Alevi Haber Ajansi

Leverkusen’den barış çağrısı: Rızalık varsa barış vardır-VİDEO

PİRHA-Demokratik Alevi Federasyonu’nun “Eylül ayını Barış Ayı yapalım” çağrısı kapsamında Leverkusen Belediyesi önünde açıklama yapan Aleviler, eşitlik, özgürlük ve kalıcı barış çağrısında bulundu.

Demokratik Alevi Federasyonu’nun (FEDA), “Eylül ayını Barış Ayı yapalım” şiarıyla Avrupa’nın birçok kentinde başlattığı çalışmalar kapsamında Leverkusen Belediyesi önünde basın açıklaması gerçekleştirildi. Açıklamanın Türkçesini Leverkusen Alevi Dergahı Eş Başkanı

Uzun yıllardır sürdürülen mücadele sonucunda 1 Eylül Dünya Barış Günü’nün, barış ihtimalinin güçlendiği bir döneme denk gelmesinin önemli bir fırsat olduğu belirtilen açıklamada, Avrupa genelinde yürütülen eylemlilik sürecine Leverkusen’den destek verildiği ifade edildi.

“ALEVİLERİN VARLIK KOŞULU BARIŞTIR”

Savaşın, fiziki ve kültürel soykırım politikalarının hüküm sürdüğü bir coğrafyada Alevilerin varlık koşulunun barış olduğu vurgulanan açıklamada şu ifadelere yer verildi:

“Halkları ve inançları birbirine düşüren, ötekileştiren, dışlayan ve itaat isteyen nahak zihniyete karşı bugün birlikte var olmanın ve birlikte yaşamanın koşullarını yaratma günüdür. Barış ve demokrasi için herkes üzerine düşeni yapmalıdır.”

Aleviler açısından barışın bir gerekliliğin ötesinde ibadet olduğu belirtilerek, “Yetmiş iki millete bir nazarla bakan Alevi hakikatinin cümle muradı, dünyada cenneti var etmektir” denildi.

“KALICI VE ONURLU BARIŞI SAVUNUYORUZ”

Alevi toplumunun tarih boyunca baskı, inkar, asimilasyon ve soykırım politikalarına karşı kendi hakikatiyle direndiği kaydedilen açıklamada; eşit yurttaşlık, inanç özgürlüğü, adalet, demokrasi ve kalıcı, onurlu barış talepleri dile getirildi.

Demokratik toplumun yalnızca siyasal bir proje olmadığı belirtilerek, farklılıkların eşit ve özgür biçimde bir arada yaşadığı, hiçbir halkın, inancın ve kimliğin diğerinden üstün olmadığı bir yaşamın kurulması gerektiği vurgulandı.

“BARIŞ BÜTÜN TOPLUMSAL KESİMLERİN ORTAK TALEBİDİR”

Barış sürecinin yalnızca Türklerin ve Kürtlerin meselesi olarak görülemeyeceği ifade edilen açıklamada, barışın bütün halkların, inançların ve toplumsal kesimlerin ortak talebi ve sorumluluğu olması gerektiği belirtildi.

Abdullah Öcalan’ın çağrısının ardından başlayan sürece ilişkin ise “Bizim anladığımız bir devlet ittifakı değil, demokratik bir toplum sözleşmesidir. Yani rıza toplumunun yaratılmasıdır” değerlendirmesi yapıldı.

“RIZALIK VARSA BARIŞ VARDIR”

Demokratik geleceğin inşasına katkı sunmanın bir sorumluluk olarak görüldüğü açıklamada şu ifadelere yer verildi:

“Barış yalnızca savaşın olmaması değildir. Barış; adalet, eşitlik, özgürlük ve rızalıktır. Rızalık varsa barış vardır, barış varsa birlikte yaşam vardır. Herkesin kendi kimliği, talepleri ve fikirleriyle bir arada olduğu bir yaşam düzeni için herkesin fikri kendisine, demokrasi hepimize.”

Açıklama, “Kendi irademiz, kendi sözümüz ve kendi geleceğimizle yürüyoruz. Sevgi dinimiz, barış ibadetimizdir. Barışın öznesi, demokratik toplumun güvencesi olmaya devam edeceğiz” sözleriyle sona erdi.

Açıklamanın ardından barışa yönelik deyişler seslendirildi.

PİRHA/LEVERKUSEN

 

Bunları da beğenebilirsin

Yoruma kapalı.