine de katkı sunuyor.

Kursa katılanların önemli bir bölümünün Kirmanckîye ilişkin hafızası varlığını koruyor. Ancak ana dilin kuşaktan kuşağa aktarımının zayıflaması, ev içinde kullanımının azalması ve eğitim ile kamusal alanda yeterince yer bulamaması, dilin gündelik yaşamdan giderek uzaklaşmasına neden oluyor. Dernek bünyesinde yürütülen kurslarla Kirmanckînin yeniden günlük yaşamın bir parçası haline gelmesi ve gelecek kuşaklara aktarılması hedefleniyor.

“DİLİ GELECEK KUŞAKLARA AKTARMAK İÇİN ÇALIŞIYORUZ”

İzmir Dersim Kültür ve Dayanışma Derneği Eş Başkanı ve Kirmanckî kurs eğitmeni Hasan Ali Kılıç, kursun amacı ve ana dilin korunmasına ilişkin değerlendirmelerini PİRHA ile paylaştı.

Derneğin 40 yıldır faaliyet yürüttüğünü belirten Kılıç, ana dili, kültürü ve inancı tarihsel bir bilinçle yaşatmak amacıyla bir araya geldiklerini söyledi. İzmir’in yoğun göç alan kentlerden biri olduğuna dikkat çeken Kılıç, göçle birlikte kültürel değerlerin kaybolmaması açısından dernekleşmenin önemine vurgu yaptı.

Derneğin dilin, kültürün, tarihsel hafızanın ve doğanın korunması için çalışmalar yürüttüğünü belirten Kılıç, ana dilin bu çalışmaların merkezinde yer aldığını ifade etti. Kılıç, “Çünkü bizim ana dilimiz son yıllarda yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olan diller arasında sayılıyor” dedi.

“Eyvah, dilimiz yok oluyor” diyerek yakınmak yerine dili yaşatmak ve gelecek kuşaklara aktarmak için çaba gösterdiklerini belirten Kılıç, üç yıldır dernek binasında ücretsiz ana dil kursu düzenlediklerini söyledi. Kılıç, Kirmanckî öğrenmek ve dilin yaşatılmasına katkı sunmak isteyen herkesi kurslara katılmaya çağırdı.

“DİL ÖLÜRSE KÜLTÜR DE TARİH DE ÖLÜR”

Ana dilin yalnızca bir iletişim aracı olarak değerlendirilemeyeceğini belirten Kılıç, dilin halkın kimliği, kültürü ve tarihsel hafızasıyla doğrudan bağlantılı olduğunu vurguladı.

Kılıç, şöyle konuştu:

“Dili sadece dil olarak algılamıyoruz. Dil aynı zamanda bir halktır. Dil ölürse halk gerçekliği de ortadan kaybolur, halk da ölür. Dil ölürse kültür de tarih de ölür, dil ölürse tarihsel hafızamız da ölür. O nedenle dili yaşatmak gerekiyor. Bütün bunların bilinciyle dilimizin yaşaması, yaşam bulması ve sonraki kuşaklara aktarılması için bir çaba ve çalışma yürütüyoruz.”

“ANA DİLDE EĞİTİM HAKKI İSTİYORUZ”

Dernek bünyesinde yürütülen kurslarla Kirmanckîyi öğretmeye çalıştıklarını belirten Kılıç, ana dilin korunması ve geliştirilmesinin yalnızca derneklerin ve gönüllülerin çabalarına bırakılmaması gerektiğini söyledi.

Eğitim alanında somut adımlar atılması gerektiğini vurgulayan Kılıç, çocukların kendi ana dillerinde eğitim alabilmelerinin önünün açılmasını istedi.

Kılıç, taleplerini şu sözlerle dile getirdi:

“Ana dilin korunması ve geliştirilmesi için eğitim alanında somut adımlar atılmalı; çocuklarımızın kendi ana dillerinde eğitim alabilmelerinin önü açılmalıdır. Biz bu ülkede yaşayan yurttaşlarız. Dolayısıyla talebimiz eşit yurttaşlıktır. Türkiye’de yaşayan herkesin kendi dili ve kültürüyle var olabilmesi, eşit haklardan yararlanabilmesi gerektiğine inanıyoruz. Türkçe konuşan yurttaşların sahip olduğu haklar neyse, Kirmanckî konuşan yurttaşların da aynı haklara sahip olması gerekir. Ana dilde eğitim talebimiz de bu eşitliğin ayrılmaz bir parçasıdır.”

“SAVAŞIN BİTMESİ, EŞİT YURTTAŞLIĞIN YAŞAM BULMASIDIR”

Barış ve Demokratik Toplum sürecinin önemine de değinen Hasan Ali Kılıç, Kürt sorununun demokratik çözümüne yönelik yürütülen çalışmaları değerli bulduklarını belirtti. Savaşın sona ermesinin yalnızca silahların susması anlamına gelmediğini ifade eden Kılıç, barışın doğanın korunması, yoksulluğun giderilmesi, göçün sona ermesi ve eşit yurttaşlığın sağlanmasıyla birlikte değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

Dersim’deki doğa tahribatına ve maden faaliyetlerine dikkat çeken Kılıç, savaşın sona ermesiyle birlikte doğa talanının da son bulması gerektiğini vurguladı.

Kılıç, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Dersim’de savaşın bitmesi, doğa talanının bitmesidir. Savaşın bitmesi, bugün maden ocaklarına açılan Dersim dağlarının bu faaliyetlerden kurtulması demektir. Savaşın bitmesi; açlığın, yoksulluğun, sefaletin ve işsizliğin bitmesi demektir. Savaşın bitmesi, bugün fon vurgununun ortadan kaldırılması demektir. Savaşın bitmesi, göçün bitmesi demektir. Savaşın bitmesi aynı zamanda eşit yurttaşlığın da yaşam bulması demektir. Demokrasinin, hukukun ve adaletin yaşam bulması gerekir. Bu ülkede savaş sona erdiğinde, demokrasi bütün kurum ve kurallarıyla yerleştiğinde, hukuk ve adalet yaşam bulduğunda biz de eşit yurttaşlar olarak bu ülkede yaşamımızı sürdürürüz. Beklentimiz, temennimiz, isteğimiz ve talebimiz de budur.”

Semra ACAR / İZMİR

Bunları da beğenebilirsin

Yoruma kapalı.