Alevi Haber Ajansi

İliç davasında avukat Taşçı: Dokuz duruşmadır asıl sorumlular getirilmiyor- VİDEO

PİRHA-Erzincan 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen İliç davasının dokuzuncu duruşması öncesinde konuşan avukat Akçay Taşçı, uyarılara rağmen üretimi sürdürme kararını veren şirket yöneticileri ile izin ve ruhsatları veren kamu görevlilerinin mahkeme önüne çıkarılmasını istedi.

SSR Mining ve Çalık Holding ortaklığındaki Anagold’a ait Çöpler Altın Madeni’nde meydana gelen liç kaymasında 9 işçinin yaşamını yitirmesinin üzerinden 32 ay geçti. İliç’te yaşanan facianın üçüncü yılına yaklaşılırken ailelerin adalet mücadelesi sürüyor.Davanın 7 Temmuz 2026’da görülen sekizinci duruşmasında mahkeme heyeti, oy çokluğuyla tutuklu iki sanığın tahliyesine ve haklarında ev hapsi tedbiri uygulanmasına karar vermişti. Karara yapılan itiraz üzerine iki sanık yeniden tutuklanmıştı.

Mahkeme ayrıca yeni bir bilirkişi heyeti oluşturulmasına hükmederek duruşmayı 20 Ekim’e ertelemişti.

Erzincan 1. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen, ikisi tutuklu 43 sanığın “Taksirle birden fazla kişinin ölümüne ve yaralanmasına neden olmak” ve “Çevreyi taksirle kirletmek” suçlarından yargılandığı davanın 9.duruşması öncesinde basın açıklaması yapıldı. Açıklamada konuşan DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu, yargılamanın tüm sorumluları kapsaması gerektiğini vurguladı.

“BU DAVA TÜM TÜRKİYE’NİN DAVASI”

Yıldız Ailesi’nin facianın sorumlularının peşini bırakmadığını belirten Kordu, yaşamını yitiren işçilerin bedenlerine ancak aylar sonra ulaşılabildiğini hatırlattı. Kordu, “Bu dava tabii ki sadece Yıldız Ailesi’nin davası değil, tüm Türkiye’nin davası aynı zamanda” dedi.

Adaletin sağlanması gerektiğini vurgulayan Kordu, siyasi iktidarın madencilik politikalarını eleştirdi. Toprakların şirketlere açıldığını söyleyen Kordu, çıkarılan yasalarla madencilik faaliyetlerinin önünün açılmaya devam edildiğini belirtti.

“KAMU SORUMLULARI MUTLAKA DOSYAYA DAHİL EDİLMELİ”

Facianın göz göre göre yaşandığını ifade eden Kordu, üst düzey sorumluların, ilgili kamu görevlilerinin ve bakanın yargılamaya dahil edilmemesine tepki gösterdi.

Dosyada reddi hakim talebinin de kabul edilmediğini hatırlatan Kordu, dosyada görev alan hakimin Meclis koridorlarında AKP’lilerle fotoğraf verdiğini ileri sürdü. Kordu, bu durum üzerinden yargının bağımsızlığına ilişkin eleştirilerini dile getirdi.

Siyasi iktidarın yargı üzerindeki etkisine karşı mücadele edilmesi gerektiğini söyleyen Kordu, “Biz bu dosyada kamu sorumlularının mutlaka dosyaya dahil edilmesi gerektiğini bir kez daha buradan söylüyoruz” ifadelerini kullandı.

“HUKUK MÜCADELESİNDE VE TOPLUMSAL MÜCADELEDE SESİMİZİ YÜKSELTMELİYİZ”

İliç’te dokuz işçinin yaşamını yitirmesine rağmen madencilik faaliyetlerine izin verilmeye devam edildiğini belirten Kordu, madenin Cengiz Holding tarafından alınmasıyla geçici izin kapsamında çalışmasını sürdürdüğünü öne sürdü.

Ekolojik yıkımın devam ettiğini ve farklı bölgelerde yeni maden sahalarının açıldığını söyleyen Kordu, hem yargı sürecinde hem de toplumsal mücadelede daha güçlü bir dayanışmaya ihtiyaç olduğunu vurguladı.

“HAVAMIZI, SUYUMUZU, TOPRAĞIMIZI KORUMAYA DEVAM EDECEĞİZ”

DEM Parti olarak dokuzuncu duruşmayı takip etmek ve ailelerin adalet mücadelesine destek vermek için geldiklerini belirten Kordu, açıklamasını şu sözlerle tamamladı:

“Davayı izlemeye, davanın mücadelesini sürdürmeye, ailemizin yanında olmaya, havamızı, suyumuzu, toprağımızı bu altın madenlerine ve tüm madenlere karşı korumaya, geleceğimizi korumaya devam edeceğiz.”

“BU KARARLARI KİM VERDİ?”

Dava avukatlarından Akçay Taşçı, yargılamada karar alma yetkisine sahip şirket yöneticileri ile kamu görevlilerinin sorumluluklarının ortaya çıkarılması gerektiğini vurguladı.

Facia öncesinde sahada çatlakların ortaya çıktığını ve işçilerin uyarılarda bulunduğunu belirten Taşçı, şirketin kendi dış denetim firmasının da çökme tehlikesine ilişkin iki raporu şirkete sunduğunu söyledi.

Tüm bu uyarılara rağmen üretimin devam ettirildiğine dikkat çeken Taşçı, “Burada üretimi kim zorlayarak devam ettirdi, bu kararları kim verdi, onu bulmaya çalışıyoruz. Dokuz duruşmadır” dedi.

Sorumluluğun yalnızca yaşamını yitiren dokuz işçiyle sınırlı değerlendirilemeyeceğini ifade eden Taşçı, kaymanın başka bir yönde gelişmesi halinde onlarca, hatta yüzlerce işçinin hayatının tehlikeye girebileceğini belirtti.

“ŞİRKETİN TEK BİR ESAS YÖNETİCİSİNİ DURUŞMAYA GETİREMEDİK”

Facianın uzun yıllar sürebilecek çevresel etkilerine de dikkat çeken Taşçı, bu yıkıma neden olan kararları alan kişilerin kimler olduğunun ortaya çıkarılmasını istediklerini söyledi.

Mahkeme heyetinden şirketin esas yöneticilerinin duruşmaya getirilerek dinlenmesini talep ettiklerini belirten Taşçı, çağrılarının karşılık bulmamasına tepki gösterdi:

“Dokuz duruşmadır şirketin tek bir esas yöneticisini duruşmaya getiremedik. Dokuz duruşmadır tek bir kamu yöneticisini, buraya izinleri verenleri, ruhsatları verenleri bu salonda göremedik. Dokuz duruşmadır haykırıyoruz, dokuz duruşmadır bağırıyoruz.”

“TOPRAĞIN, SUYUN, CANIN, EMEĞİN EN UCUZ MALİYET KALEMİ OLDUĞUNU GÖSTERDİ”

İliç’te yaşananları Türkiye tarihinin en büyük işçi ve çevre katliamlarından biri olarak nitelendiren Taşçı, facianın insan yaşamına, emeğe ve doğaya verilen değeri ortaya koyduğunu vurguladı.

Taşçı, “İliç katliamı, Türkiye’de toprağın, suyun, canın, emeğin en ucuz maliyet kalemi olduğunu gösteren katliamlardan biridir” dedi.

PİRHA/ERZİNCAN

Bunları da beğenebilirsin

Yoruma kapalı.