Alevi Haber Ajansi

Munzur Gözeleri’nde çerağlar uyandırıldı, ekoloji ve ana dil konuşuldu-VİDEO

PİRHA- 24. Munzur Kültür ve Doğa Festivali kapsamında Munzur Gözeleri’nde çerağlar uyandırılıp semah dönülürken, Ovacık’ta yapılan panelde, Alevi inancı üzerindeki asimilasyon politikalarına dikkat çekildi.

“Hafıza ve Özgür Yaşam için Doğamıza, Dilimize, Kültürümüze ve İnancımıza Sahip Çıkıyoruz” şiarıyla düzenlenen 24. Munzur Kültür ve Doğa Festivali sürüyor.

Festival kapsamında Munzur Gözeleri’nde çerağlar uyandırılıp semah dönüldü.

Ovacık’ta da “Dil, Kültür, İnanç, Ekoloji, Dersim ve Ovacık’ın Temel Sorunları, Yozlaşma, Çeteleşme, Göç ve Bağımlılık” başlıklı panel düzenlendi. Moderatörlüğünü Ali Kandil‘in yaptığı panele Eğitimci Hıdır Eren, Araştırmacı-Yazar Nesimi Aday, ABF Genel Başkanı Mustafa Aslan, Munzur Koruma Kurulu aktivisti Gülender Batmaz ve yerine kayyım atanan Ovacık Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül konuşmacı olarak katıldı.

ANA DİLİN ÖNEMİ

Panelde ilk sözü yerine kayyım atanan Ovacık Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül aldı. Sarıgül, konuşmasında ana dilin toplumsal hafızanın korunmasındaki rolüne dikkat çekerek, dilin kimlik, kültür ve toplumsal yaşam açısından taşıdığı öneme vurgu yaptı.

Ardından konuşan Eğitimci-Yazar Hıdır Eren, ana dilin önemine dikkat çekerek, “Türk Devleti, 1921’de çıkardığı kanunla bu memleketin dilini Türkçe yaptı. Sonra tek dil (Türkçe), tek millet (Türk milleti), tek inanç (Hanefi Müslümanlığı) anlayışıyla bu memleketi inşa ettiler. Diğer halkları ise asimile ettiler. Asimilasyonun yanı sıra çoğumuzu katlettiler, sürgün ettiler, memleketlerinden uzaklaştırdılar. Bunu da dilleri, inançları ve yaşam biçimleri ortadan kalksın diye yaptılar” dedi.

“HER ŞEYİMİZ ASİMİLE EDİLDİ”

Araştırmacı-Yazar Nesimi Aday ise Alevi inancı üzerindeki asimilasyon politikalarına dikkat çekerek, “Dilimiz, kültürümüz ve inancımız yüz yıldır asimile ediliyor, yok edilmeye çalışılıyor. Kavramların ayrıştırılması son 50 yılda özel bir politika olarak uygulandı. Katliamlar hiç durmadı. Bu yüzden dilimize ve kültürümüze sahip çıkmamız gerekiyor. Einstein’a ‘Bir tanrıya inanıyor musunuz?’ diye sorduklarında, ‘Spinoza’nın tanrısına inanıyorum’ diyor. Keşke Spinoza burada bu doğayı görebilseydi. Her şeyimiz asimile edildi” diye konuştu.

Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Genel Başkanı Mustafa Aslan, tarih boyunca asimilasyon ve katliamlarla karşı karşıya kaldıklarını ancak inanç ve kültürlerinden vazgeçmediklerini belirterek, “Asimilasyon sadece sizi kendinize yabancılaştırmıyor. Önce dilinizden, toprağınızdan ve kültürünüzden uzaklaştırırlar, ardından geçmişinizi unuttururlar. Dünden bugüne Aleviliği inkar edilen toplum, gittiği her yerde yeniden filizlendi. Dersimlilerin gittiği her yerde bu inanç yaşamaya devam etti” ifadelerini kullandı.

“ALEVİ TOPLUMU MÜCADELESİNİ BÜYÜTMELİDİR”

Devletin Alevilere yönelik asimilasyon politikalarının yöntem değiştirdiğini vurgulayan Aslan, “Onca katliama ve inkara rağmen inancımızı yok edemediler. Hepiniz Türkiye’nin farklı kentlerinden geliyorsunuz. Yaşadığımız her yerde bu kültüre ve inanca sahip çıkmaya ihtiyacımız var. İnanç, sadece birkaç derneğe bırakılmayacak kadar değerli ve kıymetlidir. Alevi toplumu, inancı ve kültürü için verdiği mücadeleyi büyütmelidir” dedi.

“YERELLE BERABER MÜCADELEMİZİ BÜYÜTMELİYİZ”

Munzur Koruma Kurulu aktivisti Gülender Batmaz ise Dersim’deki ekoloji mücadelesine dikkat çekti. Batmaz, “Ekoloji yaşamdır, ekoloji örgütleri de yaşam savunucularıdır. Doğamız talan ediliyor. Bölgede 94 alan için ruhsat verilmiş durumda. Munzur Koruma Kurulu olarak yıllardır yaşamı savunuyoruz. Emperyalist talana karşı mücadelemizi sürdürüyoruz. Dersim coğrafyasının birçok bölgesi milli park ilan edildi. Çok sayıda endemik bitki türüne ev sahipliği yapan bu coğrafyanın korunması büyük önem taşıyor. Yerel halkın da bu talana karşı mücadele etmesi gerekiyor. Aksi halde nefes alamayacak hale geleceğiz. Bu nedenle yerel halkla birlikte mücadelemizi büyütmemiz gerekiyor” ifadelerini kullandı.

PİRHA/OVACIK

 

Bunları da beğenebilirsin

Yoruma kapalı.