Alevi Haber Ajansi

Ayten Kordu’dan Zini Gediği Katliamı için kanun teklifi!

PİRHA- DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu, 8 Ağustos 1938’de Erzincan’ın Zini Gediği bölgesinde yaklaşık 97 Kürt Alevi yurttaşın katledilmesiyle yüzleşilmesi, hakikatin ortaya çıkarılması ve toplumsal hafızanın korunması amacıyla TBMM Başkanlığına kanun teklifi sundu.

DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu, “Erzincan Zini Gediği Katliamı ile Yüzleşme, Hafıza ve Hakikatin Sağlanması Hakkında Kanun Teklifi”ni Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına sundu.

12 maddeden oluşan kanun teklifinde, Zini Gediği Katliamı’nın bütün yönleriyle araştırılması, devlet arşivlerinin açılması, toplu mezarların tespit edilmesi, yaşamını yitirenlerin kimliklendirilmesi ve bölgede kamusal bir hafıza alanı oluşturulması istendi.

“ETKİN VE BAĞIMSIZ BİR SORUŞTURMA YÜRÜTÜLMEDİ”

Kordu’nun sunduğu kanun teklifinin gerekçesinde, 8 Ağustos 1938’de Dersim Tertelesi sırasında yürütülen askerî operasyonların devamı olarak Erzincan’ın Kılıçkaya, eski adıyla Surbahan köyü ile çevresindeki yerleşimlerden yaklaşık 97 Kürt Alevi yurttaşın toplandığı belirtildi.

Herhangi bir yargı süreci işletilmeden Zini Gediği mevkiine götürülen yurttaşların topluca katledildiği ifade edilen gerekçede, tanık anlatımlarına göre yaşları 17 ile 80 arasında değişen kişilerin saatlerce aç ve susuz yürütüldüğü kaydedildi.

Yurttaşların daha sonra kurşuna dizildiği, ilk infazdan sağ kurtulanların ise taşlarla öldürüldüğü aktarıldı.

Kordu, olayla ilgili tanıklıklara ve ailelerin uzun yıllardır sürdürdüğü başvurulara rağmen etkin ve bağımsız bir soruşturma yürütülmediğini, mağdur yakınlarının adalet arayışının sonuçsuz bırakıldığını belirtti.

AİLELERİN NAAŞLARA ULAŞMASI ENGELLENDİ

Teklifin gerekçesinde, katliamın gerçekleştiği alanın uzun yıllar güvenlik gerekçesiyle yasaklı bölge ilan edildiği ve ailelerin yakınlarının naaşlarına ulaşmasının engellendiği ifade edildi.

Tanık anlatımlarına göre cenazelerin uzun süre açık alanda bırakıldığı, ailelerin insani ve inançsal yükümlülüklerini yerine getirmesine izin verilmediği ifade edildi.

Katliamdan sağ kurtulan ailelerin Türkiye’nin çeşitli batı illerine zorunlu iskâna tabi tutulduğu ve uzun yıllar memleketlerine dönmelerinin yasaklandığı belirtilerek, sürgünler nedeniyle ailelerin dağıldığı, kültürel kopuşların yaşandığı ve travmanın sonraki kuşaklara aktarıldığı vurgulandı.

KONU AİHM’E TAŞINDI

Kordu, 1950’li yıllardan itibaren katledilenlerin yakınları ve sonraki kuşakların kayıplarının akıbetinin açıklanması, toplu mezarların tespit edilmesi ve defin yerlerinin belirlenmesi amacıyla birçok kez idari ve yargısal mercilere başvurduğunu belirtti.

Başvuruların çeşitli idari ve hukuki gerekçelerle sonuçsuz bırakıldığını belirten Kordu, 2011 yılında yapılan başvuruların reddedilmesi üzerine konunun Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine taşındığını aktardı.

HAFIZA MEKÂNLARI TAHRİP EDİLDİ

Kanun teklifinin gerekçesinde, mağdur ailelerin katliamın hafızasını yaşatmak amacıyla kendi imkânlarıyla iki ayrı anma ve hafıza mekânı oluşturduğu belirtildi.

Bu mekânlardan ilkinin, Kılıçkaya köyünde yöre taşları kullanılarak inşa edilen anıt olduğu, ancak anıtın kimliği belirsiz kişi ya da kişilerce tahrip edildiği ifade edildi.

Saldırının sorumlularının bulunmadığına dikkat çekilen gerekçede, ikinci hafıza mekânının ise katliamın gerçekleştiği Zini Gediği yakınında oluşturulan ve “Ateş Çemberi” olarak adlandırılan alan olduğu belirtildi.

Ateş Çemberi’nin de bulunduğu yerden aşağıya yuvarlanarak tahrip edildiği, mağdur ailelerin anıtın belirledikleri alana taşınarak yeniden eski işlevine kavuşturulması yönündeki taleplerinin karşılanmadığı kaydedildi.

Kordu, hafıza mekânlarına yönelik saldırıların faillerinin tespit edilmemesinin ve anıtların korunması için gerekli adımların atılmamasının, mağdur ailelerin yas tutma, anma ve toplumsal hafızayı yaşatma haklarının güvence altına alınamadığını gösterdiğini belirtti.

HAKİKAT VE ARAŞTIRMA KOMİSYONU KURULMASI İSTENDİ

Ayten Kordu’nun sunduğu kanun teklifinde, düzenlemenin yürürlüğe girmesinden itibaren üç ay içerisinde TBMM bünyesinde “Zini Gediği Hakikat ve Araştırma Komisyonu” kurulması öngörüldü.

Komisyonun insan hakları alanında çalışan uzmanlar, tarihçiler, hukukçular, adli tıp uzmanları ve mağdur ailelerin temsilcilerinden oluşması istendi.

Komisyonun katliamı bütün yönleriyle araştırması, devlet arşivleri ile diğer resmî kayıtları incelemesi, tanıklıkları ve bilimsel verileri toplaması, toplu mezarların yerlerini belirlemesi ve TBMM’ye nihai bir rapor sunması öngörüldü.

DEVLET ARŞİVLERİ AÇILSIN TALEBİ

Teklifte, Zini Gediği Katliamı’na ilişkin Millî Savunma Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı, Cumhurbaşkanlığı Devlet Arşivleri Başkanlığı, Genelkurmay Başkanlığı ve diğer kamu kurumlarında bulunan bilgi ve belgelerin araştırmaya açılması talep edildi.

Kişisel verilerin korunmasına ilişkin hükümler saklı tutulurken, hiçbir kurumun kanunun amacı kapsamındaki bilgi ve belge paylaşımını keyfî biçimde engelleyememesi istendi.

TOPLU MEZARLAR ARAŞTIRILACAK

Kanun teklifine göre katliam alanında bilimsel yöntemlerle arkeolojik ve adli incelemeler yapılacak.

Kimlikleri belirlenen kişilerin naaşlarının, ailelerin talebi doğrultusunda Alevi inancına uygun biçimde defnedilmesi öngörüldü.

Kimliği tespit edilemeyen kişilere ilişkin bilgilerin ise kurulması planlanan hafıza merkezinde kayıt altına alınması istendi.

HAFIZA ANITI VE MERKEZİ KURULMASI ÖNERİLDİ

Teklifte, katliamın gerçekleştiği Zini Gediği mevkiinde Kültür ve Turizm Bakanlığı koordinasyonunda, mağdur ailelerin görüşü alınarak “Erzincan Zini Gediği Katliamı ile Yüzleşme ve Hafıza Anıtı” inşa edilmesi öngörüldü.

Anıtın bulunduğu alanın “Hafıza ve Anma Alanı” olarak tescil edilmesi ve koruma altına alınması istendi.

Anıt bünyesinde kurulacak hafıza merkezinde katliama ilişkin belge ve tanıklıkların, dijital arşivin, sözlü tarih çalışmalarının, akademik araştırmaların ve sürekli sergilerin kamuoyunun erişimine açılması talep edildi.

8 AĞUSTOS “ANMA GÜNÜ” OLARAK KABUL EDİLSİN

Kordu’nun kanun teklifinde, her yıl 8 Ağustos’un “Zini Gediği Katliamını Anma Günü” olarak kabul edilmesi önerildi.

Kamu kurumları ve yerel yönetimlerin anma programları ile eğitim ve farkındalık faaliyetleri düzenlemesi öngörüldü.

Teklifte ayrıca, daha önce yapılıp tahrip edilen anıt ve hafıza yapılarının aslına uygun biçimde yeniden inşa edilmesi ve Ateş Çemberi’nin mağdur ailelerin belirlediği alana taşınarak yeniden kurulması talep edildi.

Kanun kapsamında yürütülecek araştırma, hafıza ve anma çalışmalarında mağdur ailelerin yanı sıra ailelerin oluşturduğu dernek, vakıf ve platformların görüşlerinin alınması da teklifin maddeleri arasında yer aldı.

“GEÇMİŞLE YÜZLEŞMEK TOPLUMSAL BARIŞIN GEREĞİDİR”

Kanun teklifinin gerekçesinde, Zini Gediği Katliamı’nın hakikatin ortaya çıkarılması ve toplumsal hafızanın korunması bakımından güncelliğini koruyan bir yüzleşme meselesi olduğu belirtildi.

Geçmişte yaşanan ağır insan hakları ihlalleriyle yüzleşmenin, mağdurların anısını yaşatmanın ve benzer ihlallerin tekrarını engelleyecek demokratik hafıza mekanizmaları oluşturmanın hukuk devleti ve toplumsal barışın gereği olduğu ifade edildi.

Teklifin; ağır insan hakları ihlallerinin inkâr edilmesini önlemek, toplumsal hafızayı güçlendirmek, mağdurların onurunu iade etmek ve hukuk devleti ilkelerini pekiştirmek amacıyla hazırlandığı kaydedildi.

HABER MERKEZİ

Bunları da beğenebilirsin

Yoruma kapalı.