PİRHA- Zeynel Abidin Ocağı’ndan Erdoğan Temiz, köylerden kentlere göçle birlikte Alevi inanç pratiğinde yaşanan değişimlere dikkat çekti. Dernek ve cemevlerinin kurulmasıyla birlikte Alevi olmayıp Alevi gibi davranarak Aleviliğin içini boşaltanların olduğunu belirten Temiz, “Bazı vakıflar ‘dede yetiştireceğim’ diyerek hiç dede olmayan insanları ya da sıradan insanları getirdiler. Ellerine bir dosya verip gönderdiler. O dosyaları alan kişiler dede de değiller. Alevilikle ilgisi olmayan eklemeler de yaparak ne yazık ki Aleviliği kendi özünden, anlayışından dışarı doğru farklı ortamlara çekmeye başladılar” dedi.
Köylerden kentlere göçle birlikte inançsal alanda oluşan boşlukları, cemevlerinin kurulmasını ve talip-pir ilişkisini Zeynel Abidin Ocağı’ndan Erdoğan Temiz ile konuştuk.
“KÖYLERDE TALİP VE DEDE BİRBİRİNİ DENETLERDİ”
Zeynel Abidin Ocağı’ndan Erdoğan Temiz, köylerde dedelerin ve taliplerin birbirini denetleme olanağı bulduğunu belirterek, “Yol hepimizden üstündür” desturuyla bir yaklaşımın olduğunun altını çizdi.
Temiz, “Dedeler köyleri, kentleri yine o dönemdeki gidilecek yerlerde hizmetlerde bulundular. Fakat orada birbirini tanıdığı için eksiği olanı, yanlışı olanı düzeltip, toparlıyorlardı. Hatta dede ceme başlamadan önce köylerde, evlerde oturur, sohbet eder ve oradaki insanlarla birlikte yolun güzelliğini, birlikte yaşamanın önemini, insanlığı, paylaşımı, dostluğu, kardeşliği yani dünyada yaşarken birlikte nasıl yaşanır, barış içinde nasıl yaşanır ve doğayla bütün olarak nasıl yaşanır, bunu konu olarak işliyorduk köylerde. Çocuklar da gelip katılır, onlar da bu yolun güzelliğini içinde hissederek, uyumsayarak öğrenirlerdi” diye konuştu.
Köylerde o dönemde insanın hayvana, mala ve insanın gönlünü kırmaktan korktuğunu söyleyen Temiz, bütün bu davranışların yola bir engel olduğunun altını çizdi.
Temiz, “Dede gelince sorgular. Ne var ne yok? Eksiğiniz var mı? Küskün, barışık durum nasıl diye sorgular. O sorgulama sonucu eksiği olanları ayrıca çağırır, konuşur. O eksikliğini tamamlar, öyle kabul ederdi” dedi. Temiz, devamla “Alevi ocakları insanların piştiği, eğitim gördüğü yerlerdir” diye belirtti.
“KENTLERDE UZUN SÜRE CEM YAPAMADIK”
İnsanların ekonomik koşullar ve eğitim için kentlere göç ettiklerini belirten Temiz, İstanbul’a göç ettiğinde köyde öğrendikleri o öğretiyi paylaşma ortamı bulmakta zorlandıklarını söyledi.
O dönemlerde kentlerde büyük ev bulmakta zorlandıklarını belirten Temiz, birkaç kez evlerde cem yapabildiklerini ancak büyükşehirlerde insanları bir araya getirmenin de zor olduğuna vurgu yaparak şunları belirtti:
“Biz uzun süre cemleri yapamadık, cemevlerine gidemedik. Cemevleri yoktu. Büyük ev bulamıyorduk. İnsanları bir araya getirip de orada cem yapmak, bir bakıma da çekiniyorduk; ne olur ne olmaz, bir baskın, bir şey olur diye. Oysa ki biz inançsal olarak bir güzellik sunuyoruz topluma, insanlığa. Bizim yaşta olanlar, biraz daha yaşlı olanlar ya da köyde yaşamış olanlar bu özellikleri içinde yaşatarak getirdiler büyük kentlere. Büyük kentlere gelince de bir ölçüde o inancı yaşatmak için uğraştılar.”
“DOSYA DEDELERİ YOLU FARKLI ORTAMLARA ÇEKTİLER”
Dernek ve cemevlerinin kurulmasıyla birlikte Alevi olmayıp Alevi gibi davranarak Aleviliğin içini boşaltanların olduğunu belirten Erdoğan Temiz, şöyle konuştu:
“Bazı vakıflar ‘dede yetiştireceğim’ diyerek hiç dede olmayan insanları ya da sıradan insanları getirdiler, belli bir dönem eğitim verdiler. Ellerine bir dosya verip gönderdiler. Oysa cem dosyadan okunarak, telefondan okunarak yapılmaz. Cem doğaçlamadır, cem bir güzelliktir. Ruhun diliyle onun karşısındakini de paylaşabilmektir. Okuyup geçmek değildir yani. O zaman onun ruhunu yok ediyorsun, inancını, güzelliğini yok ediyorsun. Bu doğru değil. O dosyaları alan kişiler dede de değiller, gittiler değişik yörelere. Alevilikle ilgisi olmayan eklemeler de yaparak ne yazık ki Aleviliği kendi özünden, anlayışından dışarı doğru farklı ortamlara çekmeye başladılar.”
Hacı Bektaş Veli’nin, “Kadın erkek ayrımı yok bizim. Anlayışımızda eksiklik, noksanlık varsa o senin görüşündedir” sözünü hatırlatan Temiz, “O zaman insanın kendini eğitmesi gerekiyor. Eğitimdir yola götürecek olan. Dede olmak kolay değildir. Biz taşırız. Yani her önüne gelen ‘Ben dedeyim’ derse bu yolun, Aleviliğin özü kalmaz. Aleviliği Alevilik yapan belli özellikleri vardır. Yola yoluyla gitmek, dosdoğru gitmek, yanlışlık yapmamak” diye konuştu.
Temiz, kentlerde yaşanan diğer bir tehlikenin ise cemevlerine ve cemlere gelmeden, bu alanlara ilişkin yazılan yazılar olduğunu vurguladı.
“YOLUN ÖZÜ BARIŞIK YAŞAMAYI SAĞLAMAK”
Bütün inançların önemli ve değerli olduğunu belirten Temiz, herkesin bir başkasının inancına saygı göstermesi çağrısı yaptı.
Kentlerde yaşayan Alevilerin cemevlerine gelip cemlere katılmasının önemine vurgu yapan Temiz, “Yolumuzun özü barışık yaşamayı sağlamaktır. Onun için büyük kentlerde yaşayan canlarımızın da cemlere gitmesini, cemevlerine gitmesini ve köylerinde nasılsa eğer biz de bir yanlışlık yapıyorsak bizleri uyarmasını bekliyoruz. Çünkü yolumuz her şeyden üstündür, hepimizden üstündür. Bu inanç yüzyıllardır atalarımızın, dedelerimizin, ozanlarımızın dizelerinde her çiçekten bir bal gibi süzülerek geldi bugüne. Ben diyorum bu inancı gelecek kuşaklara yaşatalım”
Semra ACAR/DİDİM
Yoruma kapalı.