PİRHA- Alevi kurumlarından önemli çağrı. ‘Temsilciler Meclisi’nin konuşulacağı Alevi Birlik Meydanına çağrıda bulunan Alevi kurumları, “Gelin; inancımızı, yolumuzu, erkânımızı, hafızamızı, kutsallarımızı, eşit yurttaşlık mücadelemizi ve geleceğimizi birlikte sahiplenelim. Gelin, toplumumuzun ortak aklını, vicdanını ve iradesini hep birlikte inşa edelim. Ocaklarımız ayrı, közümüz bir; soframız ayrı, lokmamız bir; kapımız ayrı, meydanımız bir. Erenler meydanı beklemez; yol, yolcularını çağırır. Sürek bin bir ise de yolumuz bir! Gelin, Alevi Birlik Meydanında buluşalım, konuşalım, yola beraber düşelim” dedi.
Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF), Alevi Kültür Dernekleri (AKD), Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu(AABK) Avrupa Arap Alevileri Federasyonu (AAAF), Demokratik Alevi Dernekleri (DAD), Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV), Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD), Türkiye Alevi Federasyonu (ADFE) ‘Birlik Meclisi’ için çağrıda bulundu.
“YOL BİR, SÜREK BİN BİR!” SÖZÜ, ÖRGÜTLENME VE BİRLİK BİLİNCİMİZİN TEMEL DÜSTURUDUR!”
15 Ağustos 2026 Cumartesi saat 15.00’de Hacıbektaş Belediyesi Konferans Salonu’nda ‘Daha Güçlü Bir Gelecek İçin: Ortak İradeye, Birlik Meclisine Çağrı’ şiarıyla yapılacak olan toplantıya dair yapılan açıklamada şunlara yer verildi:
“Biz Aleviler, yüzyıllar boyu ağır baskılara, katliamlara, inkâr politikalarına ve hor görülmeye rağmen inancımızı, kültürümüzü, yolumuzu ve toplumsal dayanışma geleneğimizi yaşatmayı başardık. Kökünü ocaklarımızdan, dergâhlarımızdan, hak erenlerinden, ser verip yine yolundan dönmeyenlerden alan bu onurlu gelenek, içinde farklı coğrafyalardan farklı dilleri, erkânları, ocakları barındıran türlü sürekten güç almış ama yolda hep bir olabilmiştir. “Yol bir, sürek bin bir!” sözü, altı boş bir motto değil, yolumuzun, inancımızın, yüzyıllarca bu yolu ayakta tutan örgütlenme ve birlik bilincimizin temel düsturudur! Bugün, bu tarihsel birikim, bizlere, geçmişin mirasını sonraki kuşaklara aktarma konusunda büyük sorumluluk yüklemektedir.
Geçtiğimiz altmış yıl, Alevilerin Türkiye’de ve göç ettikleri her ülkede inanç kimliklerinin tanınması mücadelesiyle geçti. Alevi hareketi, gerek köklü ocakları gerek kentli örgütleriyle bulunduğu her yerde Alevi ibadethanelerinin, inanç ve kültür değerlerinin, hak ve kimlik mücadelesinin bayraktarı oldu. Bütün bu mücadeleler neticesi bugün Aleviler daha özgür, daha güvenli şartlarda yaşayabiliyorlar. Fakat başta anayurtları Türkiye’de olmak üzere, Alevilerin halen yaşadıkları coğrafyalarda eşit yurttaş hakları, inanç ve ibadet özgürlüğü, kimliğine saygı ve gelecek güvencesi bakımından sorunları tümüyle çözülebilmiş değildir.
Bugün Alevi toplumu ve hareketi, bir tarihi eşikte daha duruyor. Geçmişten gelen sorunlarımızın yanı sıra, son dönemde, Aleviliğe yönelik tanım ve temsil tartışmalarının, bunlardan beslenen otorite ve yönlendirme girişimlerinin, giderek daha da kritikleşen siyasal gerilim ve müdahalelerin karşısında bir ortak zeminde buluşma, ortak söz üretme ihtiyacını toplumumuz daha yakıcı şekilde dile getirmektedir.
TEKTİPLEŞTİRME SÖYLEMİ GİDEREK YAYILMAKTADIR!
Aleviliği içeriden ve dışarıdan “tanımlamaya”, Alevi erkân ve süreklerinin, inanç ve kültürünün, toplumsal ve siyasal bilincinin iç zenginliğini yok sayarak bir kalıba sığdırmaya dönük akıl almaz bir tektipleştirme söylemi giderek yayılmaktadır. Aleviliği tanımlama ve tektipleştirme yarışına su taşıyanlar, Alevi toplumu içinde parça parça Alevilik temsilleri üzerinden kendilerine güç, otorite ve ikbal arayışına girmektedir. Son yıllarda bu yarış ve arayış içinde olanlara ne yazık ki kurumlardan ocaklara, akademiden sanat dünyasına, medyadan siyasete hemen her alanda rastlıyoruz. Aleviliğe dönük tüm bu müdahaleler karşısında Alevi topluluklar, özellikle yeni kuşaklar, Aleviliğin ortak dilinden kopuk, parçalanmış bir görüntü veren Alevi kurumlarından ve Aleviliği temsil iddiasındaki bütün aktörlerden uzaklaşmaktadır.
MÜZAKERE VURGUSU!
Özellikle Türkiye’deki siyasal ortamın seçimli demokrasi, anayasal rejim, temel hak ve özgürlükler, laiklik ve çoğulcu toplum düzeni bakımından giderek aşındığı ve gerildiği bu süreçte Aleviler, varlıklarının güvencesi olarak gördükleri kazanımlar yönünden günden güne daha çok kaygı duymaktadırlar. Cumhuriyetin ikinci yüzyılında yeni toplum ve siyasetin inşası, yeni anayasa, barış süreci, bölgesel savaşların genişleme ihtimali gibi çok önemli makro-siyasal gelişmelerin yaşandığı bir dönemeçte, Alevi toplumu ve hareketi bütün bu tartışmaların neresindedir? Devletle ya da siyasal aktörlerle olası bir müzakere sürecinde Aleviler hangi taleplerle, nasıl bir ortaklık zemininde, kimlerin temsilinde masada yer alabilecektir? Alevi toplumunun bu tür soru ve kaygılarına cevap verecek bir yapı ihtiyacı olanca yakıcılığıyla ortadadır.
ALEVİLERİN ORTAK SORUNLARININ ÇÖZÜMÜ İÇİN BİR ORTAK ZEMİNDE BULUŞMASI GEREKTİĞİNDE HEMFİKİRDİR
Bütün bu kritik manzara, bugünün ve yarının Aleviliğini dert edinen her bir kurum, birey ve oluşumun omzuna tarihi bir sorumluluk, tarihi bir görev yüklemektedir. Etnik kökeni, dili, inanç ve ibadet tarzı, erkânı, süreği, kimlik tanımı, siyasi duruşu, Aleviliğe ve dünyaya bakışı ne olursa olsun, bugün çocuklarının ya da toplumun geleceğini düşünen Alevilerin büyük çoğunluğu, Alevi kurumlarının, Alevi hareketinin, inanç önderlerinin, Alevi siyasal ve toplumsal aktörlerinin bir birlik zemini kurmasını istemektedir. Alevilerin ortak sorunlarının çözümü, ortak sözlerinin ifadesi ve ortak geleceklerinin inşası için bir ortak zeminde buluşması gerektiğinde hemfikirdir. Bu fikir; yaptığımız toplantılarda, düzenlediğimiz çalıştaylarda, örgütlerimizde, ziyaret ettiğimiz yerlerde, köylerimizde, ocaklarımızda, aydınlarımızın yazılarında, medyada, akademik çalışmalarda, sosyal medya ortamlarında, günden güne daha yüksek sesle olmak üzere dile getirilmekte, önümüze konmaktadır.
ÖNÜMÜZE KONAN TARİHİ GÖREV VE SORUMLULUĞU ÜSTLENİYORUZ
Biz; aşağıda isimleri yer alan çağrıcı kurumlar ve kişiler, toplumumuzun uyarı, ihtiyaç ve taleplerini duyuyor, görüyor, önemsiyoruz. Önümüze konan tarihi görev ve sorumluluğu üstleniyoruz. Gerek Alevi hareketinin güncellenme ihtiyacı gerek Alevi toplumunun işareti ve talebi doğrultusunda, Alevi ve Bektaşi kurumlarının bir Temsilciler Meclisinde buluşabilmesi için tarihi bir adım atıyoruz:
ALEVİ BİRLİK MEYDANINA ÇAĞIRIYORUZ
Türkiye’de, Avrupa’da ve diğer tüm kıtalarda Alevi inanç ve kültürünün yaşatılması, bulundukları her ülkede Alevilerin hak ve hukukunun gözetilmesi, kimliklerinin güvence altına alınması mücadelesi yürüten bütün kurumları; Alevilerin geçmişi, bugünü ve geleceğine dair fikri, emeği, derdi, kaygısı, katkısı, çorbada bir tutam tuzu, edecek bir çift sözü olacağını düşünen bütün inanç önderlerini, aydınları, akademisyenleri, sanatçıları, gençleri, kadınları, cümle canları Temsilciler Meclisinin konuşulacağı Alevi Birlik Meydanına çağırıyoruz.
Muradımız; ocak, dergâh, cemevi, dernek, vakıf, federasyon ayırmadan bütün kurumlarımızın, birini bir diğerinin önüne koymadan, kendi tüzel kişiliklerini, tarihsel birikimlerini, özgün geleneklerini ve yapılarını koruyarak, hiçbir kamu kurumunun, siyasi partinin, özel yapının ya da dış müdahalenin etkisi altında kalmadan Alevi toplumunun ihtiyaç ve talepleri esasında, kendi özgür iradesiyle bir Temsilciler Meclisi çatısı altında buluşabilmesinin yollarını tartışmaktır. Her kurumun ve kişinin emeği, tarihi, bedeli ve katkısı değerlidir.
KIRKLAR MECLİSİ, YOLUMUZUN AYNASIDIR
Bu Meclis ya da Birlik fikri, kurumların tektipleşmesi, farklılıkların törpülenmesi, yeni bir hiyerarşik yapının oluşmasına dayanmaz. Aksine, inancımıza ve geleneğimize uygun bir anlayış ve yapıda, Aleviliğin bütün farklı erkân, sürek, köken, yorum, anlayış ve örgüt tarzlarının temsil ve ifade imkânı bulacağı bir meydan tasavvurudur. Farklılıklarımız, aynı zamanda zenginliğimiz ve gücümüzdür. Kâh geçmişten gelen kâh yakın zamanda türeyen, inançsal, kültürel, siyasal ayrışmalarımız olduğu doğrudur. Fakat Aleviliğin ortak değerleri, Alevilerin ortak yararı söz konusu olduğunda, yol gösterecek rehberlerimiz bellidir: “Yol cümleden uludur”. Kırklar Meclisi, yolumuzun aynasıdır.
BUGÜN İHTİYAÇ DUYULAN ŞEY AYRIŞMA DEĞİL RIZALIKTA BULUŞMADIR
Bugün ihtiyaç duyulan şey ayrışma değil rızalıkta buluşmadır; rekabet değil, dayanışmadır; dağınık sesler değil, çokluğu koruyan ortak sözdür. Ortak sorunlarımıza birlikte çözüm üretmek, kararda ve eylemde söz birliği sağlamak, hak mücadelesini daha örgütlü, daha kapsayıcı ve daha etkili yürütmek için bir ortak Meclise ihtiyaç olduğu açıktır.
Böyle bir Meclisin kurulabilme şartlarını, temel ilkelerini, kapsam ve yapısını konuşup tartışmak üzere sizleri de tarihsel sorumluluk almaya, gelip birlikte muhabbet kurmaya, görüşlerinizi sunmaya, kuruluş sürecine katılmaya ve Temsilciler Meclisini birlikte örmeye çağırıyoruz.
GELİN, TOPLUMUMUZUN ORTAK AKLINI, VİCDANINI VE İRADESİNİ HEP BİRLİKTE İNŞA EDELİM
Gelin; inancımızı, yolumuzu, erkânımızı, hafızamızı, kutsallarımızı, eşit yurttaşlık mücadelemizi ve geleceğimizi birlikte sahiplenelim. Gelin, toplumumuzun ortak aklını, vicdanını ve iradesini hep birlikte inşa edelim. Ocaklarımız ayrı, közümüz bir; soframız ayrı, lokmamız bir; kapımız ayrı, meydanımız bir. Erenler meydanı beklemez; yol, yolcularını çağırır. Sürek bin bir ise de yolumuz bir! Gelin, Alevi Birlik Meydanında buluşalım, konuşalım, yola beraber düşelim.
“Gelin canlar bir olalım”; birlikte yol alalım, yolda birliği kuralım!
HABER MERKEZİ
Yoruma kapalı.