Alevi Haber Ajansi

DAD yöneticisi Bozkurt: Din derslerinin kaldırılması için Alevi kurumları çaba içerisine girmeli – VİDEO

PİRHA – Yeni eğitim-öğretim yılının başlamasıyla birlikte zorunlu din derslerinin kaldırılması talebini gündeme getiren DAD İzmir Şube Yöneticisi Zeynel Bozkurt, Alevi kurumlarına eylemlik çağrısı yaptı. Bozkurt, “Okul yönetimlerine din derslerinde kendi çocuklarının katılmamasına dair dilekçe yazabilirler. Alevi kurumları da Milli Eğitim Bakanlığı’yla bir görüşme yapıp bu asimilasyon politikalarından vazgeçmeleri yönünde bir çaba içerisine girilmeli” dedi. 

2026-2027 eğitim-öğretim yılı başlarken, Aleviler ve farklı inanç grupları zorunlu din derslerinin kaldırılması yönündeki taleplerini yineledi.

Milyonlarca öğrenci yeni döneme adım atarken, Alevilerin yıllardır zorunlu din derslerinin kaldırılmasına yönelik mücadelesi de gündemdeki yerini koruyor.

Alevi kurumları, yeni eğitim yılı öncesinde bir kez daha zorunlu din derslerinin kaldırılmasını ve tüm inançlara eşit mesafede duran laik bir eğitim sisteminin hayata geçirilmesini, yıllardır Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Anayasa Mahkemesi’nin zorunlu din derslerinin kaldırılması yönündeki kararlarının uygulanması çağrısı yapıyor.

Demokratik Alevi Derneği (DAD) İzmir Şubesi yöneticisi aynı zamanda eski eğitimci olan Zeynel Bozkurt ile yeni eğitim öğretim yılında Alevi çocuklarının yıllardır uğradığı asimilasyon sürecini ve eğitim sistemini konuştuk.

“DEVLET RESMİ BİR DİN İNŞA EDİYOR”

Bozkurt, Türkiye’de kendilerinin de zorunlu din derslerinin cenderesinden geçerek bugünlere geldiğini anımsatarak, ‘Kimi yerlerde zorunlu olarak oruç tutmak zorunda kaldık. Böyle olunca yine öğretmenlik hayatımda da din derslerini müfredat programında olduğu için onları uygulamak zorunda kalıyorduk” dedi.

Türkiye’de zorunlu din derslerinin başlı başına bir sorun olduğunu belirten Bozkurt,  Türkiye’de laik, demokratik cumhuriyet’in sözde kaldığını, devletin resmi bir ideolojisinin olduğunu ve bu doğrultuda da resmi bir dinin inşa edildiğinin altını çizdi.

Bozkurt, bu ülkede sadece Sünni ve Hanefi inancına bağlı bir eğitimin yapıldığını ve diğer inançlara saygı gösterilmediğini söyleyerek, şunları dile getirdi:

“Zorunlu din derslerini isteyen öğrenciler bu dersi alabilirler. Ama sen koskocaman Türkiye halklarından farklı inançlar olmasına rağmen din derslerini bütün halklara dayatıyorsun. İsteyen alabilir ama sen o zorunlu din dersini almak istemeyen öğrencilere de saygı duymak zorundasın. Böylece demokratik olur, laik olur, laiklik buradan aranır. Demokratik, sorgulayan, itaat etmeyen çocuklar bu şekilde eğitilebilir. Ama din dersini zorunlu kıldığınız zaman sorgulama gücü yok, muhakeme etme kıyaslama gücü olmaz. Bizzat bu asimilasyon politikasının en sert şekilde uygulanması anlamına geliyor.”

“DİN DERSLERİ ÇOCUKLARIN KENDİ KİŞİLİKLERİNDEN UZAKLAŞTIRIYOR”

25 yıllık AKP iktidarı sürecinde zorunlu din dersleri sorunlarının giderek katmerleştiğine vurgu yapan Bozkurt, din derslerinin dayatılması çocuklarda bir ikilem yarattığından psikolojik bir travmaya dönüştüğün altını çizerek şunları söyledi:

“Dini eğitimin zorunlu hale getirilmesiyle pratikte Alevi çocuklarına diğer inançtaki çocuklara bu dayatılıyor. Dayatılınca da öğrenciler kendi benliklerinde, kişiliklerinden uzaklaşıyor. Bu psikolojik bir  travma da yaratıyor çocuklarda. Evde yaşadığı inanç başka okulda başka öğrendiği başka. Okula gidince Arapçayı öğreniyor, din derslerinde abdest alma öğretiliyor, namaz kıldırılıyor ya da camilere götürülüyor zorunlu olarak bu çocuklarda büyük bir tramvaya yol açıyor. Acaba hangisi doğru? sorusuyla çocuk ikilemlerin içerisinde kalıyor. Benim evde yaşadığım, annemin, babamın ya da büyüklerimin, dedemin yaşadığı inanç mı?Yoksa okulda öğretmenin öğrettiği okulda eğitim olarak görünen dini bilgiler mi daha geçerli daha doğru? Bu bir ikileme yaratıyor. Bu ikileme giderilmesi gerekir. “

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin kararlarını hatırlatan Bozkurt, bu sorunun arttığını, din derslerinin bir iken beşe çıktığını yine ders saatlerinde de artmaların yaşandığını belirterek, Anadolu, Fen ve diğer liselerin ise İmam Hatip Lise’sine dönüştüğünü vurgu yaptı.

Bozkurt, ÇEDES ile birlikte Diyanet İşleri Başkanlığı aracılığıyla Müftülüklerle yapılan protokollerle çocukların bu asimilasyon cenderesinden geçirildiğini ifade etti.

“TOPLUMUN TÜM KESİMLERİNE BASKI VAR”

Türkiye ve Avrupa’da bu sorunun aşılması için gündemleştirildiğini ancak bunun yetersiz olduğuna vurgu yapan Bozkurt, “Türkiye Cumhuriyeti başından beri çok özgürlükçü, demokratik bir Anayasaya da sahip olmadığı gibi böyle bir pratikleri de yok. Şimdi bu dönemde de yine bu demokratik alanının daraltılmasıyla beraber bu sorun yeterince gündeme getirilmedi. Çünkü toplumun her kesimde Türkiye’deki yaşayan halkların tümüne bir baskı uygulanıyor. Bu baskılardan dolayı yeterince gündeme getirilmediğini düşünüyorum. Fakat buna tekrar bir alan açmak gerekiyor, çaba sarf etmek gerekiyor ki ülkenin demokratikleşmesinde bir rol oynayabilsin” diye konuştu. 

“ÇOCUKLARINI OKULA GÖNDERMEMEK İÇİN KAMUOYU OLUŞTURMALILAR”

Yeni eğitim öğretim döneminde Alevi toplumunun zorunlu din derslerinin kaldırılması için önlerine bir eylem planı koymaları önerisinde bulunan Zeynel Bozkurt, “Eğitim öğretim yılı başlıyor. Okul yönetimlerinden dilekçe yazarak, okul yönetimleriyle konuşarak, görüşerek din derslerinde kendi çocuklarının, öğrencilerinin katılmaması yönüne bir çaba içerisine girebilirler” dedi.

Bozkurt, Milli Eğitim Bakanlığı’nın neredeyse Dinayet İşleri Başkanlığı’yla birleştiğini, ortak çaba içerisinde asimilasyon politikası yürüttüğünü kaydederek, demokratik kitle örgütleri, Eğitim Sen, cemevleri, Alevi kurumları ve diğer bütün örgütlerin buna dair bir proje oluşturması gerektiğini belirterek, zorunlu din derslerine karşı çocuklarını okula göndermemek için kamuoyu oluşturmaları gerektiğini söyledi.

“MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI İLE GÖRÜŞÜLMELİ”

Bozkurt, özellikle kalabalık olan yerlerden başlayarak basın açıklamaları, broşür, bildiri dağıtılması gerektiğini, sendika ve demokratik kitle örgütleriyle Alevi kurumlarının bu yönde Milli Eğitim Bakanlığıyla bir görüşme yapıp bu asimile politikalarından vazgeçmeleri yönünde bir çaba içerisine girilmesini istedi. 

“BARIŞ SÜRECİ İYİ YÖNETİLMELİ” 

Türkiye’de devam eden Barış Süreci’ne de değinen Bozkurt, cumhuriyetin demokratikleşmesi çabasının toplumun bütün kesimleriyle dilleriyle, inançlarıyla bir barış zeminin sağlanması gerektiğini belirterek, “Bu bizi barışa götürür. Eğer bunlardan uzak kalınırsa iş olsun diye bir barış sözcüğü kullanılıyorsa bu gerçek bir barışa sebep olmaz. Yine kıvrılmalara ve savrulmalara sebep olur. Dileriz bu süreç iyi değerlendirilir. Türkiye’deki bütün halklar, bütün inançlar kendi inançlarıyla özgür demokratik, laik, bilimsel bir eğitim alarak sorunun yönünde çaba sarf edilir diye düşünüyorum” ifadelerini kullandı. 

Semra ACAR/İZMİR

 

 

Bunları da beğenebilirsin

Yoruma kapalı.