PİRHA- Gülistan Doku soruşturmasına dair konuşan Avukat Kenan Çetin, dönemin valisi ve kayyımı olan Tuncay Sonel’in tutuklanmasıyla dosyanın aydınlatılamayacağını belirterek, “Gülistan Doku dosyası bir güneştir, aydınlanırsa, buna bağlı olarak bir çok şey aydınlanacaktır” dedi.
Türkiye’nin son yıllardaki en karanlık dosyalarından biri olan Gülistan Doku davası sil baştan yürütülüyor. 6 yıldır “Munzur’un karanlık sularında” aranan adaletin aslında devletin arşivlerinde, silinen hastane kayıtlarında ve yönü değiştirilen kameralarda gizlendiği ortaya çıktı.
2026’nın şafak operasyonuyla aralanan perde; bir üniversite öğrencisinin kaybının değil, bir valinin oğlunu ve bir polisin yakınını korumak için seferber edilen devasa bir “suç bürokrasisinin” anatomisini gözler önüne seriyor. Dosya kapsamında dönemin valisi ve kayyımı Tuncay Sonel’in yanı sıra 12 kişi tutuklanırken, dosya kapsamının kimlere uzanacağı tartışılıyor.
Gülistan Doku’nun kaybedildiği dönemde Dersim Baro Başkanı olan Avukat Kenan Çetin ile soruşturmanın geldiği noktayı konuştuk.
“İLK GÜNLERDE GÜLİSTAN’NIN BARAJDA OLMADIĞI SÖYLENDİ”
PİRHA: Gülistan Doku’nun kaybolduğu ilk günden itibaren sürecin takipçisi oldunuz. O gün ile bugün arasında ne yaşandı?
Avukat Kenan Çetin: Öncelikle tabii ki kaybolmanın olduğu günden sonra ailenin baroya bir başvurusu oldu. Baroya başvurudan sonra 8 arkadaşla aileden vekalet aldık. Bu vekaleti Dersim Barosu özellikle kadın ve çocuk komisyonu adına aldık.
Vali’nin özellikle Dinar Köprüsü ve intihar üzerine odaklandığını, soruşturma makamlarının da aileye, kurumlara bu noktada bir çalışma yürüttüklerini söyledi. 7 Ocak’tan itibaren yazılı 14 talepte bulunduk. En önemli talebimiz de, soruşturmanın jandarmanın yürütmesi oldu. Çünkü Zanyal’ın babası cinayet büroda çalışıyor. Dolayısıyla dosyanın şüphelisinin yakını, şüpheli olabilecek ihtimali olan şahısların olduğu kurum değil de jandarma araştırsın istedik.
Akabinde sorular hazırladık. 19 soruda, bu meselenin intihar olmayabileceği, cinayet olabileceği, kadın kırımına yönelik şüphelerimizi belirttik. Bunun dayanağı şu. Ben o zaman Pertek’te ikamet eden biriyim. Burada baro başkanıyım. Günlük gelişimizde Dinar Köprüsü’ndeki şahıslarla sohbet edebiliyoruz. Bir hafta öncesine gittiğimizde Pertek’te bir muhtarın da bulunması olayı var. Bu bulunma süreci bir hafta oldu. Yani orada özellikle jandarmanın getirdiği cihazla bir hafta içerisinde bulundu. Orada gelen jandarma dahil, belediyeler dahil 55 kurum, 550 insanın bize söylediği “Ya biz bu suyun hakimiyiz, biz bu suyun savcısıyız. Bu kız burada değil.” Bu bizde intihar olmama ihtimalini güçlendirdi.
“DOSYADA SAKLANAN DELİLLERİN OLDUĞUNU SÖYLEDİK, VALİLİK DOSYAYI ABLUKAYA ALDI”
-Bugün bu dosyada elde edilen bilgiler cinayetin yaşandığı ilk günde bulunamaz mıydı? Hangi irade bunu engelledi?
Kenan Çetin: Avukat Kenan Çetin: 7 aya yakın bir çalışma yürütüldü. O süreç içerisinde hep kurumlarla ilgili dosyaya ilişkin saklanan deliller var. Yani dosyada bulunan not, Gülüstan’ın not defteri benzeri şeylerde intihar, hastane kayıtları bile buna yoruldu. Ama biz o süreçte, çok iyi hatırlıyorum 20 Ocak’tan itibaren bunun intihar olmayabileceğini, bir cinayet olabileceğini, bir kaybettirme olabileceğini sadece suda arama değil de karada aramanın da yapılması gerektiğini yazılı olarak belirttik.
Baştan itibaren şöyle söyleyeyim buradaki kurumların iyi bir duyarlılığı vardı. Aileden kurumlara kadar bir duyarlılık vardı. Ama ailenin olağanüstü bir çabası vardı. Hak arama isteği vardı. Haklı olarak kızının bedenine ulaşma isteği vardı. Ama özellikle valilik makamı dosyayı ablukaya aldı. Soruşturmanın o eksikleri, ona ilişkin yanıtlar ne aileye ne de avukatlara bilgi verilmedi.
“ORGANİZE BİR KÖTÜLÜK VAR”
-Bugün dosyada ilerleme olsa da ucunun nereye kadar gideceğine dair soru işaretleri var. Dosyanın sonuçlanması için ne yapılmalı?
Kenan Çetin: 2021’den sonra biliyorsunuz Zanyal’ın yurt dışına götürülmesi, bugün de açıkça çıkıyor. Ailenin aylarca Antalya’da konaklanması biraz da oraya şüpheyi oraya yoğunlaştırma gibi şeyler de vardı. Şimdi ilk günde bulunamaz mıydı? Bulunabilirdi. Çünkü bu olaya iştirak eden örgütlü kötülük engelledi bunu. Yani nasıl engelledi? Valinin SIM kartı savcılığa vermemesi gibi. Ya da dosyaya bazı delillerin sunulmaması ,saklanması gibi.
Şimdi bir ihbar var. Gülüstan’ın bir arabada olduğu söyleniyor. Orada tutulan tutanak var, anonslar var. Birçok şey dosyaya koyulmamış. Görülebilir miydi? Yani o ilk günden görülebilir miydi? Bize göre görülebilirdi. Ama bir el birileri özellikle merkezi otoritede de ben o gücü aldıklarını düşünüyorum. Sadece bir vali ya da ona bağlı 3-4 insan olduğunu düşünmüyorum.
Adalet Bakanı “ucu nereye kadar giderse gitsin” dedi. Ucunun bağlanmaması gerekiyor. Bir vali ile sınırlanmaması gerekiyor. Niye? Daha önce de bu örgütlü kötülükler vardı. Elazığ’da, Fırat Üniversitesi’ndeki bir kızın olayını bu bölge yaşadı. Bunun gibi diğer olayların da üstünün kapatıldığını düşünüyoruz ki bu sadece bir şahıs tarafından kapatılmış bir mesele değil, organize bir kötülük diye düşünüyoruz.
“DOSYA HALEN TAM AYDINLATILMAMIŞTIR. İLK GÜNLERDE BİZ; GÜLİSTAN DOKU BİR GÜNEŞTİR DEDİK DOSYANIN TAM AYDINLATILMASI DİĞER DOSYALARIDA AYDINLATIR”
-Tuncay Sonel tek başına mı yürüttü? Size gelen bir not olduğu ifade ediliyor. Bu durumu açar mısınız?
Kenan Çetin: Şimdi bize gelen not daha önce beyanda da bulunduk. Aslında CİMER’e yazılan bir yazı var ve yerel medyayla birlikte, ajanslarla birlikte bizim baroda bir açıklamamız var. Aileyle de açıklama yapıyorduk. CİMER’e yazılan yazıda biz o süreçte Zanyal’ın Rusya’ya kaçırılma meselesinde bir paniğin yaşandığını gördük. Birilerinin bu anlamda serzenişlerini görünce çağrı yaptık; bilgisi olanların baroya, aileye, yetkililere ulaşmasını istedik. Sonrasında bahsi geçen not evimizin eşiğine bırakıldı . Belli ki birileri bu dosyanın aydınlatılmasını istiyor.
İmzasız ama daktilo ile yazıldığını düşündüğümüz bir not. O notta, Gülüstan Doku’yla Vali’nin oğlunun bir ilişkisi olduğu söyleniyor. Tabii ki değerlendirdik. Hızlı bir şekilde ne yapabiliriz? Hemen soruşturmayı yürüten savcılığa gereği için bildirdik. Üst yazıyla bildirdik ki kaybolmasın. Birden fazla da örneğini elimizde tuttuk.
Sonradan alıyoruz ki başsavcılık bunu gazetecilerle paylaşmış. Tabii gazetecilerin kendilerine göre korkuları var. Açıklanmayabilir ama biz hukukçuğuz Zanyal’ın kaçırmaya çalışan bir yapı var. Gizli tanığı da yok edebilir mi? endişesi yaşadık. Diğer bir şey Vali’nin oğlunun kaçma durumu olabilir mi? Bunlar güçlü ihtimaller.
Savılığa dedik notu bırakanın bulunması lazım. Polis ve adliye lojmanlarının, Adliye’nin, DSİ’nin olduğu bir bölgede notu bırakanın bulunmaması mümkün değil. En önemli şey o tanığı ulaşılması, tanığın bildiklerini söylemesi gerekiyor.
Güllüstan Doku dosyasında alie ve biz kurumlar olarak, ilk andan itibaren şunu söyledik.
Bu dosya bir güneştir. Gülistan Doku bir Güneştir ,Bölgenin güneşi aydınlanırsa, buna ve bu dosyaya bağlı olarak birçok şey aydınlanacaktır.
Geldiğimiz aşamada hala cevapsız sorular var. Mesela üniversite ayağı yok. Niye üniversite ayağı yok. Adliye ayağı yok. Kollukta bu delilleri saklayan kimler? Dosyanın halen %60’a yakınının gizemini koruduğunu, açıklanmadığını düşünüyoruz.
“BİZ VALİYİ ALDIK. İÇİMİZDE KÖTÜLER VAR’ DEYİP BURADAN KİMSE SIYRILAMAZ”
-Kentin sustuğuna dair bazı değerlendirmeler var. Katılır mısınız? 6 yılı aşan süreçte nasıl bir mücadele yürütüldü?
6 yıl İl içerisinde şunun hakkını net vermeliyiz. Abla şahsında, anne baba şahsında ailenin duyarlılığı, kadın örgütlerimizin duyarlılığı, sivil toplum örgütlerinin duyarlılığı çok iyiydi.
Baroya bizim dönemimizde 30’u aşan mağdur başvurusu var. Bunlar niye önemli? O kadın komisyonundaki arkadaşlarımızın müthiş bir emeği var. Bazı dosyalarda, büyük oranda dosyalar cezalandırıldı, failler bulundu.
Bazı şeyleri hassasiyetlerimizden kaynaklı açıklamıyoruz. Esma’nın ailesini düşünün. Daha önce yaşadığı kızının durumunu düşünün. Ama insanlar şöyle bir o empati yeteneğinden yoksun. Aileyi zan altına düşürecek şeylerden çok rahat bir şekilde söyleyebiliyor. Dersim’in şundan vazgeçmesi lazım. Dersim’de bazı insanların ağzıyla cinayet işleme huyundan vazgeçmesi lazım. Belgesi olmadan, bilgisi olmadan konuşmamalı.
Bu dosya şahsında şöyle bir şeyi söyleyelim. Yani sadece vali mi sorumlu? Hayır, net söylüyoruz. ‘biz valiyi aldık. içimizde kötüler var’ deyip buradan kimse sıyrılamaz. Ucu nereye gidiyorsa gidilmeli, ucu bağlanmamalı. O anlamda ailenin haklı talebini buradan bir kez daha hayıkırıyoruz; Gülüstan’ın bedeni bir an önce bulunsun. Aile o mezar taşına çiçeğini koyabilsin. Acısını yaşayabilsin. Bu ailenin feryadıdır.
“ESMA DOSYASI AÇIK”
-21 Mart 2020’de Uzunçayır Baraj Gölü’nde bulunan 28 yaşındaki Esma Kılıçarslan’ın ölümü, şüpheli olarak kayıtlara geçti. Bu dosyaya dair ne söylemek istersiniz?
Kenan Çetin: Esma’nın dosyası ile ilgili de kamuoyunda yanlış bilgiler, yanlış tarihler, yanlış sayıların olduğunu söyleyeyim.
Dosya açık bir dosya. Hiçbir zaman kapanmadı. 1,5 yıldır da dosyada yazışmalar var. Bunu net söyleyeyim. Bu anlamda yanlış bilgileri lütfen kamuoyuna birileri yaymasın. Ailemizin yanında olalım Zan altında bırakmayalım . İsteğimiz o. Bakın DNA örneği farklı, başka örnekler farklı.
Dosyaya ilişkin eksikleri savcılık da kabul ediyor. Bizim yakın zamanda ve öncesinde de birden fazla dilekçemiz var. Dosyada aydınlatılmasını istediğimiz durumlar var. Dolayısıyla hangisi aydınlandığında, neler geliştiğinde biz aile ile birlikte kamuoyunu açıklayacağız. Biraz bu noktada da duyarlılık istiyoruz. En azından Dersimli dostlarımızdan, kurumlarımızdan istediğimiz o. Biz buradayız Bilgi ve belge varsa bizimle paylaşsınlar . Çok rahat bir şekilde gelip sorularını sorabilirler. Ailelerin izin verdiği kadar yine dosyadaki maddi gerçeklik neyse onu paylaşacağız.”
Nuray ATMACA/DERSİM
Yoruma kapalı.