PİRHA- DAD Genel Merkez Yöneticisi Fethiye Yıldırım, Muharrem ayının Aleviler açısından yalnızca bir matem dönemi değil, zulme karşı direnişin ve hakikatin yanında durmanın simgesi olduğunu belirtti. Kerbela’nın tarihsel bir olay olmanın ötesinde günümüze uzanan bir ders olduğunu vurgulayan Yıldırım, “Hüseyin’in duruşu, haksızlığa karşı boyun eğmemenin ve insanlık adına barışı savunmanın adıdır” dedi.
DAD Genel Merkez Yöneticisi Fethiye Yıldırım, Muharrem ayı ve Kerbela’nın Alevi toplumu açısından taşıdığı anlamı anlatarak, Muharrem orucunun yalnızca bir ibadet değil, zulme karşı direnişin ve hakikatin yanında durmanın simgesi olduğunu söyledi.
KERBELA, BİAT ETMEYENLERE YÖNELİK BİR KATLİAMDIR
Yıldırım, Kerbela’nın Aleviler için bir matem günü olarak anıldığını belirterek, yaşananların yalnızca tarihsel bir olay olmadığını ifade etti. Kerbela’da masumlara yönelik büyük bir zulmün yaşandığını vurgulayan Yıldırım, “Orada biat etmeyen bir düşünceye karşı vahşet uygulanmıştır. Bu bir katliamdır. Kerbela, haksızlığa karşı sergilenen bir duruştur. Bu nedenle Alevi toplumu Hüseyin’i bir duruş, Hüseyin’in mücadelesini ise bir direniş olarak görür” dedi.
“HÜSEYİN SAVAŞMAYA DEĞİL, BARIŞI SAĞLAMAYA GİTMİŞTİ”
Hz. Hüseyin’in çatışma yaratmak amacıyla hareket etmediğini ifade eden Yıldırım, “Hz. Hüseyin kimseyle savaşmak için gitmemiştir. Tam tersine sorunları çözmek ve ortamı yatıştırmak için çaba göstermiştir. Ancak Yezid ve Muaviye zihniyetinin iktidar hırsı, çatışmacı anlayışı Kerbela’da büyük bir trajediye yol açmıştır” diye konuştu.
“SUSUZLUKLA TESLİM ALMAK İSTEDİLER”
Kerbela’da Hz. Hüseyin ve beraberindekilerin günlerce susuz bırakıldığını hatırlatan Yıldırım, bunun insanlık dışı bir uygulama olduğunu söyledi.
Yıldırım, “Bir insanı aç ve susuz bırakmak korkunç bir şeydir. Buna rağmen Hüseyin kendi ailesi ve yol arkadaşlarıyla birlikte boyun eğmemiştir. Çünkü ortada büyük bir haksızlık vardı. Yezid’in zulmüne biat etmeyi kabul etmemiştir. Hüseyin’in yaşaması Yezid’in iktidarı açısından bir tehdit olarak görülüyordu. Çünkü Muaviye ile başlayan saltanat düzeni ancak muhalif seslerin susturulmasıyla devam edebilirdi” ifadelerini kullandı.
Kerbela’da yaşanan en büyük acılardan birinin çocukların susuz bırakılması olduğunu belirten Yıldırım, bu olaylardan çıkarılması gereken önemli dersler bulunduğunu belirterek, “Susuzluktan nefesi kesilen bir çocuğunu kucağına alan Hüseyin, Yezid’in ordusuna dönerek kendisi için değil, çocuk için bir damla su istemiştir. Ancak o sırada atılan bir ok çocuğun boynuna saplanmıştır. Bu, insanlık tarihinin en büyük acılarından biridir” dedi.
ANA FATMA’NIN YASIYLA BAŞLAYAN MUHARREM
Alevilerin Muharrem ayının ilk gününü Ana Fatma’ya adadığını hatırlatan Yıldırım, bunun nedeninin Kerbela’da yaşanan büyük acı olduğunu dile getirdi.
“Orada bir annenin yaşadığı tarifsiz acı vardır. Ana Fatma’nın yası da buradan başlar. Bu nedenle Muharrem’in ilk günü ona adanır. Bu yalnızca geçmişe ait bir yas değil, aynı zamanda haksızlığa karşı bir duruştur” diye konuştu.
“KERBELA BİTMEDİ, FARKLI BİÇİMLERDE DEVAM ETTİ”
Kerbela’nın yalnızca tarihte yaşanmış bir olay olarak görülmemesi gerektiğini belirten Yıldırım, zulüm ve katliamların farklı dönemlerde devam ettiğini ifade ederek, “Kerbela hiçbir zaman bitmedi. Dersim Katliamı’ndan dünyanın farklı bölgelerinde yaşanan katliamlara kadar benzer acılar yaşandı. Ortadoğu’da IŞİD’in yaptıkları da aynı zihniyetin ürünüdür. Zalimlerin yöntemleri değişse de zulmün kaynağı olan anlayış değişmemiştir. Muaviye zihniyeti farklı biçimlerde günümüze kadar gelmiştir” dedi.
“MUHARREM ORUCU ZULME ORTAK OLMAMAYI ÖĞRETİR”
Muharrem orucunun yalnızca aç kalmak olmadığını ifade eden Yıldırım, bu ibadetin Kerbela’da yaşanan acıları anlamaya yönelik güçlü bir sembol olduğunu söyledi.
Yıldırım, “Biz bu yası öylesine derin yaşamışızdır ki onlar aç kaldığı için biz de aç kalırız. Bıçak kullanmayız, su içmeyiz. Çünkü Kerbela’da insanların en temel hakkı olan su onlardan esirgenmiştir. Bir insanın başka bir insana bunu yapmaya hakkı yoktur. Hele ki Müslümanın Müslümana bunu yapması kabul edilemez” ifadelerini kullandı.
“HAK LOKMASI DAYANIŞMANIN VE PAYLAŞIMIN SEMBOLÜDÜR”
Muharrem orucunun ardından dağıtılan lokmaların da önemli bir anlam taşıdığını belirten Yıldırım, bunun paylaşım ve dayanışma kültürünü güçlendirdiğini kaydederek, “Orucun ardından dağıtılan hak lokması, insanların birbirleriyle dayanışmasını sağlar. Komşudan komşuya ulaşan lokmalar, ortak yaşamı ve paylaşımı büyütür. Bu aynı zamanda barışın ve kardeşliğin sembolüdür. İnsanların bir araya gelmesini, birbirinin acısını paylaşmasını sağlar” ifadelerini kullandı.
“HÜSEYİN’İN DURUŞU İNSANLIĞA ÖRNEK OLMALI”
Yıldırım, Kerbela’dan çıkarılması gereken en önemli dersin zulme karşı sessiz kalmamak olduğunu vurguladı.
“Hüseyin zulme karşı susmamıştır, haksızlığa boyun eğmemiştir. Bizler de bugün her türlü zulüm karşısında aynı duruşu göstermeliyiz. İnsanlık adına barışı savunmalı, kimsenin inancından, dilinden, kimliğinden dolayı ötekileştirilmediği bir dünya için mücadele etmeliyiz. Katliamların yaşanmadığı, insanların birbirini kırmadığı, eşit ve özgür bir ülke ve dünya istiyoruz” diye konuştu.
Nuray ATMACA/DERSİM
Yoruma kapalı.