Alevi Haber Ajansi

Deniz Yener: Saz benim hem kardeşim hem de sırdaşım oldu-VİDEO

PİRHA – Maddi imkansızlıklar nedeniyle çocukluk yıllarında bağlama alamayan, dedesinin akort tutmayan sazıyla müziğe başlayan Deniz Yener, harçlıklarını biriktirerek aldığı bağlamayla kendisini geliştirdi. Çocukluğunu arkadaşlarıyla oyun oynamak yerine saz çalmaya çalışarak geçirdiğini anlatan Yener, “Benim ne abim ne ablam ne de kardeşim var. Onun için sazı kardeşim yerine koydum. Saz benim hem kardeşim hem de sırdaşım oldu” dedi.

İstanbul’da 2006 yılında dünyaya gelen, aslen Maraş’ın Elbistan ilçesinden olan bağlama eğitmeni Deniz Yener, küçük yaşlarda ailesiyle birlikte Antalya’ya taşındı. Babasını yakın zamanda kaybeden ve annesiyle birlikte yaşayan Yener, çocukluk yıllarında başlayan bağlama tutkusunu, yaşadığı ekonomik zorlukları ve müzik yolculuğunu PİRHA’ya anlattı.

Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Antalya Şubesi Gençlik Kolları Başkanlığı görevini de yürüten Yener, bağlamanın kendisi için yalnızca bir müzik aleti olmadığını, yaşamının ayrılmaz bir parçası haline geldiğini söyledi.

“DEDEMİN SAZIYLA BAĞLAMA ÖĞRENMEYE ÇALIŞTIM”

Ailesinde yalnızca dedesinin saz çaldığını belirten Yener, bağlamayla ilk tanışmasını şöyle anlattı:

“İlkokula gidiyordum. Bir gün annemle birlikte dedemin evini toparlamak ve temizlemek için gitmiştik. Dedemin daha önce saz çaldığını bilmiyordum. O gün öğrendim. Duvarda asılı bir saz vardı. Ben ilgiyle bakınca dedem, ‘Al, bu saz senin olsun’ dedi.”

O dönem okulunda bağlama kursu açıldığını ve annesinin izniyle kursa başladığını anlatan Yener, solak olması nedeniyle dedesinden aldığı bağlamayı kullanmakta zorlandığını söyledi.

“Ben solak olduğum için dedemin verdiği bağlamanın telleri bana göre ters taraftaydı. Babam tellerin yerini değiştirdi. Ancak sazın tel mesafesi çok yüksekti. O bağlamayla saz öğrenmek benim için çok zordu.”

Kursa yaklaşık 80 öğrencinin katıldığını belirten Yener, öğrenci sayısının fazla olması nedeniyle yeterince eğitim alamadığını ifade etti.

“Hoca kursiyerleri üç sınıfa ayırıyordu. Sıra bana gelene kadar kurs bitiyordu. Öğrenmek ne mümkün? Öğretmenlerimiz her gün bağlamaları akort ediyordu. Benim bağlamama geldiğinde hocam, ‘Sen bu bağlamayla saz öğrenemezsin, sazını değiştir’ diyordu. Paramız yoktu. Nasıl saz alacağız diye içten içe çok üzülüyordum.”

“20 LİRALIK KELEPÇEYİ ALAMAMAK BENİ BUGÜNLERE GETİRDİ”

Ekonomik koşullar nedeniyle yeni bir bağlama alamadığını belirten Yener, çocukluk yıllarında yaşadığı bir olayın müzik yolculuğunda önemli bir yer tuttuğunu söyledi.

“Hocam baktı ki saz alamıyorum, sonunda pes etti. Bana, ‘Hiç olmazsa bir tane kelepçe al ki onun sayesinde bu bağlamayı biraz olsun çalabilesin’ dedi. Hiç unutmam, bir saz kelepçesi 20 liraydı. O 20 lirayı verip kelepçeyi alamamıştım. Aslında bu kadar hırslanmamın ve bugünlere gelmemin nedeni belki de o kelepçedir.”

Yeni bir bağlama alabilmek için harçlıklarını biriktirmeye başladığını anlatan Yener, sık sık müzik mağazalarını gezerek sazlara baktığını belirtti.

“Bir taraftan harçlıklarımı biriktiriyor, bir taraftan da dükkonları gezerek sazlara bakıyordum. Bayramın birinci günü geldiğinde tam 750 liram birikmişti. Bir saz beğenmiştim. Babamla birlikte koşa koşa müzik evine gittik ama bayram olduğu için kapalıydı. Dükkon sahibi beni tanıyordu. Aradığımda memlekette olduğunu, istersem ikinci gün gelip dükkanı açabileceğini söyledi. Ama ben o kadar heyecanlıydım ki ‘Abi, olmaz. Bugün almak istiyorum’ dedim.”

“1.500 LİRALIK SAZI BANA 750 LİRAYA VERDİLER”

O gün bağlama alma isteğinden vazgeçmediğini söyleyen Yener, başka saz ilanlarını araştırmaya başladığını ifade etti.

“Bir ilan gördüm. Sazın fiyatı 1.500 liraydı ama benim param bunun yarısıydı. Alamam diye düşünürken babam, ‘Hadi gel oğlum, bir şansımızı deneyelim. Olmazsa geri döneriz’ dedi. Sazı satan kişi Maraşlıydı, eşi de bizim oralı, Elbistanlıydı. Sazı bana 750 liraya verdiler.”

Bu bağlamanın yaşamında bir dönüm noktası olduğunu belirten Yener, şelpe tekniğini büyük ölçüde kendi çabasıyla öğrendiğini söyledi.

“Hiç unutmam, o sazla evde tek başıma şelpe tekniğiyle saz çalmayı öğrendim.”

“ARKADAŞLARIM OYUN OYNARKEN BEN SAZ ÇALIYORDUM”

Çocukluk yıllarının büyük bölümünü bağlama çalışarak geçirdiğini anlatan Yener, yaşıtlarından farklı bir çocukluk yaşadığını belirtti.

“Ufak bir çocuk ne yapmak ister? Dışarıda arkadaşlarıyla top oynamak, saklambaç oynamak, vakit geçirmek ister. Ben ise sazımı sırtıma alıp Erdal Erzincan ile sahneye çıktığımı, onunla birlikte saz çaldığımı hayal ediyordum. Benim oyunlarım da bu şekildeydi.”

Tek çocuk olduğunu ve bağlamayla güçlü bir duygusal bağ kurduğunu söyleyen Yener, sazını kardeşi gibi gördüğünü dile getirdi.

“Benim bir abim, ablam ya da kardeşim yok. Onun için sazı kardeşim yerine koydum. Saz benim hem sırdaşım hem de kardeşimdi. İyi günümde de kötü günümde de hep onunlaydım. Akşamları bazen yataktan sıçrar, yorganı üstümden atardım. Saza, ‘Sen üşüme’ der, hemen onu yorganın altına alırdım. Kendim açıkta uyurdum. O kadar bağlıydım sazıma.”

“KENDİMİ GELİŞTİRMEK İÇİN SÜREKLİ ÇALIŞTIM”

Bağlama eğitiminde dinleyerek öğrenmenin önemli bir yeri olduğunu vurgulayan Yener, okul yıllarında bütün zamanını saz çalmaya ayırdığını söyledi.

“Sadece kursun verdiği eğitimle değil, hevesimle birlikte kulaktan duyduklarımı da çalmaya başladım. Çok yoğun çalışıyordum. Hem okulda saz çalıyordum hem eve geldiğimde çalışıyordum. Bazen derslerden kaçıp okulun müzik odasına iniyor, orada da saz çalıyordum. Tabii ki bunun üzerine başarı geldi.”

Ortaokulu bitirdikten sonra bağlama kurslarına devam etmediğini belirten Yener, sonraki yıllarda kendi kendisini geliştirmeye odaklandığını ifade etti.

“Okul bittiğinde hocamdan da ayrılmak durumunda kaldım. O saatten sonra hiçbir kursa gitmedim. Sadece kendimi ve sazımı geliştirmeye adadım.”

“HASRET GÜLTEKİN VE ERDAL ERZİNCAN’I ÖRNEK ALDIM”

Bağlama çalmayı öğrenirken birçok sanatçının eserlerinden yararlandığını belirten Yener, özellikle Erdal Erzincan ve Hasret Gültekin’in kendisi için ayrı bir yere sahip olduğunu söyledi.

“Örnek aldığım sanatçılar Erdal Erzincan ve Hasret Gültekin. Gerçek anlamda hayran olduğum sanatçı ise Hasret Gültekin. Benim için şelpe tekniğinin en önemli icracılarından biridir. Onu saygı ve minnetle anıyorum. Gerçekten çok büyük bir ustaydı. Biz ona çeyrek asırlık çınar diyoruz.”

Çetin Akdeniz ve Ali Yılmaz gibi bağlama ustalarını da dinleyerek kendisini geliştirdiğini belirten Yener, “Onların eserlerini dinleyerek, yorumlarından yararlanarak ilerledim. Mızrap tekniğimi de bu ustaları örnek alarak geliştirdim. Kendileriyle tanışma fırsatım olmadı ama onları dinleyerek bugünlere geldim” dedi.

“BAĞLAMA SAYESİNDE ÖZGÜVEN KAZANDIM”

Bağlamanın yalnızca müzik yaşamını değil, sosyal ilişkilerini de değiştirdiğini anlatan Yener, çocukluk yıllarında çekingen bir yapıya sahip olduğunu söyledi.

“Önceden çok çekingen biriydim. Kendimi ön plana çıkaramıyordum. Ancak bağlama çalmaya başladıktan sonra insanların bana bakış açısı değişti.”

Okulda düzenlenen etkinliklerde öğretmenlerinin kendisini sahneye davet ettiğini belirten Yener, bağlamanın özgüven kazanmasına katkı sunduğunu ifade etti.

“Bunu sadece saz çalmak olarak düşünmemek gerekiyor. Bağlama sahne hayatımı da geliştirdi. Eskiden sahneye çıktığımda onca insan beni izliyor diye çok heyecanlanırdım. Şimdi ise saz sayesinde sahnede çok daha rahat durabiliyorum.”

“CEMEVİNDE GENÇLİK KOLLARI BAŞKANLIĞI YAPIYORUM”

İstanbul’da yaşadığı dönemde cemevine gittiğini ancak Antalya’ya taşındıktan sonra bir süre cemevleriyle ilişkisinin sınırlı kaldığını anlatan Yener, arkadaşlarının davetiyle yeniden cemevi çalışmalarına katıldığını söyledi.

“Antalya’da cemevine çok fazla gidip gelen biri değildim. Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Antalya Cemevi’nin gençlik çalışmalarında yer alan arkadaşlarım vardı. Beni davet ettiler. Ben de onların yanına giderek bu serüvene başladım.”

Şu anda HBVAKV Antalya Şubesi Gençlik Kolları Başkanlığı görevini yürüttüğünü belirten Yener, cemevinde bağlama eğitimi verdiğini, aynı zamanda bağlama satışı yaptığını ifade etti.

“SAZ ALEVİ İNANCINDA TELLİ KUR’AN’DIR”

Bağlamanın Alevi inancında önemli bir yere sahip olduğunu vurgulayan Yener, sazın yalnızca eğlence amacıyla kullanılan bir müzik aleti olarak görülmemesi gerektiğini söyledi.

“Saz sadece kendimizi ya da başkalarını eğlendirmek için çaldığımız bir enstrüman değildir. Biz bağlamayı Telli Kur’an olarak da adlandırıyoruz.”

Bağlamanın Alevi inancındaki sembolik anlamlarına değinen Yener, şunları söyledi:

“Sazda alt ve üst olmak üzere iki eşik bulunur. Alevilik inancında bu eşikler doğumu ve Hakk’a yürümeyi temsil eder. Dede sazlarımızda 12 perde vardır. Bu perdeler 12 İmam’ı temsil eder. Dede sazındaki üç sıra tel ise Hakk, Muhammed, Ali üçlemesini ifade eder.”

Bağlamayı çalan kişinin inanç ve yaşam karşısındaki sorumluluğuna da değinen Yener, “Bağlamayı çalanlar olarak bizler sadece birer mızrabız. Önemli olan bu hayatı doğru bir şekilde tamamlamaktır” dedi.

“GENÇLER HİÇ DÜŞÜNMEDEN BAĞLAMA ÖĞRENMEYE BAŞLASIN”

Bağlama öğrenmek isteyen gençlere de çağrıda bulunan Yener, müziğin günlük yaşamın zorluklarıyla baş etmede önemli bir yeri olduğunu ifade etti.

“Bağlama çalmaya yeni başlayacaklara önerim, hiç düşünmeden başlamalarıdır. Çünkü fazla düşünürseniz başlamakta zorlanabilirsiniz. Günlük hayatta birçok derdiniz, sorununuz olabilir. Ancak eve gidip sazı elinize aldığınızda, bir iki saat çaldığınızda bütün o dertlerin geride kaldığını hissedersiniz.”

HBVAKV Antalya Şubesi’nde bağlama kurslarının devam ettiğini belirten Yener, “Bağlamayı doğru ve güzel bir şekilde öğrenmek, kendisini geliştirmek isteyen herkesi kurslarımıza davet ediyorum. Gelsinler, hep birlikte sohbet edelim, bağlama öğrenelim” diye konuştu.

Cebrail ARSLAN / ANTALYA

 

Bunları da beğenebilirsin

Yoruma kapalı.