PİRHA- Ağrı’da bir kadın hastalıkları ve doğum uzmanının sosyal medya hesabından “kadın sünneti” uygulamasına ilişkin paylaşımı sağlık ve kadın örgütlerinin tepkisini çekti. Türk Tabipleri Birliği (TTB), Eşitlik İçin Kadın Platformu (EŞİK) ve İnsan Hakları Derneği (İHD) uygulamanın bilimsel dayanağı bulunmadığını ve ağır bir insan hakları ihlali olduğunu vurgularken, DEM Parti Ağrı Milletvekili Dr. Heval Bozdağ da konuyu Meclis gündemine taşıdı.
Ağrı’da özel bir klinikte görev yapan kadın hastalıkları ve doğum uzmanının sosyal medya hesabında “kadın sünneti” adı altında işlem yaptığına ilişkin paylaşımı kamuoyunda geniş tepki topladı. Paylaşımın ardından sağlık meslek örgütleri, kadın platformları ve insan hakları savunucuları peş peşe açıklamalar yaparak uygulamanın tıp etiğiyle bağdaşmadığını ve kadınların beden bütünlüğüne yönelik ağır bir hak ihlali olduğunu belirtti.
TTB: HEKİMLİK MESLEĞİYLE BAĞDAŞMAZ
Türk Tabipleri Birliği (TTB), söz konusu paylaşımın ardından yazılı bir açıklama yayımlayarak ilgili tabip odası tarafından hekim hakkında disiplin soruşturması başlatıldığını duyurdu.
Açıklamada, kadın genital mutilasyonunun hiçbir bilimsel ve tıbbi dayanağı bulunmadığı belirtilerek, kadınların ve kız çocuklarının beden bütünlüğünü ihlal eden bu tür uygulamaların hekimlik mesleğiyle bağdaşmadığı vurgulandı. TTB, tıp etiği, bilimsel ilkeler ve insan hakları doğrultusunda sürecin takipçisi olacağını açıkladı.
EŞİK: BU BİR ESTETİK İŞLEM DEĞİL, SUÇTUR
Eşitlik İçin Kadın Platformu (EŞİK) da yaptığı açıklamada, “kadın sünneti” adıyla tanıtılan uygulamanın kadın cinsel organının sakatlanması olduğunu belirterek bunun estetik ya da dini gerekçelerle meşrulaştırılamayacağını ifade etti.
Platform, Türkiye’nin taraf olduğu CEDAW ile İstanbul Sözleşmesi’nin 38. maddesini hatırlatarak devletin bu tür uygulamaları önleme yükümlülüğü bulunduğunu kaydetti. Açıklamada ayrıca Türk Ceza Kanunu kapsamında bu tür müdahalelerin ağır yaralama suçu oluşturduğu vurgulandı.
EŞİK, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı ve Adalet Bakanlığı’nı sorumlular hakkında hukuki süreç başlatmaya çağırırken, kadın cinsel organının sakatlanmasına ilişkin kamuoyunda farkındalık oluşturacak ulusal bir kampanya yürütülmesini istedi. Platform, TTB ile Halk Sağlığı Uzmanları Derneği’nin (HASUDER) başlattığı disiplin süreçlerinin de takipçisi olacaklarını açıkladı.
İHD: İDARİ VE ADLİ SORUŞTURMA BAŞLATILMALI
İnsan Hakları Derneği (İHD) Kadın Komisyonu da yaptığı açıklamada kadın sünnetinin kadınların ve kız çocuklarının beden bütünlüğüne yönelik ağır bir müdahale olduğunu belirtti.
Açıklamada, Dünya Sağlık Örgütü başta olmak üzere uluslararası insan hakları mekanizmalarının kadın sünnetini hiçbir tıbbi gerekliliği bulunmayan bir uygulama ve insan hakları ihlali olarak tanımladığı hatırlatıldı.
İHD, Ağrı’da bir hekimin bu uygulamayı reklam konusu yapabilmesinin kaygı verici olduğunu belirterek Sağlık Bakanlığı ile Adalet Bakanlığı’nı iddiaları araştırmaya çağırdı. Dernek, iddiaların doğrulanması halinde ilgili hekim hakkında idari ve adli soruşturmanın gecikmeksizin başlatılması gerektiğini ifade etti.
BOZDAĞ KONUYU MECLİS’E TAŞIDI
DEM Parti Ağrı Milletvekili Dr. Heval Bozdağ ise Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu’nun yanıtlaması istemiyle TBMM Başkanlığı’na yazılı soru önergesi verdi.
Bozdağ, tıbbi zorunluluk taşımayan ve kadın bedeninde kalıcı zararlara yol açabilen bu müdahalenin sağlık hizmeti olarak sunulmasının kabul edilemez olduğunu belirterek, uygulamanın tıp etiğine, insan haklarına ve hukuka aykırı olduğunu ifade etti.
Bozdağ önergesinde, paylaşımı yapan hekim hakkında idari soruşturma açılıp açılmadığı, Türkiye genelinde benzer uygulamalara ilişkin kaç ihbar bulunduğu, Bakanlığın denetim mekanizmasının nasıl işlediği ve kadın sünnetinin hiçbir koşulda tıbbi müdahale sayılamayacağına ilişkin bir genelge hazırlanıp hazırlanmayacağını sordu.
DSÖ: HİÇBİR SAĞLIK YARARI BULUNMUYOR
Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), kadın genital mutilasyonunu kadınların dış genital organlarının tıbbi gereklilik olmaksızın kısmen ya da tamamen çıkarılması veya bu organlara zarar verilmesi olarak tanımlıyor.
DSÖ’ye göre uygulamanın hiçbir sağlık yararı bulunmuyor; aksine kanama, enfeksiyon, kronik ağrı, doğum komplikasyonları ve ağır psikolojik travmalar gibi kalıcı sonuçlara yol açabiliyor. Kurum, dünya genelinde 230 milyondan fazla kadın ve kız çocuğunun bu uygulamaya maruz kaldığını belirterek tüm devletleri kadın genital mutilasyonunu önlemeye yönelik etkili politikalar geliştirmeye çağırıyor.
HABER MERKEZİ
Yoruma kapalı.