PİRHA-Vakıf üniversitelerinde 200’ü aşkın öğretim görevlisinin işten çıkarılmasına tepki gösteren 6 kurum, akademide piyasalaşma ve siyasi baskılara dikkat çekerek, “Yaşamı, emeği ve bilimi savunan bir dirence ihtiyacımız var” çağrısı yaptı.
Ankara Düşünceye Özgürlük Girişimi, Demokrasi İçin Birlik, Düşünce Suçu(*!)na Karşı Girişim, Özgür Üniversite, Türkiye ve Ortadoğu Forumu ile Yurttaş Girişimi, vakıf üniversitelerinde 200’ü aşkın öğretim görevlisinin işten çıkarılmasına tepki gösterdi. Yapılan ortak açıklamada, üniversitelerde yaşanan tasfiyelerin neoliberal politikalar ve siyasi baskılarla birlikte değerlendirilmesi gerektiği belirtilerek, “Yaşamı, emeği ve bilimi savunan bir dirence ihtiyacımız var” denildi.
“200’Ü AŞKIN ÖĞRETİM GÖREVLİSİNİN İŞİNE SON VERİLDİ”
Açıklamada, 15 Temmuz 2016 darbe girişiminin ardından çıkarılan KHK’larla yüzlerce akademisyenin üniversitelerden uzaklaştırıldığı hatırlatıldı. Aradan geçen 10 yılın ardından bu kez vakıf üniversitelerinde bir tasfiye sürecinin yaşandığı ifade edildi.
2025-2026 akademik yılının sonunda “sözleşme sürelerinin dolduğu” ve “norm fazlası” gibi gerekçelerle İstanbul’daki Arel, Beykent, Aydın, Maltepe, Gelişim, Bilgi, Yeni Yüzyıl ve Atlas üniversitelerinde 200’ü aşkın öğretim görevlisinin işine son verildiği belirtildi.
İşten çıkarılanlar arasında 14 yıldır Arel Üniversitesi’nde görev yapan ve feminizm üzerine çalışmalarıyla tanınan Prof. Dr. Feryal Saygılıgil ile İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde 21 yıldır görev yapan tarihçi Prof. Dr. Bülent Bilmez’in de bulunduğuna dikkat çekildi.
“AKADEMİK ALANDA TİCARİ ANLAYIŞ HAKİM KILINDI”
Ortak açıklamada, üniversitelerin piyasaya entegrasyonu ve yükseköğretimin özelleştirmeye açılmasının akademik yaşam üzerindeki etkilerine dikkat çekildi.
Vakıf üniversitelerinde eğitim ücretlerinin giderek yükseldiği belirtilirken, öğretim elemanlarının maaşları ile kütüphane, araştırma ve barınma gibi alanlara ayrılan kaynakların “karı azamileştirme” anlayışıyla kısıldığı savunuldu. “Kar getirmeyen” bölümlerin kapatıldığı ve öğretim elemanlarının işten çıkarıldığı ifade edildi.
“ÜNİVERSİTELER ÜZERİNDE POLİTİK BASKI ARTTI”
Açıklamada, üniversitelerin piyasalaştırılmasının yanı sıra siyasi müdahalelerin de akademik alan üzerindeki baskıyı artırdığı belirtildi. Rektör atama yetkisinin Cumhurbaşkanı’na verilmesi, YÖK üyelerinin çoğunluğunun iktidar tarafından atanması ve vakıf üniversitelerine yönelik “kayyım atama” uygulamaları eleştirildi.
Öğretim elemanlarının iş güvencesinden yoksun bırakıldığı savunulan açıklamada, yüzlerce akademisyenin işine son verilmesinin önüne geçecek hukuki güvencelerin bulunmadığı ifade edildi.
“KANUN TEKLİFİNİN 26. MADDESİ GERİ ÇEKİLMELİ”
TBMM Genel Kurulu gündemine gelen Yükseköğretim Kanunu teklifine de tepki gösterilen açıklamada, güvenlik soruşturması uygulamasının yasal hale getirileceği ileri sürüldü.
Açıklamada, “Bu nedenle kanun teklifinin 26. maddesi geri çekilmelidir” çağrısı yapıldı.
“ÜNİVERSİTELER ÇİFTLİKLERE DÖNÜŞMÜŞ GÖRÜNÜYOR”
Ortak açıklamada, üniversitelerde akademisyenlerin işlerini kaybetmemek için baskı altında çalıştıkları savunulurken, Türkiye’deki üniversitelerin uluslararası sıralamalardaki konumuna da dikkat çekildi.
İntihal, sahte diploma, mobbing ve taciz vakalarına işaret edilen açıklamada, devlet ve vakıf üniversitelerinin “herkesin herkesten kuşku duyduğu” ve akademisyenlerin “ölü taklidi yaptığı” kurumlara dönüştüğü değerlendirmesi yapıldı.
“YAŞAMI, EMEĞİ VE BİLİMİ SAVUNAN BİR DİRENCE İHTİYAÇ VAR”
Vakıf üniversitelerinde son yıllarda artan işten çıkarmaların, üniversiteler üzerindeki piyasacı ve politik baskının yarattığı sorunların bir sonucu olduğu ifade edilerek, “Bugün bu ‘sonuçlar’la olduğu kadar ‘nedenler’i de karşısına alıp ‘Hayır!’ diye haykırabilen, yaşamı, emeği ve bilimi savunan bir dirence ihtiyacımız var. Hayatın her alanında olduğu gibi üniversitelerde de…” denildi.
HABER MERKEZİ
Yoruma kapalı.