Alevi Haber Ajansi

Pir Hasan Kılavuz: Herkes barış için taşın altına elini değil, gövdesini koymalı! -VİDEO

PİRHA-Pir Hasan Kılavuz, Alevi inancının barış inancı olduğunu, hiçbir zaman kan, gözyaşı, kavga istemediğini belirterek, “Alevileri en çok sevindiren kavga ikliminin ortadan kalkması, barış ikliminin ortaya çıkmasıdır. Herkesin  barış ve barışın hukukunun oluşması için taşın altına elini değil, gövdesini koyması gereken bir gündür” dedi.

Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin gelidği aşamda adımların atılması ve barışın kalıcılaşması için çağrılar gelmeye devam ediyor. Aralarında Alevi kurum başkanları ve inanç önderlerinin de olduğu binin üzerinden isim sürecin desteklediklerini, halkların ve inanç topluluklarının eşit yurttaşlık talebinin anayasal güvence altına alınmasını, anadilinde eğitim hakkının tanınmasını istedi.

İmzacılar arasında yer alan Mersin Cemevi Başkanı Pir Hasan Kılavuz, Barış Süreci’ne dair ajansımıza konuştu.

“XWÎN Bİ XWÎNÊ NAYÊ ŞÛŞTİN, AVE ŞÛŞTİN”

-Alevilerin barışla kurduğu ilişkiye dair ne söylersiniz?

Alevi inancının barışçıl bir inanç olduğunu vurgulayan Kılavuz, “Bütün Alevi Seyitleri, Alevi Pirleri, Alevi ocak ulularının dillerinde hep barışı çağırır. Bu inancın özünü anlatanlar gayet iyi biliyor ki 72 millet de aynı nazarla bakıp hepsini alıp bir potada eriten bir inancın mensupları nasıl barışçıl olmaz? Barışçıl olmasaydı yalnız tek bir ırktan, tek bir kimlikten, tek bir mezhepten bahsederlerdi. Oysaki bu inancın özünde herkesin her inanca, her mezhebe kollarını en geniş açan bir inancın mensupları daima barıştan, birliktelikten, kardeşlikten yana dem vurmuştur. İster yaşadığı bu topraklarda olsun, isterse bu inancın ulularını ve pirleri gittiği diğer coğrafyalarda olsun kurdukları dergahlarla, ocaklarla hep barışı anlatmışlar, daima barıştırılmışlar, barışı desteklemişler, birlikteliği savunmuşlardır.

Alevi inancında insan kamil ve barışçıldır. Doğru insan, güzel insan, kavgadan, savaştan, kandan beslenmeyen insan. Yani bunu tarif etmiş. Bunu söylerken de geçmişten günümüze gelen çok güzel bir sözle anlatımış: “Xwîn bi xwînê nayê şûştin, ave şûştin” Alevi uluları, pirleri dün de söylüyordu, bugünde söylüyor. Kan kanla yıkanmaz, suyla yıkanır. Su da bizim için Mürşittir. Aklayan, paklayan, rahatlatan, hayat veren anlamında en büyük mürşit sudur. Aleviler suyun etrafında sözlerini, ikrarlarını vermişlerdir, “şahidim sudur” demişlerdir.

ALEVİLERİ EN ÇOK SEVİNDİREN KAVGA İKLİMİNİN ORTADAN KALKMASI, BARIŞ İKLİMİNİN ORTAYA ÇIKMASIDIR

Aleviler yaşamlarında birliktelik, beraberlik, kardeşlik şiarını yükseltirken hangi bölgede olursa olsun, hçbir Alevi pirinin “kavga edin, vurun, öldürün, dökün, küsün, kaçın, kovun” demedi.

Günümüzde nerede barış ve birliktelik olmuşsa orada coşku olmuştur. Nerede barış ve birliktelik kardeşlik olmuşsa orada gözyaşı olmamıştır, üretim olmuştur, bereket olmuştur, sevinç olmuştur. Alevi seyitlerinin dualarında var. Diyor ki: “Gözün yaş görmesin, ayağına taş değmesin. Ocağın şen olsun. Düşmanlıklar bitsin, dostluklar olsun.”

Alevileri en çok sevindiren kavga ikliminin ortadan kalkması, barış ikliminin ortaya çıkmasıdır. Kan dökülmemesi, annelerin acı çekmemesi, ağlamaması, çocukların yetim kalmaması bir sevinç ve coşkudur. Hepimiz bunun arkasındayız. Alevi seyitlerin ve pirlerinin şiarı da budur. Cemevlerimizde de, gittiğimiz yerlerde de bir coşkunun olduğunu görüyoruz. Bunun önünde engel yaratmak isteyenler, aksi istikamette beyan bulunanlar veyahut da bunu farklı yorumlayanlar o coşkunun ortaya koyduğu alanda boğulurlar. Onun için orada boğulacaklarına omuz vermeliler, öfkeyi, hasedi öne çıkaran söylemlerden uzak durmaları lazım. İnancımızın özünün emri budur. Pirlerimizin söylemi budur.

Alevi seyitleri, pirleri, ocakları, bu inancın mensupları tarihten günümüze kadar barış iklimi olmasın, kavga iklimi olsun, savaş iklimi olsun dememiştir. Barış için el uzatmıştır. Üç adım ileri gitmiştir. Barış birlikteliği ve kardeşlik için sözünde dönmemek için Ulu Dergâhlara yönünü çevirerek üç adım gitmiş, yemin etmiştir. Ve bunu buna da bağlı kalmışlar.

“EDİ BESE”

-Barışın hukuku nasıl oluşur?

Şimdi bir gerçeklik var. Ülkemizde, ülkemizde hakim iktidarlar yani uzun yüzyıldır belli kesimlerin hukukunu daima dar sınırlarla çevrelemiş, çizmiş, hak vermemiştir.

Kürtlerin dili, Alevilerin inancı, Süryanilerin inancı, Ezidilerin inancı, Ermenilerin yaşamı. Şimdi bu konularda hakim olan iktidar devletler çok yönlü olarak böyle bunların üzerine daima bir kahır yükleyen bir takım kararlar alarak günümüze kadar getirmişler.

Şimdi Alevilerin inançları konusunda Sünni Hanefi inancıyla eşit midir? Değildir. Bakın ülkemizde 100 binin üzerinde caminin olduğu bir ülkede Diyanet İşleri Başkanlığı var. Altı bakanlığın da bütçesine denk bir bütçeyle idare ediyor. Ama 20 milyona yakın Alevinin yaşadığı bu ülkede ise cemevlerinin yasal statüsü daha Meclis’ten geçmedi. Biz diyoruz ki madem ki böyle bir ortam doğmuş, buna da el atılması lazım. Bunu da gündeme alınması lazım. Bu konuda da bir adım atılsın. Alevilerin bu talepleri niye Meclis’te geçip de ciddiye alınıp cemevlerinin yasal statüsü olmasın?

Alevilerin bu talebi varken Kürtlerin de tabii ki talepleri var. Uzun yüzyıllardır ana dilini konuşmayan bir insan düşün. Ana dilini konuşamıyor. Ana dili üzerinde baskı var. Eğitim dili olarak kullanılmıyor. Yazı yazılmıyor, konuşulmuyor, mahkemelerde kabul görmüyor. Meclis’te, bu kimlikte olan yüzlerce milletvekili olduğu halde Meclis’te iki cümle Kürtçe konuştuğu zaman mikrofonlar kapatılıyor. Bu büyük bir haksızlıktır. Biz diyoruz ki bunun önü de bu yasaklar kalksın.

Bu temel talepler konusunda hükümetin adım atması, bugün eğer bir adım atıyorsa da bunu herkesimden destek görmesi lazım. İnsanlar özgürce kendilerini ifade etmeleri lazım.

İşte bu barış ortamı için hepimizin yürekten ve gönülden imzalayarak destek verdiğimiz bu kampanyanın ciddi bir şekilde desteklenmesi lazım ki insanlar rahat nefes alsınlar. Yeter artık. Edi bese. Gerçekten herkesin bu hani taşın altına elini değil de gövdesini sokması gereken bir gündür. Burada hem Alevilere, hem diğer kesime, hem Türklere, hem Kürtlere, hem Sünnilere, hem Ezidilere, hem Süryanilere, bu topraklardaki bu mozaiği oluşturan en başta inanç önderleri olmak üzere bütün inanç mensuplarına görev düşüyor. Bugün barışı canla başla desteklememiz lazım ve aydınlık günleri yakalamalıyız. İnanıyorum ki bu da hayata bulacaktır, başarılacaktır ve bu konuda kim adım atmışsa, kim bunu destekliyorsa hepsini de yürekten kutlarım.

“HALK  BARIŞ İSTİYOR”

-1001 imzada yer aldınız. Barış için daha fazla çaba harcanması gerektiğini belirttiniz. Birde bu sürece karşı olanlar ve engel çıkarmaya çalışanlarda var. Bu kesimlere ne söylemek istersiniz?

1001 imza var. İnanıyorum ki o 1001 imza 101.000 imza olacak. O imzadaki isimlere baktığımız zaman veyahut da yaşadıkları bölgeler, unvanları, mesleklerine baktığımız zaman insanların ne kadar umutvar olduğunu ve ne denli de bunu desteklediğini açık bir örnektir. 1001 renkli çiçek bahçesi gibi. Bu çiçek bahçesi solmasın diye imza verildi.

Bazı şeyler de vardır rahmetle anılır, bazı olaylar da var lanetle anılır. Bunu unutmamak lazım. Hazreti Hüseyin’in biz Alevilerden söyleyelim. Hüseyin’in barışçıl barışçıl çağrısı hem rahmetle anılır. Yezid’in melamet duruşu ise lanetle anılır. Onun için hiçbir zaman Yezid olmamak lazım. Hazreti Hüseyin gibi barışçıl olmak lazım.

Onun için bugün bu konuda engel çıkaranlar, çıkarmaya çalışanlar, tahrik etmeye çalışanlar, üstüne gidip geçmişten bir takım olaylarla dünü yorumlamaya çalışanlar lanetle anılır. Doğru değildir. Hiçbir zaman kabul görmez.

Geçmişten kanlı örnekler vermek yerine barışçıl örnekler verip, birlikteliği söylemek lazım. O derin meselelere daldığımız zaman haklıyla, haksızı ortaya döktüğümüz zaman, terazide daima barış, birliktelik, kardeşlik ağır basar ve ağır da basmıştır. Halk da barış istiyor. Hak da bunu istiyor. Hem haktan yana olmak lazım, hem halktan yana olmak lazım. Haktan yana olanlar halkın isteklerine kulak verir ve ona göre yolunu çizer ve başarılı olacaklarına da yürekten inanıyorum.

Diren KESER/MERSİN

Bunları da beğenebilirsin

Yoruma kapalı.