Alevi Haber Ajansi

Gürkan Çakıroğlu: Alevi meselesi Kürt meselesinden daha katmanlı-VİDEO

PİRHA- “Demokratik Cumhuriyet ve Barış İçin 1001 İmza” kampanyasına imza veren isimlerden Gürkan Çakıroğlu, sürecin siyasi aktörler arasında sıkışıp kalmasının meselenin aşılmasına yetmeyeceğini söyledi. Alevi-Sünni meselesinin Kürt meselesinden daha katmanlı olduğunu vurgulayan Çakıroğlu, “Alevilerin de bu cumhuriyetin çatısı altına girmesi gerekiyor, müstakil olduklarını kabul etmemiz gerekiyor, cemevlerinin ibadethane statüsünü kabul etmemiz gerekiyor. Bunlar tartışmaya açık hususlar değil” dedi.

“Demokratik Cumhuriyet ve Barış İçin 1001 İmza” kampanyasına imza atan Gürkan Çakıroğlu, sürecin toplumsallaşması ve karşı karşıya olduğu risklere ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

“BU KAMPANYAYI BİR AKTİVİZM OLARAK GÖRMÜYORUM, NET BİR SİYASİ DURUŞ VAR”

Kampanyaya neden imza attığını anlatan Çakıroğlu, “Normalde aktivizm tarzı işlere girmem, çok mesafeliyimdir ben. Lakin bunu bir aktivizm olarak asla görmüyorum. Burada net bir siyasi ve politik duruş var” dedi.

Metni okuduğunda herhangi bir çekince koyacağı bir yer görmediğini belirten Çakıroğlu, “İçinde entelektüeller de var, aydınlar da var, akademisyenler de var, yazarlar da var, meslek gruplarından bir sürü insan var. O anlamıyla bence güzel bir çalışma” ifadelerini kullandı.

“SÜREÇ SİYASİ AKTÖRLER ARASINDA SIKIŞIRSA AŞAMA KAYDEDİLEMEZ”

Kampanyanın amaçlarından birinin de sürecin tabana yayılmasını sağlamak olduğunu ve sürecin toplumsallaşmasının zorunlu olduğunu vurgulayan Çakıroğlu, “Bu süreci siyasi aktörler arasında sıkıştırarak siz bu meselenin üstüne geçemezsiniz, yeni bir aşamaya geçemezsiniz” dedi.

İktidarın içinde ya da etkisinde olan siyasilerin de halen temkinli olduğunu belirten Çakıroğlu, “Bu tarz girişimlerin, siyaseti biraz daha cesaretlendirmek adına değerli olduğunu düşünüyorum” diye konuştu.

“SÜNNİ BİR TÜRK OLARAK MAHCUBİYET HİSSEDİYORUM”

Sürecin başarısız olma ihtimaline ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Çakıroğlu, “Bu işin başarısız olması için ya içeride çok büyük bir ihanet olması lazım ya da dışarıdan çok büyük bir komploya kurban gitmesi lazım. Başka türlü başarısız olma şansı yok” dedi.

Devlet içinde savaştan nemalanan kesimlerin bulunduğuna dikkat çeken Çakıroğlu, “Bunların kimisi uyuyan hücreler, kimisi hala zinde kuvvetler olarak bulunuyorlar” ifadelerini kullandı.

Sürecin bölgesel önemine de değinen Çakıroğlu, “Türkiye yüzyılı, Büyük Ortadoğu Projesi’nin panzehiridir. Irak’ı da, İran’ı da, Sünni-Şii kavgasını da, Alevi-Sünni çatışmasını da, Türk-Kürt kavgasını da zaman içinde tedrici olarak yok edecek bir iklime vesile olur” dedi.

Suriye’de yaşanan Nusayri ve Dürzi katliamlarına da değinen Çakıroğlu, devleti adına mahcubiyet duyduğunu belirterek, “Orada bu işi biz çözebilseydik muhtemelen Türkiye Nusayrilere ve Dürzilere daha cesur bir şekilde sahip çıkabilirdi. Bunu yapamamanın mahcubiyetini hissediyorum bir Türk olarak, bir Sünni olarak” diye konuştu.

“BARIŞ İYİ BİR BAŞLANGIÇ NOKTASI, VARIŞ NOKTASI DEĞİL”

Süreçte gelinen aşamada, çıkmış bir çerçeve yasaya rağmen henüz somut bir gelişme yaşanmamasını da değerlendiren Çakıroğlu, bunun nedeninin Türkiye’nin henüz bir hukuk devleti olmaması olduğunu savundu.

Sürecin bu nedenle ağır aksak ilerlediğini belirten Çakıroğlu, “Türkiye hukuk devleti değil, yüz yıldır değil, daha fazla bir zamandır değil” dedi.

Barışın hukuk devletine giden yolu açacağını vurgulayan Çakıroğlu, “Barış iyi bir başlangıç noktası, varış noktası değil. Hukuk devleti bir varış noktasıdır. Mücadele daha yeni başlıyor, pozitif anlamda” ifadelerini kullandı.

“ALEVİ MESELESİ KÜRT MESELESİNDEN DAHA KATMANLI”

Alevi meselesinin Türkiye açısından çok özel bir yere sahip olduğunu vurgulayan Çakıroğlu, “Alevi meselesi bu memleketin ailevi meselesi. Çok içe dönük, çok katmerli bir mesele. Aslında Kürt meselesinin çözümünden daha problemli birçok açıdan” dedi.

İdris-i Bitlisi tartışmasının itikadi değil, siyasi bir mesele olarak okunması gerektiğini belirten Çakıroğlu, “İdris-i Bitlisi önce Şah İsmail’in yanındaydı, sonra Yavuz’un yanına gitti. Yavuz’la İsmail’in meselesi itikadi bir mesele değildir, siyasi bir meseleydi. Ama bugün yapılan tartışma itikadi bir mesele zeminine oturtuluyor. Bu kabul edilemez” diye konuştu.

Aleviliğin bağımsız bir inanç olarak kabul edilmesi gerektiğini vurgulayan Çakıroğlu, “Alevilik müstakil, bağımsız, özgür, özgündür. Bunu kabul etmeden bu meseleye yaklaşmak yanlış” ifadelerini kullandı.

Öcalan’ın niyetine ilişkin de görüş belirten Çakıroğlu, “Benim, Öcalan’ın niyetinin iyi olduğundan en ufak bir şüphem yok” dedi.

Altan Tan’ın üslubunu ise eleştiren Çakıroğlu, “Ben Altan Tan’la aynı yerde durmuyorum. Demeçlerini çok yapıcı bulmuyorum ama niyetinin kötü olduğunu da zannetmiyorum. Bence dili kabul edilebilir değil, üslubu kabul edilebilir değil” diye konuştu.

“ALİ İSMAİL’İN MEZARINA GİDİP DUA EDECEK BİR CUMHURBAŞKANI BENİM HAYALLERİMDEN BİRİ”

Alevilerin cumhuriyetin çatısı altına alınması gerektiğini vurgulayan Çakıroğlu, “Alevilerin de bu cumhuriyetin çatısı altına girmesi gerekiyor. Müstakil olduklarını kabul etmemiz gerekiyor, cemevlerinin ibadethane statüsünü kabul etmemiz gerekiyor. Bunlar tartışmaya açık hususlar değil” dedi.

Madımak, Berkin Elvan ve Ali İsmail Korkmaz davalarına da değinen Çakıroğlu, “Ali İsmail’in mezarına gidip dua edecek bir Cumhurbaşkanı benim hayallerimden biri. Berkin Elvan’a sahip çıkacak bir Cumhurbaşkanı benim Türkiye adına hayallerimden biri. Umarım bunların gerçekleştiğini görürüz” diyerek sözlerini tamamladı.

Fırat ALTINTAŞ/İSTANBUL

Bunları da beğenebilirsin

Yoruma kapalı.