“CUMHURİYET NEDEN DEMOKRATİK BİR CUMHURİYET OLAMADI?”
“Cumhuriyetin demokratik dönüşümü” kavramının konferansın temel tartışma başlığı olduğunu belirten Türmen, Cumhuriyet’in kurucu kodları ile demokrasi arasındaki gerilimin halen çözülemediğini söyledi.
Konferansın amacının geçmişin muhasebesini yapmak ve geleceğe ilişkin demokratik bir perspektif oluşturmak olduğunu ifade eden Türmen, “Geçmişte nerelerde yanlış yaptık, Cumhuriyet neden demokratik bir Cumhuriyet olamadı, hangi hatalar yapıldı? Bunları tartışarak yeni bir demokratikleşme hareketinin zeminini oluşturmak istiyoruz” dedi.
“YENİ BİR DEMOKRATİK CUMHURİYET MÜMKÜN”
Türmen, konferansın yalnızca bir akademik tartışma zemini olmadığını, aynı zamanda yeni bir demokratik hareketin başlangıcı olarak kurgulandığını belirtti.
Türkiye’nin bütün farklı kimliklerinin eşit yurttaşlık temelinde bir arada yaşayabileceği çoğulcu bir demokratik modelin inşa edilmesi gerektiğini vurgulayan Türmen, “Yerel yönetimlerin güçlendiği, katılımın arttığı, özgürlükçü ve eşitlikçi bir demokratik Cumhuriyet kurabilir miyiz sorusuna yanıt arıyoruz. Bu konferans geçmişle gelecek arasında bir köprü kurmayı hedefliyor” diye konuştu.
“KONFERANS BİR SON DEĞİL, BAŞLANGIÇ”
Konferans sonunda ortaya çıkacak demokratikleşme çağrısının yalnızca salonlarla sınırlı kalmaması gerektiğini ifade eden Türmen, bunun toplumsal bir sürece dönüşmesini istediklerini söyledi.
“Bu konferans bir son değil, başlangıçtır” diyen Türmen, demokrasiye inanan bütün kesimlerin ortak bir zeminde buluşması gerektiğini belirtti. Türmen, “İdeolojisi ne olursa olsun demokrasiyle ilişkisi güçlü olan herkesin içinde yer alabileceği geniş bir demokratik platforma ihtiyaç var. Çünkü bugün Türkiye’deki temel çelişki partiler arasındaki rekabet değil, demokrasi isteyenlerle otoriter bir rejim isteyenler arasındaki mücadeledir” ifadelerini kullandı.
Son dönemde yaşanan siyasi gelişmeleri değerlendiren Türmen, özellikle CHP’ye yönelik yargı müdahaleleri üzerinden Türkiye’deki demokrasi krizinin derinleştiğini savundu.
Türkiye’nin siyaset, ekonomi, eğitim ve yargı alanlarında ciddi bir çöküş yaşadığını dile getiren Türmen, “Bir hikâyenin sonuna geldik. Şimdi yeni bir hikâye yazmak gerekiyor. Bu aynı zamanda yeni bir başlangıç fırsatı yaratıyor” dedi.
Bir siyasi partinin seçilmiş genel başkanının mahkeme kararlarıyla görevden uzaklaştırılabilmesinin demokrasi açısından kabul edilemez olduğunu söyleyen Türmen, şöyle devam etti:
“Bir partinin seçilmiş genel başkanı mahkeme kararıyla değiştirilebiliyorsa, partinin iradesinin yerine siyasi iktidarın iradesi geçiriliyorsa, o ülkede çok partili rejim sona ermiştir. Çok partili rejimin olmadığı yerde demokrasiden söz edilemez.”
“HALK BU SÜRECİN ÖZNESİ OLMALI”
Türkiye’de değişim talebinin toplumun geniş kesimlerinde hissedildiğini belirten Türmen, demokratik dönüşümün ancak halkın aktif katılımıyla mümkün olacağını söyledi.
Siyasi partiler, sendikalar, demokratik kitle örgütleri ve toplumsal hareketlerin ortak bir zeminde buluşmasının önemine dikkat çeken Türmen, “Halk pasif bir seyirci olmaktan çıkarılıp demokratik hareketin öznesi haline getirilebilirse Türkiye’de çok şey değişebilir. Yerel yönetimlerden başlayarak aşağıdan yukarıya doğru örgütlenecek demokratik bir hareket, toplumdaki değişim talebine yanıt verebilir” dedi.
Türmen, konferansın bu yönde atılmış ilk adımlardan biri olduğunu belirterek, demokratikleşme mücadelesinin uzun soluklu bir toplumsal sürece dönüşmesi gerektiğini vurguladı.
PİRHA/İSTANBUL
Şifreni kurtar.
Bir parola size e-posta ile gönderilecektir.
Yoruma kapalı.