PİRHA- İstanbul Esenyurt’taki Kıraç Cemevi’nde yönetim ve mülkiyet tartışması büyüyor. CEM Vakfı’na verilen tapu kararına tepki gösteren mevcut yönetim ve mahalle sakinleri, cemevinin halkın emeğiyle kurulduğunu belirterek, yönetimin de halkın iradesiyle belirlenmesi gerektiğini savundu.
İstanbul Esenyurt’ta bulunan Kıraç Cemevi’nde yönetim ve mülkiyet üzerinden yaşanan tartışmalar yargıya taşınıyor. 21 Haziran’da mahalle halkının yoğun katılımıyla gerçekleştirilen protestoda, cemevinin yıllardır halkın emeğiyle ayakta tutulduğu vurgulanırken, CEM Vakfı’nın yönetim değişikliği girişimi ve tapu süreci tepkiyle karşılandı.
Kıraç Cemevi Yönetim Kurulu Başkanı Evren Kaya, cemevinin kuruluş sürecinde devletin doğrudan bir müdahalesinin bulunmadığını ancak yapının resmi statü kazanabilmesi için dönemin koşullarında CEM Vakfı ile ilişki kurulduğunu anlattı.
Kaya’nın aktardığına göre maliye arazisi üzerinde inşa edilen yapının çeşitli resmi işlemleri sonradan tamamlandı. O dönem Alevi toplumunu temsil eden en güçlü kurumsal yapılardan biri olarak gördükleri CEM Vakfı ile yapılan görüşmeler sonucunda cemevinin vakıf çatısı altında temsil edilmesine karar verildi.
Uzun yıllar boyunca vakfın cemevinin iç işleyişine müdahale etmediğini belirten Kaya, ilişkinin büyük ölçüde sembolik düzeyde sürdüğünü ifade etti.
“POLİS EŞLİĞİNDE GELDİLER”
Yaklaşık sekiz ay önce cemevinde daha genç isimlerden oluşan yeni bir yönetim oluşturduklarını belirten Kaya, bu değişikliğin usulüne uygun biçimde CEM Vakfı’na bildirildiğini söyledi.
Ancak vakfın bu değişikliği onaylamak yerine farklı bir yönetim atama girişiminde bulunduğunu öne süren Kaya, CEM Vakfı temsilcilerinin polis eşliğinde cemevine gelerek yeni bir yönetim atandığını bildirdiklerini söyledi.
Atanan kişilerin mahalle ve cemeviyle organik bağlarının bulunmadığını savunan Kaya, yaşananların ardından vakıfla olan ilişkilerini sonlandırma kararı aldıklarını belirtti.
“Buranın yönetimi ve kararı halkındır” diyen Kaya, bağımsız bir örgütlenme sürecine girdiklerini ifade etti.
BAĞIMSIZ DERNEK KURULDU
Yaşanan gelişmelerin ardından mahalle sakinleri ve mevcut yönetim tarafından “Halk Temsiliyeti Bağımsız Derneği” kuruldu.
Derneğin kuruluş başvurusunun onaylandığı belirtilirken, bu süreçte CEM Vakfı’nın da kaymakamlığa başvurarak cemevinin kendilerine ait olduğu yönünde beyanda bulunduğu aktarıldı.
Evren Kaya, kaymakamlık tarafından yapılan incelemelerde yalnızca bazı faturaların vakıf adına düzenlenmiş olmasının mülkiyet açısından yeterli görülmediğini, asıl önemli olanın cemevinin halka hizmet verip vermediği olduğunu ifade etti.
“BEKLENEN BİAT GERÇEKLEŞMEDİ”
Evren Kaya’ya göre vakfın sert tutumunun temel nedeni beklentilerinin karşılanmaması.
Önceki yıllarda doğrudan müdahalelerin yaşanmadığını belirten Kaya, son dönemde daha siyasi ve güç odaklı bir yaklaşımın benimsendiğini öne sürdü.
Kendilerinin ise herhangi bir siyasi ya da kurumsal bağlılık yerine mahalle halkıyla birlikte hareket etmeyi tercih ettiklerini söyledi.
TAPU CEM VAKFINA VERİLDİ
Taraflar arasındaki anlaşmazlığın merkezinde ise cemevinin tapusu bulunuyor.
Kaya’nın verdiği bilgiye göre yaklaşık 10 gün önce bakanlık tarafından Kıraç Cemevi’nin tapusu resmi olarak CEM Vakfı’na verildi.
Dernekle birlikte kendilerinin de başvuruda bulunduğunu belirten yöneticiler, Milli Emlak Şefliği’nin inceleme yaptığını ve 700 kişinin imzasını içeren destek dosyasını yetkililere sunduklarını ifade etti.
Buna rağmen kararın CEM Vakfı lehine çıktığını söyleyen Kaya, süreci yargıya taşıyacaklarını açıkladı.
“Yargıya inanıyoruz ancak mücadelemizi yalnızca mahkemelerde değil, sokakta ve meydanlarda da sürdüreceğiz” diyen Kaya, kararın değişmesi için hukuki ve toplumsal mücadeleye devam edeceklerini belirtti.
“BU CEMEVİNİN TEMELİNDE ALIN TERİMİZ VAR”
Mahalle sakinleri de mevcut yönetime destek veriyor.
1997 yılından bu yana bölgede yaşayan Yazgül Odabaş, cemevinin yapımında mahalle halkının büyük emeği olduğunu belirterek şunları söyledi:
“Buranın temelinde babamın alınteri var. İnsanlar kendi emekleriyle bu cemevini yaptı. Kimisi kum getirdi, kimisi tuğla taşıdı. Buranın CEM Vakfı’yla bir bağı yok. Biz halkın kendi iradesiyle seçtiği bir yönetim istiyoruz.”
Mahallede yaşayan genç bir yurttaş ise çocukluğundan beri cemevine geldiğini ve ailesinin kuruluş sürecinde yer aldığını belirterek, “CEM Vakfı’nın burada ne bir taşı ne bir tuğlası var. Mahalle halkı olarak bu durumu kabul etmiyoruz. Buraya gelmeleri yalnızca olumsuz duygular yaratıyor” dedi.
Kıraç Cemevi’nde yaşanan yönetim ve mülkiyet krizi, tapunun CEM Vakfı’na verilmesinin ardından yeni bir aşamaya taşınırken, mevcut yönetim ve mahalle sakinleri mücadeleyi hem hukuki zeminde hem de toplumsal alanda sürdüreceklerini belirtiyor. Gözler ise bundan sonraki yargı sürecine çevrilmiş durumda.
Fırat ALTINTAŞ/İSTANBUL
Yoruma kapalı.