PİRHA- İstanbul, Ankara, İzmir, Diyarbakır, Mersin, Urfa ve Eskişehir’de okunan ortak açıklamada, Meclis Komisyonu raporunun üzerinden üç aydan fazla zaman geçmesine rağmen somut hiçbir adım atılmadığı belirtildi. Kalıcı ve onurlu bir barış için ısrarcı olduklarını vurgulayan kadınlar, siyasi tutsakların serbest bırakılmasından kayyımların geri çekilmesine kadar 5 acil talebini tüm ayrıntılarıyla kamuoyuyla paylaştı.
Barışa İhtiyacım Var Kadın İnisiyatifi, erkek egemenliğine, savaşa, militarizme ve erkek-devlet şiddetine karşı barışın toplumsallaşmasının acil bir ihtiyaç olduğunu vurgulamak üzere Türkiye’nin yedi büyük kentinde (İstanbul, Mersin, Ankara, İzmir, Diyarbakır, Urfa ve Eskişehir) eş zamanlı eylemlerle bir araya geldi. Coğrafyamızda yaklaşık elli yıldır süren çatışmaların ardından silahların bırakılması kararıyla ölümlerin durmasını çok önemli bir kazanım olarak gördüklerini belirten kadınlar, bu sürecin demokratik, adil ve onurlu bir barışla tamamlanması gerektiğini ifade etti. 7 ilde ortak açıklamayı okuyanlar:
İstanbul-Nimet Tanrıkulu
Mersin- Canan Yüce-Sara Kaya
Diyarbakır-Zeynep Sipçik
İSTANBUL
Barışın inşası için TBMM bünyesinde kurulan Komisyona katılarak 5 acil taleplerini ilettiklerini hatırlatan inisiyatif, yayınlanan Komisyon raporunda kadınların taleplerine yer verilmediğini, raporun dili ve bağlamının kadınların beklentilerinden uzak olduğunu vurguladı. Meclis’in siyasi sorumluluk üstlenmesini değerli bulmakla birlikte, 18 Şubat 2026’da açıklanan raporun üzerinden üç aydan fazla zaman geçmesine rağmen ne yasal düzenlemelerin yapıldığını ne de mevcut hukuki çerçevenin uygulandığını belirtti.
Kadın hareketinden ve feminist hareketten temsilcilerle bir araya gelen inisiyatif, Meclis komisyonunun dikkatine sundukları ve güncel örneklerle genişlettikleri 5 acil talebi şu şekilde sıraladı:
“SİYASET SUÇ OLMAKTAN ÇIKSIN, TERÖRLE MÜCADELE KANUNU KALDIRILSIN”
Siyasetin suç olmaktan çıkarılması, Terörle Mücadele Kanunu başta olmak üzere ifade ve örgütlenme özgürlüğünü kısıtlayan düzenlemelerin kaldırılması istenirken, süreç boyunca gözaltı, tutuklama ve cezaların artarak sürdüğü vurgulandı.
“Örgüt üyeliği”, “örgüt propagandası”, “halkı kin ve düşmanlığa tahrik”, “yanıltıcı bilgiyi yayma” gibi suçlamalarla halkın, basının ve muhaliflerin susturulmaya çalışıldığı; Şırnak’ta barış talebini dile getiren sendika emekçilerine soruşturma açıldığı, toprağını ve doğasını savunan kadınlar ile LGBTİ+’ların gözaltına alındığı belirtildi. Jineoloji çalışmaları ve kadın örgütlenmelerinin suç sayıldığı, feminist gece yürüyüşleri ile Newroz etkinliklerinin engellendiği ifade edildi.
En acil taleplerden biri olan hasta mahpusların serbest bırakılması konusunda hiçbir ilerleme sağlanmadığı, cezaevlerinde sağlık hakkı ihlallerinin sürdüğü aktarıldı. Ciddi sağlık sorunları olan Pınar Tikit’in tahliyesinin hukuksuzca engellendiği, 34 yıldır Sincan Cezaevinde bulunan Nedime Yaklav’ın tahliyesinin ise gözlem kurulu kararıyla bir yıl daha uzatıldığı hatırlatılarak, yargının kadınları ve barış talep edenleri korumak yerine baskı politikalarını sürdürdüğü dile getirildi.
MERSİN
“TÜM KAYYIMLAR GERİ ÇEKİLSİN, KARARNAMELER İPTAL EDİLSİN”
Kayyım atamalarının zemini olan ve OHAL bahanesiyle yasalaştırılan Cumhurbaşkanı Kararnamesinin iptal edilmesi talep edildi. Bugün itibariyle DEM Parti’li Hakkari, Mardin, Batman, Halfeti, Siirt, Dersim, Bahçesaray, Akdeniz, Van ve Kağızman Belediyelerinin hala kayyımlarla yönetildiği, seçilmiş belediye eşbaşkanlarının görevlerine dönemediği gibi hukuksuz davalarla uğraştığı belirtildi.
Kayyımların ilk icraat olarak kadın danışma merkezlerini ve yaşam evlerini kapattığı ya da işlevsizleştirdiği somut örneklerle açıklandı. Batman’da çok dilli kreşin müftülüğe devredilerek Kur’an kursuna dönüştürüldüğü, 34 kadın çalışanın işten çıkarıldığı; 8 Mart ve 25 Kasım idari izinleri, HPV aşısı ve doğum izni gibi kazanılmış hakların kayyım tarafından iptal edildiği bildirildi. Ayrıca CHP’li belediyelere yönelik operasyonların, tutuklamaların ve irade gaspının devam ettiği hatırlatılarak, seçilmişlerin derhal görevlerine iade edilmesi istendi.
DİYARBAKIR
“EŞİTLİK VE KAPSAYICILIK TEMEL ALINSIN, ANADİLDE EĞİTİM VE HİZMET SAĞLANSIN”
Sürecin altyapısı oluşturulurken tüm kimlik ve aidiyetlerin eşit kabul edilmesi, anadilde eğitim ve kamusal hizmetlere ulaşım önündeki engellerin kaldırılması gerektiği ifade edildi.
Özellikle Kürt illerinde kadınların jinekolojik muayeneden doğuma kadar en temel sağlık hizmetlerine dil bariyeri nedeniyle erişemediği vurgulandı. Batman Belediyesi’ndeki çok dilli çalışmaların kayyım tarafından yok edildiği, kadınları erkek şiddetinden korumak için tasarlanan KADES iletişim başvuru sisteminde hala Kürtçe seçeneğinin yer almamasının kadınların can güvenliği önünde büyük bir engel oluşturduğu belirtilerek anadilde eğitim için acil düzenleme çağrısı yapıldı.
“ABDULLAH ÖCALAN DAHİL SÜRECİN TÜM TARAFLARIYLA GÖRÜŞMENİN ÖNÜ AÇILSIN”
Çatışma çözümü ve müzakerelerin ilerleyebilmesi için kadınların, sivil toplum temsilcilerinin ve bağımsız heyetlerin sürecin tüm taraflarıyla doğrudan temas kurabilmesinin güvence altına alınması istendi.
Suriye’de cihatçı HTŞ rejiminin Rojava’ya saldırısı ve ABD-İsrail’in İran’a yönelik hamleleri başladığında Abdullah Öcalan ile görüşmelerin ve barış söyleminin askıya alınmasının, yasal güvence olmadığında sürecin dar siyasi çıkarlara feda edilebileceğini gösterdiği ifade edildi. Gerçek bir barış için tarafların birbirini yok saymaması gerektiği belirtilerek, Abdullah Öcalan’ın eşit müzakereci olarak tanınmasını sağlayacak yasal düzenlemelerin yapılması ve Meclis Komisyonu’nun kadınların, akademisyenlerin ve sivil toplumun görüşlerini dikkate alması talep edildi.
“HAKİKAT VE YÜZLEŞME KOMİSYONU KURULSUN, SAVAŞ SUÇLARI İNCELENSİN”
Savaştan doğrudan etkilenen, yakınlarını kaybeden, zorla göç ettirilen, gözaltında taciz ve tecavüze uğrayan kadınların barış sürecinde eşit temsil edilmediği vurgulandı. Kadın hareketinin sürecin aktif bir bileşeni olarak kabul edilmesi gerektiği ifade edilerek şu talepler sıralandı:
Kamu personelinin ve kolluk güçlerinin cinsiyetçi uygulamaları ile üniformalı şiddetin açığa çıkarılması ve cezalandırılması için yasal altyapısı olan tam yetkili kadın hakikat komisyonlarının kurulması istendi. İpek Er, Gülistan Doku, Rojwelat Kızmaz ve Rojin Kabaiş gibi henüz aydınlatılmamış olayların, Kürt kadınlarına dönük erkek-devlet politikalarının özel ve sistematik olarak işletildiğini gösterdiği savunuldu. Zorunlu göçle boşaltılan ve güvenlik bölgesi ilan edilen köylerin sahiplerine iade edilmesi ve zararların tazmin edilmesi talep edildi.
11 Temmuz 2025’te Bese Hozat’ın okuduğu açıklama ile başlayan silah bırakma sürecine karşılık devlet kanadından herhangi bir adım atılmadığı hatırlatıldı. Silah bırakan kadınların toplumsal hayata katılımını destekleyecek, siyasal mücadelede yer almalarını sağlayacak toplumsal cinsiyet eşitliği odaklı pozitif ayrımcı mekanizmaların ve yasal düzenlemelerin acilen hayata geçirilmesi gerektiği altı çizilerek çağrı sonlandırıldı.
HABER MERKEZİ
Yoruma kapalı.