PİRHA- “İkinci Yüzyılda Cumhuriyetin Demokratik Dönüşümü Konferansı” kapsamında PİRHA’ya konuşan akademisyen Noemi Levi Aksu, Türkiye’de geçmişte yaşanan katliamlar ve hak ihlalleriyle yüzleşilmemesinin cezasızlık kültürünü beslediğini belirterek, “Hakikati ortaya çıkarmadan, sorumluları tespit etmeden ve cezasızlığa son vermeden kalıcı demokrasi ve barış inşa edilemez” dedi.
“İkinci Yüzyılda Cumhuriyetin Demokratik Dönüşümü Konferansı” kapsamında PİRHA’ya değerlendirmelerde bulunan akademisyen Noemi Levi Aksu, geçmişle yüzleşme, hafıza ve adalet arasındaki ilişkiye dikkat çekti. Türkiye’de yaşanan tarihsel hak ihlalleri ve katliamlarla hesaplaşılmamasının yalnızca geçmişe ait bir sorun olmadığını belirten Aksu, bunun günümüzde de demokrasi ve hukuk alanında önemli sonuçlar doğurduğunu söyledi.
“CEZASIZLIK HÂKİMİYETİNİ SÜRDÜRÜYOR”
Geçmişle yüzleşmenin yalnızca tarih ve hafıza çalışmalarının konusu olmadığını ifade eden Aksu, bunun aynı zamanda adalet meselesi olduğunu vurguladı.
“Geçmişle yüzleşmeden, hakikati aramadan, yaşananları konuşmadan ve araştırmadan sorumlulukları tespit etmek, hesap sormak ve cezasızlığa son vermek mümkün değil” diyen Aksu, Türkiye’de ne akademik alanda ne de siyasi düzlemde güçlü bir yüzleşme pratiğinin oluşmadığını söyledi.
Bu durumun cezasızlık kültürünü beslediğini belirten Aksu, cezasızlığın da demokratikleşmenin önündeki en büyük engellerden biri olduğunu kaydetti.
“SADECE HUKUKİ REFORMLAR YETERLİ DEĞİL”
Cumhuriyetin demokratik dönüşümünün yalnızca anayasal ve kurumsal değişikliklerle sağlanamayacağını ifade eden Aksu, hafıza, hakikat ve adalet başlıklarının da demokratikleşme tartışmalarının merkezinde yer alması gerektiğini belirtti.
Konferansın bu açıdan önemli bir tartışma zemini sunduğunu söyleyen Aksu, “Bugün demokratik dönüşümün sadece hukuki düzenlemelerle mümkün olup olmadığını da tartışıyoruz. Kalıcı bir demokrasi için geçmişle yüzleşme süreçlerinin de bu dönüşümün parçası olması gerekiyor” dedi.
“KALICI BARIŞ İÇİN GEÇMİŞİN KONUŞULMASI GEREKİYOR”
Konferansın Kürt meselesinden Cumhuriyet tarihi boyunca yaşanan farklı kırılmalara kadar birçok başlığı ele aldığını belirten Aksu, bu sorunlar konuşulmadan gerçek bir barışın kurulamayacağını söyledi.
Son yıllarda sıkça kullanılan “negatif barış” kavramına değinen Aksu, şunları kaydetti:
“Çatışmanın sona ermesi tek başına barış anlamına gelmez. Negatif barış dediğimiz şey aslında çatışmanın görünürde durmasıdır. Oysa kalıcı ve toplumsal bir barış için geçmişte yaşananların konuşulması, hakikatlerin ortaya çıkarılması ve adalet mekanizmalarının işletilmesi gerekir. Bu nedenle bugün burada bu meseleleri tartışıyoruz.”
“UMUTLU OLMAK ZOR AMA MÜCADELE DEVAM EDİYOR”
Türkiye’de son dönemde yaşanan siyasi gelişmelerin umutlu olmayı zorlaştırdığını belirten Aksu, buna rağmen toplumun farklı kesimlerinde değişim ve dönüşüm yönünde güçlü bir iradenin bulunduğunu ifade etti.
Demokratik haklara yönelik baskıların arttığını söyleyen Aksu, “Demokrasiye yönelik ciddi saldırılar görüyoruz. CHP’ye yönelik müdahalelerden sivil toplum alanındaki baskılara kadar birçok örnek var. Bu nedenle iyimser olmak kolay değil” dedi.
Buna rağmen toplumsal muhalefet ve demokratik çevrelerde önemli bir değişim isteğinin bulunduğunu vurgulayan Aksu, “Sivil toplumda, farklı siyasi aktörlerde ve demokratik kesimlerde güçlü bir dönüşüm talebi var. Önemli olan bu çabaları büyütmek ve yaygınlaştırmak. Sonuçların ne olacağını söylemek zor ama elimizdeki en önemli şey mücadele etmeye devam etmek” diye konuştu.
PİRHA/İSTANBUL
Yoruma kapalı.