PİRHA- Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Başkan Yardımcıları Aydın Deniz ve İbrahim Karakaya, Suriye’de Alevilere özelde de kadınlara dönük saldırılara karşı uluslararası güçlerin sessizliğine tepki göstererek, “Suriye’deki Alevi soykırımını durdurun” çağrısında bulundu.
HTŞ’nin Suriye’de Alevilere, kadınlara ve farklı inanç gruplarına yönelik saldırıları sürüyor. Son olarak Betül Süleyman Alluş adlı kadın HTŞ’liler tarafından kaçırıldı.
Türkiye’nin bir çok kentinde sokağa çıkan Alevi ve kadın kurumları Betül Süleyman Alluş’un serbest bırakılması ve ailesine teslim edilmesini istedi.
Ajansımıza konuşan Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Genel Başkan Yardımcıları Aydın Deniz ve İbrahim Karakaya, Suriye’de Alevilere dönük saldırılara dair ajansımıza konuştu.
“SALDIRILARA SESSİZ KALAN BİR AB İLE KARŞI KARŞIYAYIZ”
ABF Genel Başkan Yardımcısı İbrahim Karakaya, selefi grupların kadınlara saldırısının münferit olmadığını, yıllardır kadınların kaçırılıp, köle pazarlarında satıldığını belirtti.
Suriye’de HTŞ’nin iktidara gelmesiyle beraber Alevilere özelde de kadınlara saldırıların arttığını vurgulayarak, “HTŞ iktidarı, uluslararası emperyal güçlerin Suriye politikasındaki bir araç aracı halinde getirildi. Dolayısıyla onu besleyip orada koruma görevini de üstlenen bu ülkeler oradaki politikalarına karşı sessiz ve duyarsız kalması onlar açısından doğaldır. Kadınlara yönelik taciz, tecavüz, kaçırma, Alevilere yapılan soykırıma varan politikaları onları çok da ilgilendirmiyor. Saldırılara sessiz kalan bir AB ile karşı karşıyayız” dedi.
“SURİYE’DEKİ ALEVİ SOYKIRIMINI DURDURUN”
Türkiye’nin Alevilere yönelik saldırılara karşı bir politika üretmediğini vurgulayan Karakaya, şunları dile getirdi:
“Bu da Türkiye’de yaşayan biz Alevilerin gururuna ve onuruna okunan birşeydir. Dolayısıyla bizdeki bu duygu kırılmasını yaşatmamaları gerekir. Biz ülkemizde ve Orta Doğu’da halkların, inançların eşit ve özgür bir şekilde barış içinde yaşamasını savunan bir inancı sahibiz. Dolayısıyla bu coğrafyada birlikte yaşayacaksak herkesin kendi inancıyla, kendi diliyle, kendi kimliğiyle var olmasını savunuyoruz. Suriye’deki Alevi soykırımını durdurun.
Türkiye’de de biz aynı şeyi yaşıyoruz. Yani kültürel anlamda, inanç anlamda biz kendimizi ifade edemiyoruz. Halen yasaklı bir inanç halindeyiz. Ve dolayısıyla bu coğrafyada barış isteniyorsa eşit ve özgür koşullarda yaşamak istiyorsak bunun gereği neyse o yapılmalı.”
“KAÇIRILMALARI MEŞRULAŞTIRIYORLAR”
Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Genel Başkan Yardımcıları Aydın Deniz de, Colani rejiminin tek adam rejime dönüştüğünden beri Suriye’de yaşayan hem Alevi hem de Alevi olmayan diğer farklı inançlardan hatta seküler Sinnilerden de olan kadınlara ciddi bir yönelim içinde girdiğini söyledi.
Saldırıların kaçırmalar, tecavüzler, şiddet boyutuyla artarak devam ettiğine dikkat çeken Deniz, “İlk defa Betül olayında Suriye hükümeti kaçırılan bir kadını kabul etti ve bunun da aslında kendisinin kaçırılmadığını, kendi isteğiyle İslam’a sığındığını dile getirerek orada kadınlara yönelik yeni bir dönemi başlattı. Bu baskı döneminde kadınları etkilemek, bu yolla da onların yaşam hakkını gasp etmeye çalışmak hem de kaçırılmaları meşrulaştırmak üzerine bir kurguları var” diye belirtti.
“ULUSLARARASI GÜÇLER ÜZERİNDEKİ BASKIYI ARTTIRMALIYIZ”
Bu kurguların boşa çıkartmak için uluslararası kuruluşların baskı yapması gerektiğinin altını çizen Deniz, şunları ifade etti:
“Bu yeni yönteme hiçbir Suriyelinin alışmaması gerekiyor. Sadece Aleviler değil Alevi olmayan diğer kadınların da bundan mağduriyet duymaması adına ciddi bir çalışma yapmak gerekiyor. Uluslararası güçler Suriye’yi paylaşım üzerine kendilerini ayarladıkları için oradaki ranttan kaynaklı birçok şeyi görmezden geldiler.
Bizler bir buçuk yıldır çeşitli raporlar hazırlamamıza rağmen dünyanın çeşitli dillerinde hazırladığımız raporları Birleşmiş Milletler’e, Avrupa Parlamentosu’na, çeşitli ülkelerin Dışişleri Bakanlığı’na, Türkiye’deki yetkililere vermemize rağmen orada yaşananlara dair hepsi gözünü kulağını kapatmış durumda. Çünkü ortada bir rant var. Suriye’nin paylaşımı var ve oradan neler koparırız adına uluslararası güçler olaya müdahale etmiyor. Sadece kamuoyu baskısı arttığında müdahale ediyormuş gibi görünüm oluşsa da aslında bugünkü yaşadığımız örnekler halen şunu gösteriyor. Oradaki HTŞ terör örgütü unsurları, halklara terör estirmeye devam ediyor. Bugünden sonra kadın hareketinin ya da Alevi hareketinin uluslararası güçlere yapacağı bir baskı belki HTŞ hükümetinin geri adım atmasına da neden olacaktır.”
PİRHA/İSTANBUL
Yoruma kapalı.