PİRHA- Alevi Kültür Dernekleri Genel Başkanı Seher Şengünlü Yılmaz, Alevi kurumlarının farklı örgütlenme biçimlerine rağmen ortak talepler etrafında mücadele yürüttüğünü belirterek, konfederasyonun Alevi hareketi açısından daha kapsayıcı ve güçlü bir örgütlenme modeli olabileceğini söyledi. Yılmaz, Alevilere yönelik nefret söylemlerine tepki göstererek, bu söylemlere karşı yasal yaptırım uygulanması çağrısında bulundu.
Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Genel Başkanı Seher Şengünlü Yılmaz, Alevi örgütlenmesinin mevcut yapısını, cemevleri ve dernekler arasındaki ilişkiyi, konfederasyon tartışmalarını ve Alevilere yönelik nefret söylemlerini değerlendirdi.
Cemevi ve dernek arasındaki ilişkinin Alevi örgütlenmesinde zaman zaman kafa karışıklığına neden olduğunu belirten Yılmaz, cemevinin inancın ve ibadetin yürütüldüğü mekan olduğunu, bu mekanları örgütleyen ve ev sahipliği yapan yapıların ise dernek veya vakıflar olduğunu ifade etti.
Yılmaz, Alevi kurumlarının hem inanç alanında faaliyet yürütürken hem de örgütlenme faaliyetlerini sürdürürken çeşitli sorunlarla karşılaştığını söyledi.
Dernek ve vakıflarda neden seçim yapıldığı yönündeki tartışmalara da değinen Yılmaz, Alevi inancının rızalık esasına dayandığını ancak dernek ve vakıfların anayasal ve yasal çerçevede faaliyet gösteren sivil toplum örgütleri olduğunu vurguladı.
Yılmaz, “Derneklerde ve vakıflarda neden seçim yapılıyor? Seçim neden yapılıyor? Alevi inancı rızalığa dayalı bir inanç, rızalıkla seçimle olmalı?” şeklindeki değerlendirmelere ilişkin şunları söyledi:
“Anayasal bir düzlemde devletteki karşılığının sivil toplum örgütü olduğunu vurgulamak gerekiyor. Dolayısıyla bakanlığa bağlı yasalarla, içtihatlarla, mevzuatlarla yönetilen kurumlarız. İnanç ve yasalar bir araya geldiğinde bazen kafa karışıklığı olabiliyor.”
“DERNEK VE VAKIF ÖRGÜTLENMESİ KÖTÜ BİR ŞEY DEĞİL”
Dernek ve vakıf modelinin yanlış bir örgütlenme biçimi olarak değerlendirilmesini doğru bulmadığını belirten Yılmaz, cemevleri ve dergahların yalnızca yol evlatlarına bırakılması durumunda da sorunların ortadan kalkmayacağını ifade etti.
Yılmaz, bu konuda yaşanan sorunları şöyle anlattı:
“Ocaklara teslim etsek cemevlerini, dergahları bir şekilde sistem yürür mü? Gene yürümez. Çünkü yol evlatları yola girmiyorlar. Dedelerin, pirlerin evlatları yol yürütmüyorlar. Böyle bir sorunumuz var. Dolayısıyla dede bulmakta zorlanıyoruz. Hakka yürüme erkanlarında ve bazı ritüellerde sorunlar yaşıyoruz.”
İç Anadolu, Akdeniz ve Ege bölgelerinde birçok cemevinde yol yürütecek dede, pir ya da dernek yöneticisi bulmakta zorlanıldığını belirten Yılmaz, dernek yönetimlerinde iki dönem şartı getirilmesine yönelik önerileri de doğru bulmadığını söyledi.
Yılmaz, şöyle konuştu:
“Dedeler başkanlık yapmasın diye söylemler var. Bu çok böyle ciddi tepki alan bir iş. Bunu tüzüğe koyamazsınız çünkü bir yasayla yönetilen bir ülkedeyiz. Anayasal hakkıdır, dede kimliği de olsa gelip başkanlık yapabilir. Dernekleşmek kötü bir şey değil. Yine mesela ‘iki dönem şartı’ getirin diyorlar. Bazı bölgelere gidin yöneticilik yapacak insan bulamıyorsunuz. İnsanlar Alevi olduğunu söylemeye korkuyorlar. Dolayısıyla bu seçim işleri de bir gereklilik.”
“ALEVİ HAREKETİ BİRLİKTE MÜCADELE YÜRÜTÜYOR”
Kültür Bakanlığı’na bağlı kurulan Alevi Bektaşi Cemevi ve Kültür Başkanlığı’nın devletin tüm imkanlarını kullanarak Alevi inancını başkalaştırmaya ve asimile etmeye yönelik çalışmalar yürüttüğünü belirten Yılmaz, Alevi örgütlerinin bu politikalara karşı birlikte mücadele ettiğini söyledi.
Yılmaz, “Siz zaten bir arada değilsiniz, derli toplu değilsiniz” yönündeki eleştirilerin de konfederasyon fikrinin ortaya çıkmasında etkili olduğunu ifade etti.
Türkiye ve Avrupa Alevi hareketinin birlikte mücadele etme noktasında önemli bir sorun yaşamadığını belirten Yılmaz, Hacıbektaş’ta yeni bir örgütlenmeye gidilmesi yönündeki tartışmaların ve değişen koşulların örgütlenme modellerinin de güncellenmesini gerekli kıldığını söyledi.
“ALEVİ HAREKETİ KONFEDERASYON ÇATISI ALTINDA DAHA GÜÇLÜ SESİNİ ÇIKARIR”
Örgütlenme biçimindeki değişimin bir ihtiyaç olduğunu ancak yaklaşık 40 yıllık bir yapının dönüştürülmesinin kolay olmadığını belirten Yılmaz, konfederasyon tartışmalarının sağlam bir zeminde yürütülmesi gerektiğini vurguladı.
Yılmaz, “Bugün konfederasyonu konuşuyoruz ama ayaklarımız sağlam kurmak lazım. Yani ayakları havada kalacak, ‘yattım oldu’ diye bir konfederasyon kurmak da doğru bir şey değil” dedi.
15 Ağustos’ta Türkiye’deki ve dünyadaki Alevi örgütlerine Alevi Bektaşi Temsilciler Meclisi’ni kurma çağrısı yaptıklarını belirten Yılmaz, farklı örgütlerin ortak talepler etrafında bir araya gelebileceğini söyledi.
Yılmaz, şöyle konuştu:
“Bir önümüzü görelim. Sonuçta hepimizin tüzükleri farklı olabilir, tabelaları farklı olabilir. İdeolojik bakış açıları farklı olabilir. Ama temelde hepimizin tek bir talebi var. Cemevleri yasal statüye kavuşsun, Madımak Utanç Müzesi’ne dönüştürülsün, zorunlu din dersleri kaldırılsın. Aynı taleplerin etrafında toplanan örgütleriz. Birlikte bir söz kuralım. Bu işi bir daha bir deneyelim dedik. Ve güzel de bir toplantı oldu. Verimli bir toplantı oldu.
Bu Temsilciler Meclisi kurulduktan sonra benim de muradım ve benim gibi diğer kurumlarımızın, çatı kurumlarımızın başkanlarından muradı konfederasyona evrilmek. Tabii ki konfederasyon çok daha güçlü, çok daha kapsayıcı bir örgütlenme olacaktır. Ama bu mevcut işte derneklerin artık federasyonlaşmayı düşünmesi gerekiyor. Yani bunu hayata geçirmek kolay mı? Elbette kolay değil. Otuz beş yıllık bir emek, bir hafıza, bir birikim; bunları bir anda dönüştürmek hiç kolay değil ama ihtiyaç olduğunun da farkındayız. Diliyorum bu meclis konfederasyona evrilir ve Türkiye Alevi hareketi tek çatı altında daha güçlü, daha etkili sesini çıkartabilir, sözünü söyleyebilir.”
“GELİN DERNEKLERE ÜYE OLUN, İRADE BEYAN EDİN”
Alevi kurumlarının toplumla bağ kuramadığı yönündeki eleştirileri de değerlendiren Yılmaz, bu eleştirilerin aidiyet meselesinden bağımsız ele alınamayacağını söyledi.
Bu eleştirileri yapanların önemli bir bölümünün Sivas, Çorum, Maraş, Gazi ve Hacıbektaş’taki eylem ve etkinliklerde yer almadığını belirten Yılmaz, Alevi hareketinin bu eleştirileri kabul etmediğini ifade etti.
Yılmaz, örgütlü yapılar içerisinde yer almanın ve karar süreçlerine katılmanın önemine dikkat çekerek şu çağrıyı yaptı:
“Neden etmiyoruz? Bu derneklere üye olmak, delege olmak, belli bir sistemin içerisinde olmak, etkili bir şekilde söz kurmak, irade sahibi olmak, aidiyettir. O zaman ne yapacağız? Gelin bu derneklere üye olun. Aidiyet hissedin, üye olun, delege olun. Gelin en yüksek mercilerde söz kurma hakkına, irade beyan etme hakkına sahip olun.”
“ALEVİLERE HAKARET EDENLERE YASAL BİR YAPTIRIM YAPILMIYOR”
Son dönemde Alevilere yönelik ayrımcı ve nefret söylemlerine de tepki gösteren Yılmaz, Alevilere yönelik hakaret ve nefret söylemlerinde bulunanlara karşı yasal yaptırım uygulanmamasını eleştirdi.
Alevilerin geçmişte Çorum, Maraş ve Sivas gibi katliamlarla karşı karşıya kaldığını hatırlatan Yılmaz, nefret söylemlerinin saldırıların zeminini oluşturduğuna dikkat çekti.
Yılmaz, şu ifadeleri kullandı:
“Bizi pratiklerimizde bu var. Artık herhalde alıştırılmışız biz buna. Düşünsenize Çorum’u yaşamışız, Maraş’ı yaşamışız, Sivas’ı yaşamışız; bir şekilde katledilmeyi, ötekileştirilmeye, yok edilmeye alıştırılmışız. Tabii ki korkunç bir şey. Adamın bir tanesi çıkacak, ‘Suriye’deki Nusayrilere az bile yapıyorlar. Hepsini işte öldürseler yeridir’ diyecek. Herkes sessiz. Ülkede siyasi anlamda söz kuran hiçbir siyasi yapının sesi çıkmıyor. Bir DEM Parti’den ses çıktı, onlar da işte halkların partisi olduğu iddiasıyla siyaset yapan bir parti. Ve içerisinde de birçok yapıdan, mesela eş genel başkanları Tülay Hanım Arap Alevisidir. Yani bu anlamda duyarsız kalmıyorlar. Siyaset duyarsız, bürokrasi duyarsız. Bu ülkede stand-up yapan bir genç bir espri yaptığında beş dakika sürmüyor, hemen cezaevine atıveriyorlar. Alevilere her türlü aşağılama, hakaret etme bunların hepsi çok mazur görülüyor, hatta kahraman gibi alkışlanıyorlar. Böyle de bir gerçekliğimiz var. Yasal olarak hiçbir yaptırım söz konusu değil.”
Nefret söylemlerinin Alevilere yönelik saldırıları tetiklediğini belirten Yılmaz, Elif Ana ve Seyit Hacı Kureyş Dergahı’na yönelik saldırıları hatırlatarak, benzer saldırıların farklı Alevi mekanlarına da yönelebileceği uyarısında bulundu.
Yılmaz, “Bu nefret söylemlerinde şiddetle kınıyoruz. Bunun doğurduğu bir sonuçtur. Elif Ana’da, Seyit Hacı Kureyş Dergahı’nda saldırılar oldu ve yangın çıkartıldı, tahrip edildi. Hep aynı hikaye; kapılarımıza işaret koydu bir meczup, bir deli. Vallahi bir meczup, bir deli falan değil. Birileri çıkıp televizyonlarda siyaset yapan, işte yazar olduğunu, gazeteci ne olduğunu söyleyen insanlar ‘Alevilerin kesilmesi haktır, mübahtır, az bile yapılıyor, yapılsa daha iyi olur’ derse birileri de kalkar Elif Ana Dergahı’na saldırır. Gider Seyit Hacı Kureyş’e saldırır. Yarın Ege’nin göbeğindeki Samut Baba’ya saldırır, Hazır Baba’ya saldırır. Bunun sonu gelmez” dedi.
“ALEVİLER HER ZAMAN BARIŞTAN YANA OLMAYA DEVAM EDECEK”
Örgütlü mücadelenin bu nedenle büyük önem taşıdığını vurgulayan Yılmaz, Türkiye’de barış ve demokratikleşme tartışmalarına Alevilerin de söz kurarak dahil olmaya devam edeceğini söyledi.
Yılmaz, “Bir arada olmak, örgütlenmek, mücadele vermek burada çok kıymetli. Bugün bu memlekette barış konuşuluyor. Bu memlekette en çok tartışılan meselelerden bir tanesi. Türkiye’nin demokratikleşmesiyle bu memlekete barış gelir. Bunu her yerde söylüyoruz. Ve biz demokrasinin olduğu, barışın olduğu her yerde Aleviler olarak var olmaya da, söz kurmaya da devam edeceğiz. Barıştan da yanayız” ifadelerini kullandı.
Semra ACAR/İZMİR
Yoruma kapalı.