PİRHA- Siverek ve Maraş’ta yaşanan vahşetin sadece çocuklarla açıklanamayacağını vurgulayan Eğitim-Sen Antalya Şube Başkanı Kadir Öztürk; tarikatlara ayrılan bütçeden dizi sektöründeki mafya özentisine, CİMER baskısından okullardaki beslenme sorununa kadar eğitim sistemindeki çöküşü çarpıcı detaylarla PİRHA’ya anlattı.
Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim-Sen) Antalya Şube Başkanı Kadir Öztürk, son dönemde yaşanan şiddet olaylarının ardından eğitim sistemine dair kapsamlı bir eleştiri sundu. Öztürk, yaşananların münferit birer olay değil, sosyolojik bir bozulmanın sonucu olduğunu vurguladı.
“ÖĞRENCİ ARKADAŞINI RAKİP OLARAK GÖRÜYOR”
Mevcut sistemin öğrencileri sürekli bir yarış içine soktuğunu belirten Öztürk, “Okullarda ezbere dayalı ve rekabetçi bir ortam oluşturuldu. Öğrenci, en yakın arkadaşını bile bir rakip olarak görüyor ve bu atmosfer içinde ciddi bunalımlar yaşıyor. Bilimsel ve laik eğitimden uzaklaşıldığı sürece bu sorunlar katlanarak devam edecektir. Bu ne ilkti, ne de son olacak,” dedi.
“BAKANIN VİCDANI OLSAYDI İSTİFA EDERDİ”
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in politikalarına tepki gösteren Öztürk, kaynakların yanlış yönetildiğini savundu: “Bugün Bakanın birazcık vicdanı olsaydı istifa ederdi. Günübirlik politikalarla eğitimi yönetmeye çalışıyorlar. Cemaat ve tarikatları sivil toplum örgütü gibi görüp onlara bütçe ayırmak için uğraşıyorlar. Oysa bu bütçeler okullara aktarılsaydı, çocuklarımız için çok daha güvenli ve nitelikli bir eğitim alanı yaratılabilirdi.”
“DİZİLER MAFYA LİDERLERİNİ ROL MODEL YAPIYOR”
Toplumsal bozulmanın medya ayağına da dikkat çeken Kadir Öztürk, çocukların örnek aldığı kişilerin değiştiğini vurguladı: “Ülkede 20-30 tane kanal var ve hepsinde şiddet içerikli diziler oynatılıyor. Bu dizilerde kabadayılar, bellerinde tabancalarla sanki saygın insanlarmış gibi gösteriliyor. Eskiden bir öğrenci öğretmenini ya da okumuş birini rol model alırdı. Şimdi ise mafya liderlerini rol model alıyorlar. Silahla insan öldürenlerin zengin olduğu, şatafatlı evlerde oturduğu bir dünyayı izleyen çocuk, ‘ben de böyle yaparım’ diyor. Bu, AKP hükümetinin izlediği politikaların yarattığı ağır bir sosyolojik durumdur.”
“GÜVENLİK SORUNU KAPIYA POLİS KOYMAKLA ÇÖZÜLMEZ”
Okullardaki şiddetin sadece polisiye tedbirlerle engellenemeyeceğini savunan Öztürk, pedagojik yaklaşıma dikkat çekti: “Okulun kapısına 100 tane de polis koysanız bu sorunu çözemezsiniz. Ortada sosyolojik bir bozulma var. Sorunu rehber öğretmenlerin üzerine yıkarak, ‘riskli öğrencileri ikna edin’ diyerek işin içinden çıkamazsınız. Velisiyle, öğretmeniyle ve öğrencisiyle hep birlikte bir politika üretilmelidir.”
Eğitimdeki bozulmanın başlangıç noktalarından biri olarak eski Bakan Ömer Dinçer dönemini ve şikayet hatlarını işaret eden Öztürk, “Öğrenci zayıf alıyor, hemen CİMER’e şikayet ediliyor. Öğretmen hakkında dilekçe yazılıyor. Öğrencinin neden zayıf aldığı, dersi dinleyip dinlemediği araştırılmadan öğretmen hedef tahtasına konuluyor. Bu sistem öğretmeni itibarsızlaştırdı,” ifadelerini kullandı.
“BİAT DEĞİL ÖZGÜR DÜŞÜNCE”
Hükümetin amacının sorunu çözmek değil, kendine itaat eden bir yapı yaratmak olduğunu öne süren Öztürk, tüm okulların İmam Hatip yapılmak istenmesini eleştirerek çözüm önerilerini şöyle sıraladı:
“Çocukların sağlıklı beslenmesi için her okula bir öğün ücretsiz yemek verilmeli.
Sınav ve rekabet odaklı sistem terk edilmeli, bilimsel eğitim esas alınmalı.
Çocuklar özgür düşünmeli; onlara biat değil, sevgi ve saygı öğretilmeli.
Televizyonlarda barışı, empatiyi ve sevgiyi işleyen programlara ağırlık verilmeli.
Bakanlık, veli ve öğretmen sendikalarıyla iş birliği içinde çalışmalı”
Cebrail ARSLAN/ANTALYA
Yoruma kapalı.