Alevi Haber Ajansi

Doç. Dr. Salman: Aleviler artık siyasal öznelik esaslı bir temsil aşamasına gelmiştir-VİDEO

PİRHA- Doç. Dr. Cemal Salman, Alevilerin siyasal temsil ihtiyacının kentleşmeyle doğduğunu, 1960’lardan bu yana yaşanan partileşme girişimlerinin kalıcı olmadığını söyledi. Salman, bireysel ve sembolik temsilin yetersiz kaldığını belirterek, toplumun “Hak arayışını kolektif olarak siyasal alana taşıyacak bir oluşum” arayışında olduğunu ifade etti.

Alevi hak mücadelesinin siyasal alandaki temsili yeniden tartışılıyor. Doç. Dr. Cemal Salman, temsil ihtiyacının kaynağını, geçmişteki girişimleri ve bugünkü güven kaybını değerlendirdi.

“TEMSİL SORUNU KENTLEŞMEYLE BAŞLADI”

Salman, Alevi temsilinin uzun süre ocak sistemi içindeki dini otoritelerle sınırlı kaldığını, doksanlarla birlikte Alevi hak mücadelesini yürüten Alevi kurum temsilcileri ve bu otoriteler arasında bir temsil krizinin ortaya çıktığını söyledi:

“1960-70 yıllarına kadar genellikle Alevi temsili dediğimizde kırsalda inanç otoritelerin temsil ettiği bir kitleden bahsediyoruz. Ocak sistemi içerisinde Aleviliği kim temsil ediyordu? ‘Alevilerin sözü geçeni, kanaat önderi kim’ dediğimizde pirlerdir, dedelerdir, analardır belki mürşitlerdir. Haliyle o döneme kadar yaşanmamış bir sorun. Alevilerin Alevi kimliğiyle, Alevi kimliğini temsil edecek, temsilciler ortaya çıkarmak üzere derneklerini, federasyonlarını oluşturması ya da var olanları güçlendirmesi, büyütmesi, yaygınlaştırması doksanlardan sonradır. Aleviler bu kadar kamusal görünürlük sağladıktan sonra alanda çalışan bazı isimlerin geleneksel otorite diye tarif ettiği inanç önderleriyle Alevi hak mücadelesini yürüten Alevi kurumlarının, örgütlerinin temsilcileri arasında ‘temsil’ krizi ortaya çıktı. ‘Alevilerin önderi kimdir? Aleviler kimin peşine gider? Kiminle beraber konuşur?’ dediğimizde bu ikisinin yan yana ya da karşı karşıya geldiği durumlar var.”

BİRLİK PARTİSİ VE BARIŞ PARTİSİ DENEYİMİ

Alevilerin ilk siyasallaşma deneyimi 1960’lara dayanıyor. Salman, iki öğrenci bildirisinin bu süreci başlattığını anlattı:

“Alevi öğrenciler, biri Ankara’da biri İstanbul’da olmak üzere iki bildiriyle kamusal alanda Alevilerin varlığını aslında ilk kez ifşa ediyorlar ve bunun üzerinden bir hareketlilik doğuyor. Onlar bir siyasallaşma sürecine de öncülük ediyorlar. Birlik Partisi kuruluyor. İlk girdiği seçimlerde de Alevi bölgelerinden hatırı sayılır oy alıyor. Pek çoğu Alevi ocaklarının mensuplarından olan vekilleri  Meclis’e gönderiyor. Ama bu durumda uzun sürmeyecek.”

İkinci girişimin Sivas Madımak Katliamı’ndan sonra geldiğini belirten Salman, “93 Sivas Madımak Katliamı’ndan sonra Alevilerin doğrudan siyasal alanda partileşme üzerinden örgütlenmesi deneyimi var. Önce Demokratik Barış Hareketi olarak ortaya çıkan, sonra Barış Partisi’ne dönüşen bir parti girişimi var. O da yine dönemsel kalacak” dedi.

“TOPLUM SEMBOLİK DÜZEYDE TEMSİLİYETLE ‘ALEVİLİK TEMSİL EDİLİYOR’ HİSSİNE KAVUŞMUYOR”

Salman, mevcut siyasi partilerde Alevi milletvekillerinin varlığının önemli olduğunu düşünmekle birlikte bir Alevi siyasetinden ve Aleviliğin temsiliyetinden söz etmenin pek mümkün olmadığını söyleyerek “Münferit temsil olduğunda yurttaşlar genellikle ‘Alevilik temsil ediliyor’ hissine kavuşmuyor gibi geliyor. Bu insanların yaptıkları işleri, o temsil vasıflarını sorgulamıyorum, eleştirmiyorum da, hatta önemsiyorum. Ama toplum tarafından Alevi etkinliklerinde o partiyi temsil eden, Alevilerle ilgili bir mevzu olduğunda söz söylemesi beklenen, orada görünen ama Alevi hak mücadelesini doğrudan siyasal alana taşımakta zayıf kalan ya da etkisiz kalan temsilciler biçiminde görülüyor” şeklinde ifade etti.

“MİLYONLARLA ÖLÇÜLEN KİTLE, BİR İKİ İSMİN GÖNÜLLÜLÜĞÜNE BIRAKILIYOR”

Salman, toplumun büyüklüğüne rağmen siyasi karşılığının sınırlı kaldığını ifade etti:

“Alevilerin bireysel temsili dediğimiz şey, A, B, C partilerinde bir Alevi vekilin, bir belediye başkanının ya da meclis üyesinin olması, Alevi hak mücadelesinin siyasete tam yansıması anlamında çok etkili olmuyor. Aleviler uzun yıllardır bu düzeyde siyaset yapma eğilimindeler ve çok da bir şey kazanabilmiş değiller. Yani kitle milyonlarla ölçülüyor. Görünür alanda kendi başına olsa herhangi bir muhalefet partisi kadar vekil sayısına hükmedebilecek bir kitleden bahsediyoruz.

Siyasal alanda Alevilerin temel sorunlarını içeren tartışmalarda bir ya da iki ismin temsili üzerinden kısıtlı bir söz kurulabiliyor. Haliyle Aleviler hem bireysel olarak herhangi bir kurumun içerisinden ya da kamusal görünürlülüğü yani sanat görünürlüğünü, medya görünürlüğünü vekilliğe tahvil etme tarzında bir siyaset yapma tarzını eleştiriyorlar.

Bir de temel meseleleri aslında hiç çözülmüş olmuyor. Yani kamuda ayrımcılığın ortadan kalkması, cemevlerinin statüsü meselesi, zorunlu din dersleri, Alevi taleplerinin her aşamasında karşımıza gelen şeyler. Üstelik bu kişiler, bazen siyaset yaptıkları partilerin içerisinde dahi bu ayrımcılığın örneklerini görüyorlar” dedi.

“BÜTÜN ALEVİLERİN ORTAKLAŞTIĞI SORUNLAR VAR AMA ORTAK BİR ZEMİNLERİ YOK”

Alevilerin siyasi görüşlerinin ya da ekonomik sınıflarının farklı olabileceğini belirten Salman, ortak sorunlarında birleşilebileceğini söyledi:

“Aleviliğin içerisinde o tanıma, bu tanıma giriyor olsun, bilmem ne vakfını bilmem ne derneğini benimsiyor olsun. Ama köyüne asfalt gitme meselesinde aynılaşıyor. Çocuklarının sınavlarda, mülakatlarda elenmesi meselesinde aynılaşıyor. İşe girme meselesinde aynılaşıyor. Yani gündelik sorunlarının hemen hepsinde aynılaşıyor. Haliyle temsil mekanizmaları, dağınık da olsa Alevi kitle dediğimiz şeyin temel sorunları aslında genellikle aynı. İçinde sınıfsal farklılıklar vardır. Belli mekanizmalara daha kolay erişebilenler vardır. İşi gücü yolunda olanlar vardır.

Pazarlık gücü dediğimiz şey bir kitle olarak hareket edebildiğinizde olur. Bu taleplerinizin ortaklaşabildiği o ortaklığı ifade edebildiğiniz ve bunun kitlede karşılık bulduğu düzlemde olur. Haliyle onca meseleden muzdarip insan varken onu meydana çekme konusunda Alevi örgütlerinin sorun yaşadığı durumda, ‘Alevi örgütlerinden birinin başkanı bir yerde vekil oldu, birinin bir temsilcisi bir yerde Alevileri temsilen siyasette bulundu’ haberleri kitlenin gözünde de zayıf bir şeye dönüşüyor. Haliyle bunca insan ortak sorunlar yaşıyor ama ortak sorunları bir ortak siyasal söylem içerisinde ortak bir öznellik içerisinde siyaset alanına taşıyacak bir zemin yok.”

“İNSANLAR SİYASAL ALANA GÜVENMİYOR”

Alevilerin ortak temsiliyeti ihtiyacının gittiği panellerde ve etkinliklerde çokça dile getirildiğini gözlemlediğini söyleyen Salman, son dönemlerde yaşanan vekil ve belediye başkanlarının parti değişikliği hamlelerinden sonra siyasal alana güvenin azaldığını belirterek şunları söyledi:

“Halen kaynak dağıtım orada olduğu için temelde kendini mevcut siyasal partiler üzerinden ifade ediyorlar ama alternatif bir odak oluşursa orada kalmayacaklar. Bunu bir parti kurma ya da yeni bir örgüt kurma gibi söylemiyorum. Sırbistan seçimlerinde gördük işte. Mevcut partiler yetersiz kalıyor. Bir yerden bakıyorsunuz öğrenci hareketi bir iki yıl içerisinde iktidar olabilecek bir hale geliyor. Bu her zaman mümkündür. Siyasette neyin nereye ulaşacağını göremezsiniz. Bir küçük oluşum başlatırsınız ve o oluşum birdenbire kitlenin temsilcisi haline gelir. Eğer bir partiyle konuşulacaksa, bir pazarlık yapılacaksa belki bu oluşum üzerinden konuşma olabilir.”

“ESKİ YÖNTEMLER ARTIK İŞLEMİYOR”

Siyaset yapmanın çeşitli biçimleri olduğunun altını çizen Salman, Alevilerin geçmişte denediği bu yöntemlerde başarılı olduğunu ancak aynı yöntemlerin bu gün de denenmesi halinde etkisinin sınırlı kalacağını belirterek, yeni yöntemlere ihtiyaç olduğunu söyledi:

“Bugün bildiri yayınlanıyor mesela. Sosyal medyada birkaç gün dolaşıyor. Birkaç hafta sonra onu görmüyorsunuz. Meydana çağırıyorsunuz. Sadece Aleviler için değil, sendikalar da meydanları dolduramıyor, başkaları da dolduramıyor. Çok büyük bir olay olmadıkça meydan siyaseti de işlemiyor. Demek ki yeni bir yöntemin eşiğine gelinmiş. Formülüm var mı? Yok. Reçetem var mı? Yok. Ama bir şekilde bir ihtiyaç var ve bu ihtiyaçları her kim karşılarsa bir sonraki aşamada belki Aleviliğin siyasal alandaki temsili için de yeni bir yol açmış olacaktır.”

“SİYASET YAPMAK SİYASETİN ÖZNESİ OLMAKLA MÜMKÜN OLUR”

Yeni siyaset düzeninde toplumların artık siyaset yaptığını bunun da özne olmakla mümkün olabileceğini söyleyen Salman, şimdiye kadar yapılan bazı tartışmaların Alevilerin nesne olarak görülmesinden kaynaklandığını söyleyerek şöyle devam etti:

“Yani birini alıp bir yere getirme, birini alıp bir yere koyma. Bazı açıklamalarda gördüğümüz gibi bu bazen kötü bir ifadeyle de anlatılabiliyor. Sanki kitlenin kendisi böyle pasif, herhangi bir şeyin etkeni olamayacak, bir sözü olmayan ama onların içerisinde belli sembolik isimler aldığınızda bir şey yapıyormuşsunuz gibi bir hissi oluşabiliyor. Ama siyasal öznelik dediğimiz şey, temel meselelerinize ilişkin kendi çözüm önerilerinizi geliştirmeyle ilgilidir. Bu illa bir örgütün, illa bir partinin altında olmak durumunda değil. Sorunları tespit edersiniz. Sorunların çözüm yollarını önerirsiniz; sadece tepki siyasetiyle değil, anayasaysa anayasaya ilişkin, barışsa barışa ilişkin, demokratikleşmeyse demokratikleşmeye ilişkin. O önerileri siz kitleselleştirebilirseniz bir türden siyasette sözünüz olur ve siyasetle ilişkiniz aslında farklılaşır.”

Salman, son olarak yaklaşan seçim sürecinde de yine bugüne kadar yapılan hatalara düşülmesi riskine karşı uyarıda bulunarak şunları söyledi:

“‘Kim nereden aday olacak, kim nereden vekil yapılacak, seçime girecek?’ Bunları görürsek, biz bir süre daha yine Alevilerin sorunlarından ve taleplerinden bahsederiz. Aleviler sorun, talep meselesi değil, siyasal öznelik esaslı bir temsil aşamasına geldi. Bunu kullanabilecekler mi önümüzdeki dönemde onu görmüş olacağız.”

Fırat ALTINTAŞ/PİRHA

Bunları da beğenebilirsin

Yoruma kapalı.