PİRHA- İstanbul Tuncelililer Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği’nin kurucularından Selman Yeşilgöz, 1990’lı yıllarda yaşanan baskıları, köy yakmalarını ve Munzur Festivali’nin ortaya çıkış sürecini anlattı. Yıllar sonra kaleme aldığı kitabı için “Keşke bunu daha önce yazsaydım” diyen Yeşilgöz, 1994’te yaşanan köy boşaltmalarını ise “Dersim’in ikinci 38’i” sözleriyle değerlendirdi.
İstanbul Tuncelililer Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği’nin kurucularından Selman Yeşilgöz, yıllarca biriktirdiği tanıklıkları kitaplaştırdı. 1990 yılında kurulan ve 2000 yılında mahkeme kararıyla kapatılan derneğin hikâyesini anlatan Yeşilgöz, bu çalışmanın yalnızca bir kitap değil, gelecek kuşaklara bırakılmış bir hafıza kaydı olduğunu söyledi.
Kitabı daha önce yazması gerektiğini düşündüğünü belirten Yeşilgöz, “Keşke bunu 26 yıl sonra değil de on yıl önce, yirmi yıl önce yazsaydım. O zaman daha fazla insana ulaşabilirdi. Ama bugün dönüp baktığımda zamanının şimdi olduğunu da düşünüyorum. Bu süreç bana yaşananları daha olgun değerlendirme fırsatı verdi” dedi.
“DERNEĞİMİZİ NEREDEYSE HER AY BASIYORLARDI”
1990’lı yılların yalnızca örgütlenme değil aynı zamanda yoğun baskılar dönemi olduğunu vurgulayan Yeşilgöz, kurdukları derneğin sürekli hedef alındığını anlattı.
“Derneğimiz neredeyse her ay polis tarafından basılıyordu. Aramalar yapılıyor, kapılar mühürleniyor, faaliyetlerimiz durduruluyordu. 1993’te açılan kapatma davasından beraat etmemize rağmen derneğin mührü aylarca kaldırılmadı. Hukuken haklı bulunmamıza rağmen fiilen cezalandırıldık” diye konuştu.
Yeşilgöz, yaşanan baskıların yalnızca bir derneğe yönelik olmadığını, dönemin toplumsal muhalefetini sindirmeyi amaçlayan politikaların parçası olduğunu söyledi.
“İKİNCİ 38 DEMELERİ DOĞRU BİR TESPİTTİR”
Kitabın en çarpıcı bölümlerinden biri ise 1994 yılında Dersim’de yaşanan köy boşaltmaları ve yakmalar oldu.
Ovacık’ta onlarca köyün kısa süre içinde boşaltıldığını ve yakıldığını hatırlatan Yeşilgöz, yaşananların halkın hafızasında derin izler bıraktığını ifade etti.
“1994’te yakılan köylerin önemli bir bölümü 1937-38’de de yakılmış ve boşaltılmış köylerdi. Bu nedenle insanların o döneme ‘ikinci 38’ demesi doğru bir tespittir” diyen Yeşilgöz, şöyle devam etti:
“1938’de en azından insanlara sürgün edilecekleri bir yer gösterilmişti. 1994’te ise insanlar kışın ortasında evsiz, yurtsuz bırakıldı. Köyler yakıldı, hayvanlar telef oldu, insanlar bütün yaşamlarını geride bırakmak zorunda kaldı.”
“İKTİDARLAR DEĞİŞTİ AMA POLİTİKALAR DEĞİŞMEDİ”
Dersim’de yaşananların yalnızca geçmişte kalmış olaylar olarak görülmemesi gerektiğini belirten Yeşilgöz, devlet politikalarının sürekliliğine dikkat çekti.
“Türkiye Cumhuriyeti’nde iktidarlar ve yöneticiler değişse de ana politikalar o günden bugüne devam etti” diyen Yeşilgöz, köy boşaltmalarının ve zorunlu göçün tesadüfi uygulamalar olmadığını, tekçi anlayışın sonucu olarak ortaya çıktığını savundu.
Bugün bile Dersim’in bazı köylerine ulaşım konusunda sorunlar yaşandığını belirten Yeşilgöz, geçmişte yaşanan maddi ve manevi kayıpların da telafi edilmediğini söyledi.
“MUNZUR FESTİVALİ BİR DÖNÜŞ ÇAĞRISIYDI”
Yeşilgöz, kitabında Munzur Kültür ve Doğa Festivali’nin ortaya çıkış hikâyesine de geniş yer verdi.
1999 yılında düzenlenen ilk festivalin yalnızca kültürel bir etkinlik olmadığını belirten Yeşilgöz, “Dışarıya göç etmek zorunda kalan Dersimlilere ‘memleketinize dönün, toprağınıza sahip çıkın’ çağrısıydı” dedi.
Festivalin başlamasına iki gün kala yasaklandığını hatırlatan Yeşilgöz, buna rağmen halkın geri adım atmadığını söyledi.
“İlk yıl yaklaşık 30 bin kişi Dersim’e geldi. Bir yıl sonra bu sayı 100 bine ulaştı. O dönem bütün engellemelere rağmen insanlar memleketleriyle bağ kurmak için Dersim’e aktı. Munzur Festivali daha sonra birçok kentte düzenlenen festivallere de örnek oldu” ifadelerini kullandı.
YENİ HEDEF: DERSİM’İN TOPLUMSAL HAFIZASINI KAYIT ALTINA ALMAK
Kitabın ardından yeni bir çalışma hazırlığında olduğunu belirten Yeşilgöz, 1952-2000 yılları arasını kapsayan “Dersimlilerin Demokratik Kitle Hareketleri ve Basın Arşivi” üzerine çalıştığını söyledi.
Bu çalışmayı da bir sorumluluk olarak gördüğünü ifade eden Yeşilgöz, “Mümkün olduğu kadar bu alanda Dersim’e, Dersimlilere hizmet etmek ve katkı sunmak istiyorum. Yaşananların unutulmaması ve gelecek kuşaklara aktarılması gerektiğine inanıyorum” dedi.
FIRAT ALTINTAŞ/PİRHA
Yoruma kapalı.