Alevi Haber Ajansi

Termik santraller bu ilçede kanser vakalarını artırdı-VİDEO

PİRHA-Türkiye’nin dördüncü büyük ovası olan Elbistan’daki termik santraller, bölgeyi yaşanmaz hale getirdi. İki tane daha yapılması planlanan ve ÇED sürecinde olan termik santrale tepki gösteren Küçükyapalak Köyü’nden çevre aktivisti İbrahim Yalçın, projenin doğaya etkilerini anlattı. Yalçın, tarım, sulama ve yaşam alanlarının yeni termik santraller ile tamamen yok edileceğine dikkat çekti.  

HABERİN VİDEOSU

1974 yılında kurulan ve 1984’de üretime başlayan Maraş Elbistan’daki A termik santrali… Hiçbir koruyucu önlem alınmadan 32 yıl boyunca Elbistan’ı zehirledi, hastalıkları ve hava kirliliklerini artırdı. Üstüne bir de 1999 yılında yapımına başlanan B termik santrali de 2005 yılında üretime katıldı. A termik santralini kül tozucu filtre takılması kaydıyla ÇED oluru verildi ancak hiçbir zaman filtre takılmadı. Her ikisi birden Elbistan ovasını zehirlemeye devam etti. Kanser vakalarının sürekli arttığı Elbistan’da A termik santrali ‘metal yorgunluğu’ nedeniyle kullanılmaz iken üretime devam eden B termik santralinin ardından şimdi de iki tane daha termik santral kurulmak isteniyor. Konuya ilişkin çevre aktivisti İbrahim Yalçın ile Maraş Elbistan’dan geçen Ceyhan Nehri’nin kenarında projenin doğaya etkilerini konuştuk.

Yalçın, A ve ardından B termik santralleri ile artan hastalıklara dikkat çekerek, “Bugün çevre illerden giden hastaların bir çoğunluğu Elbistan’dan gelen kanser hastalarından oluşmaktadır” dedi.

SANTRALİN OLDUĞU YERLERDEKİ İNSANLARLA EVLENMİYORLAR

Tarıma birinci derecede elverişli olan bu iki termik santralin kurulduğu alanları artık kullanılamaz hale getirdiğini söyleyen Yalçın, Çolhan ve Alemdar’da yaşayan insanlarla evlenilmediğini vurguladı.

Tüm bunlara rağmen iki termik santral daha yapılmak istendiğine dikkat çeken Yalçın, bunlara ilişkin şu bilgiyi verdi:

“Bir tanesini eski adıyla Til dediğimiz Akbayır’a bir tanesini de Küçük Yapalak’la Büyük Yapalak arasındaki Sivas istikameti olmak üzere iki tane termik santrali yapmayı kararlaştırdılar. Bunun için özel firmalara yetki verildi. Bu yüzden de Japonya, Çin, Suudi Arabistan, Katar gibi uluslararası firmaları burada davet ettiler. Ancak incelemelerde bulunan firmalar her nedense çekilince yerli firmalar devreye girdi. Til dediğimiz Akbayır’a bundan iki yıl önce Diler Enerji bir termik santral kurmak için müracaat etti. ÇED raporu onaylanmadı. İki yıl sonra ve mahkemeye vererek yeniden yani bir yolunu bularak kanunların etrafını dolaşarak yeniden bir ÇED raporu faaliyeti başlattı. Şu an bu ÇED raporu faaliyeti devam etmektedir. Bizim itirazlarımız üzerine askıya alınmıştır.”

35 BİN DÖNÜM ARAZİ ÜZERİNDEKİ SULAMAYI ORTADAN KALDIRDILAR

ÇED sürecinin de denetimsiz olduğuna dikkat çeken Yalçın, gerçekçi bir ölçüm, bilimsel bir değerlendirme yapılması halinde buraya termik santralin yapılamayacağını vurguladı. Yalçın, “Hem tarım alanı olarak Türkiye’nin dördüncü büyük ovasını hem de hava kirliliği olarak insanların yaşamını doğrudan etkileyen bir durum söz konusu” dedi.

Yalçın, Akbayır’a kurulmak istenen termik santral alanın 35 bin dönüm arazi üzerinde olduğunu söyledi. Yalçın, bu arazinin de Til tarafında bulunan Hasanali Barajı’ndan gelen sularla sulama planı arsasına girdiği halde o planın değiştirilip sulamanın ortadan kaldırıldığına dikkat çekti.

“Bu her şeyden önce bir zorlamadır” diyen Yalçın, 35 bin dönüm arazinin sulama planından çıkartılarak 5 bin dönüm mera arazisinin termik santral alanına dahil edildiğine dikkat çekti.

“ELBİSTAN’DA YAŞAYANLARIN SAĞLIĞI İLE OYNANIYOR”

Yalçın bunun ne tür tehlikelere neden olacağını şu sözlerle anlattı:

“Elbistan 2.5 milyon dönümdür. Bunun 1 milyon 700 bin dönümü tarıma açıktır. Zaten bir tarafı dağlarla kapalıdır üç tarafı açıktır. Üç tarafı da Afşin istikametiyle Malatya istikametine daha çok yaygınlaşmıştır. En büyük arazi burada bulunmaktadır. Akbayır’ın bulunduğu yerde Bakış, Demircilik, Çıtlık, Söğütlü, Ambarcık gibi hatta daha ileriye giderek Nurhak’a kadar uzanan bir hat yer almaktadır. Nurhak’ta bu doğa güzelliği tabiat güzelliği bütün bu termik santral faaliyetinden etkilenmektedir. Yani 500, 600 bin dönüm alan arazi yok edilmekte bununla birlikte Elbistan’ın 140 bin nüfusunun sağlığıyla oynanmaktadır.”

SANTRAL KÖYLERDE YAŞAMAYI İMKANSIZ HALE GETİRECEK

Yine Küçük Yapalak’ta Anadolu A.Ş. tarafından 55 bin dönüm arazi üzerine kurulmak istenen termik santralin de ÇED süreci devam ediyor.

Küçük Yapalak’a 1200, Büyük Yapalak’a 1800 metre mesafeye yani hemen içlerine kurulmak istenen termik santrale ilişkin ise Yalçın şunları söyledi:

“Burada da yine 500-600 bin dönüm arazi doğrudan etkileniyor. Soğutma, kül arama vesaire santralin kendi bina alanları dahil olmak üzere 55 bin dönüm araziyi kapsamaktadır. Küçük Yapalak, Büyük Yapalak, Akbayır, Akören, Eldelek, Elenbey gibi köyleri de tamamen yok edecek şekilde planlamış durumda. Aldıkları kömür alanı Elbistan’a 6 km mesafededir. Dolayısıyla buralara santral kuruması durumunda bu memlekette yaşamanın imkanı yoktur. Yetkililerin bunu düşünmesi gerekiyor. Ayrıca tabi ki sadece hava, toprak vesaire değil suyu da bu termik santraller yok ediyor. Mesela Ceyhan Nehri’nin suyu termik santrali soğutmaya kullanıldı uzunca bir süre.”

CEYHAN NEHRİ KURUYACAK

Termik santral alanında bulunan Kışla Köyü’nde ise suyun çekilip çatlakların ve obrukların oluştuğunu söyleyen Yalçın, “900 civarında pompadan 1 milyon ton su çekiliyor bu da Ceyhan Nehri’nin suyudur. O havzadan alınan sudur. Şimdi bir de Til tarafında kurulduğu zaman yine Kaynarca dediğimiz kısmın suyu da o istikametten gelmektedir. Oranın soğutma suyu da yer altı suyuyla yapılacaktır. Oradaki yer altı sularının çekilmesi halinde yine Ceyhan Nehri’nin kaynakları Ceyhan Nehri’ni destekleyen kanallardan su kullanacak ve Ceyhan Nehri’nin kurumasına yol açacaktır” dedi.

“TÜRKİYE’NİN DÖRDÜNCÜ OVASINI YOK ETMEYİN”

“140 bin nüfuslu bu şehir bu termik santralin iki tanesiyle zaten yaşanmaz oldu bundan sonrakiyle de iyice yaşanmaz hale gelecek” diyen Yalçın yetkilere seslendi:

“Biz bu yetkilileri düşünmeye davet ediyoruz. Türkiye’nin dördüncü ovasını yok etmesinler, Ceyhan’ı yok etmesinler. Ceyhan yalnız Elbistan’a değil buradan Akdeniz’e kadar bütün bu havzaya, tabiata, doğaya hayat veriyor. Bu hayatı kısa günün rantları için bu doğayı tahrip etmemeleri gerekir. Elbistan halkının ve Türkiye’deki bunu yaşayan herkesin de buna müsaade etmemesi, itiraz hakkını, eleştiri hakkını kullanması gerekir.”

Sevim KAHRAMAN/Semra ACAR

MARAŞ/Elbistan

Bunları da beğenebilirsin

Yoruma kapalı.

Web sitemiz, deneyiminizi daha iyi hale getirmek amacıyla çerezler kullanmaktadır. Bu durumda herhangi bir sıkıntı yaşamayacağınızı düşünüyoruz, ancak isterseniz çerezleri devre dışı bırakma seçeneğiniz her zaman mevcuttur. Kabul ediyorum devre dışı bırak