Alevi Haber Ajansi

İbrahim Karakaya: Alevi örgütlenmesinde yeni model meclisler üzerinden kurulmalı-VİDEO

PİRHA- Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Genel Başkan Yardımcısı İbrahim Karakaya, Alevi kurumlarında gündeme gelen “konsept değişikliği” tartışmasını değerlendirerek, mevcut çok başlı yapının aşılması gerektiğini söyledi. Konfederasyon modeline karşı çıkan Karakaya, Alevi inancının rızalık temelinde olduğunu belirterek, çoğulculuğu esas alan meclisler tipi bir üst yapılanmanın daha uygun olacağını ifade etti.

Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF)  Genel Başkan Yardımcısı İbrahim Karakaya, Alevi kurumlarının 40 yılı aşan örgütlenme geçmişinin ardından gündeme gelen “konsept değişikliği” tartışmasına ilişkin PİRHA’ya değerlendirmelerde bulundu. Karakaya, Alevi örgütlenmesinin tarihsel gelişiminden bugün yaşanan çok başlılık sorununa, ocak-dergâh sisteminin işlev kaybından siyasetle kurulan ilişkiye ve önerdiği yeni yapılanma modeline kadar birçok başlıkta konuştu.

“ALEVİ ÖRGÜTLENMESİ KİMLİK SİYASETİNİN YÜKSELDİĞİ DÖNEMDE DOĞDU”

Alevi örgütlenmesinin ortaya çıkış sürecini tarihsel bir çerçevede değerlendiren Karakaya, dergâhların 1826’da kapatılmasından 1925 tarihli Tekke ve Zaviyeler Kanunu’na, 1960’lı yıllardaki uyanıştan Hacı Bektaş Veli Dergâhı’nın 1964’te müze olarak açılmasına uzanan sürecin bugünkü örgütlenmenin arka planını oluşturduğunu söyledi.

“12 Eylül sonrası, özellikle 1990’larda bütün dünyada etnik ve inanç kimlikleri üzerinden yeni bir paradigma doğuyor” diyen Karakaya, bu sürecin Sovyetler Birliği’nin dağılmasıyla da bağlantılı olduğunu belirtti. Karakaya, daha önce sol ve sosyalist hareketler içinde yer alan Alevilerin bu dönemde kimliklerini daha görünür biçimde ifade etmeye başladığını, demokratik mücadele zemini içinde hak talepleri etrafında örgütlenmeye yöneldiğini söyledi.

“ALEVİ İSMİYLE ÖRGÜTLENMEYİ HUKUKSAL KAZANIM OLARAK ELDE ETTİK”

Alevi örgütlenmesinin bugüne kadar önemli kazanımlar elde ettiğini belirten Karakaya, geçmişte Alevi kimliğini gizlemeye yönelik telkinlerle büyüdüklerini, bugün ise Alevi kimliğinin kamusal alanda daha görünür hale geldiğini söyledi.

Karakaya, “Alevi örgütlenmesi hiçbir şey yapmadıysa bile Alevi ismiyle örgütlenmeyi hukuksal anlamda bir kazanım olarak elde etti” dedi. Kendisinin bugün sokakta Pir Sultan rozetiyle dolaşabilmesini örnek gösteren Karakaya, bunun örgütlü mücadelenin somut kazanımlarından biri olduğunu ifade etti.

Bugün gelinen noktada Alevi örgütlenmesinin en temel sorunlarından birinin çok başlılık olduğunu söyleyen Karakaya, Alevi Kültür Dernekleri, Hacı Bektaş Veli dernekleri, Cem Vakfı, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği ve Alevi federasyonlarının ilk örgütlenme döneminde önemli rol üstlendiğini hatırlattı.

Karakaya, bugün ise Alevi örgütü adı altında çok sayıda yeni yapı kurulduğunu bu yapıların bazılarının kendi çıkarları doğrultusunda farklı kurumlarla ilişki geliştirdiğini ve duruma göre devletle bağlantılı yapılarla da hareket edebildiğini savundu. Bunun Alevi örgütlenmesini dağınık göstererek zayıflatma riski taşıdığını söyledi.

“PİR-TALİP-MÜRŞİT İLİŞKİSİ KOPTU, OCAK EVLATLARININ BİLE BİRBİRİNDEN HABERİ YOK”

Alevi örgütlenmesinin çözemediği temel meselelerden birinin Yol’un nasıl yürütüleceği olduğunu belirten Karakaya, geçmişte dergâh ve ocak sisteminin güçlü biçimde işlediğini ancak bugün pir-talip-mürşit ilişkisinin büyük ölçüde koptuğunu söyledi.

Karakaya, “Aynı ocaktan olan canlarımızın dahi farklı yerlerde farklı uygulamalar yaptığına tanıklık ediyoruz” dedi. Ocak ve dergâh evladı olduğunu belirten kişilerin cemevlerinde hizmet yürüttüğünü ancak birbirlerinden habersiz hareket edebildiğini vurgulayan Karakaya, bu sorunun kurum yöneticilerinden çok doğrudan ocaklar ve Yol yürütücüleri tarafından çözülmesi gerektiğini ifade etti.

“CEMEVİ DEDELİĞİ YÖNETİM KURULUNUN İNSAFINA BIRAKILMAMALI”

Kurumsal yapıların inanç önderliğine müdahale etmesinin de sorunlu olduğunu belirten Karakaya, “cemevi dedeliği” kavramının ortaya çıktığını ancak dedenin görev süresinin yönetim kurulunun kararına bağlı hale geldiğini söyledi.

“Yönetim değiştiği zaman o dede de değişiyor, böyle bir şekilde Yol yürünemez” diyen Karakaya, pir-talip-mürşit ilişkisinin kurum yöneticilerinin belirleyebileceği bir ilişki olmadığını vurguladı. Kişinin bağlı olduğu ocağa göre kendi piriyle Yol yürütmesi gerektiğini, bu ilişkinin idari kararlarla şekillendirilemeyeceğini söyledi.

“ÜST ÖRGÜTLENME ASLA KONFEDERASYON OLMAMALI”

Son dönemde gündeme gelen konfederasyon önerisine de değinen Karakaya, bu modele karşı olduğunu belirtti. Konfederasyonun da hiyerarşik bir yapı olduğunu ve yeni makamlarla yeni tartışmalar yaratabileceğini savundu.

Karakaya, “Ben Alevilerin bir üst örgütlenme kuracaklarsa bunun asla ve asla konfederasyon olmaması gerektiğine inanan bir canınızım” dedi.

Alevi inancının rızalık temelinde olduğunu vurgulayan Karakaya, çoğulculuğu esas alan meclisler tipi bir yapının daha uygun olacağını söyledi. Tek bir merkezî yapı yerine, geniş bir çatı altında farklı meclislerin bir arada bulunabileceği bir model önerdi.

“1994 VE 1998’DEKİ MECLİS GİRİŞİMİ BAŞARISIZ OLMADI, BİTİRİLDİ”

Geçmişte kurulan Alevi Bektaşi Temsilciler Meclisi girişimlerine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Karakaya, bu girişimin “denendi ve başarısız oldu” şeklinde yorumlanmasının doğru olmadığını söyledi.

Karakaya, “Hayır, denenmedi; kuruldu, faaliyete geçmeden devlet ve başka güçler tarafından bitirildi” dedi.

1998 sürecinde mahkeme kararıyla Alevi Bektaşi Kuruluşlar Birliği Derneği’nin kurulduğunu ve hukuki mücadele sonucunda Aleviliğin Yargıtay kararıyla tanındığını hatırlatan Karakaya, yapının dağılmasının temel nedenleri arasında 1995’te Süleyman Demirel’in İzzettin Doğan üzerinden Cem Vakfı’nı kurdurmasını ve bazı kurumların doğrudan siyasete müdahil olmasını gösterdi.

“ALEVİLERİN SİYASETLE İLİŞKİSİNİ DOĞRU KURGULAYAMAMASI ÖRGÜTLENMEYE ZARAR VERDİ”

Alevi kurumlarının siyasetle kurduğu ilişkinin örgütlenmeye ciddi zarar verdiğini savunan Karakaya, 2006’da Avrupa’daki Alevi kurumlarının öncülüğünde başlayan doğrudan siyasete müdahale çabasının örgütlenmeyi zayıflattığını söyledi.

“Alevi örgütlenmesine en büyük zararı veren süreç, Alevilerin siyaset ilişkisini doğru kurgulayamamasıydı” diyen Karakaya, 2009’da Kadıköy, İzmir ve Ankara mitingleriyle büyük bir toplumsal enerji ortaya çıktığını ancak bu gücün doğru yönetilemediğini ifade etti.

Karakaya, bu enerjinin daha sonra devlet eliyle yürütülen Alevi çalıştayları sürecinde manipüle edildiğini ve boşa harcandığını savundu.

“DİSK VE 10 ARALIK HAREKETİ’YLE KURULAN PARTİ TERK EDİLDİ, CHP’YE GEÇİLDİ”

Yakın dönemdeki siyasi girişimlere de değinen Karakaya, Alevi kurumu yöneticilerinin DİSK ve 10 Aralık Hareketi ile birlikte kurdukları Eşitlik ve Demokrasi Partisi’nde aktif görev aldıklarını hatırlattı.

“Bütün Alevi kurumları orayı bıraktı, CHP’ye geçti” diyen Karakaya, CHP’de yaşanan gelişmeler ve Kemal Kılıçdaroğlu’nun genel başkanlığa gelmesiyle Alevilerin bağımsız bir siyasal temsiliyet oluşturma çabasının da tasfiye edildiğini söyledi.

“YOL MU, MEVKİ Mİ SORUSUNDA HEPİMİZ YOLU TERCİH ETMELİYİZ”

Karakaya, sözlerinin sonunda Alevi örgütlenmesi içindeki çatışmalara ve devlet baskısına dikkat çekti. Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı üzerinden yürütülen devlet müdahalesinin yanı sıra, devletle iş birliği yapan bazı ocak evlatlarının da süreci zorlaştırdığını savundu.

Karakaya, “Bir dönem kurumlarda görev almış arkadaşların, şu anda görevlerinin olmaması onları kendi kurumlarına karşı düşmanca davranmaya yöneltebiliyor” dedi.

Kurum yöneticilerine dirayetli ve cesur davranmaları çağrısında bulunan Karakaya, sözlerini şöyle tamamladı:

“Yol mu, mevki makam mı? Hepimizin burada Yol’u tercih etmesi gerekiyor. Makam ve mevki, Yol için feda edilebilecek kadar değersizdir.”

Fırat ALTINTAŞ/PİRHA

Bunları da beğenebilirsin

Yoruma kapalı.