Alevi Haber Ajansi

ABF Başkanı Aslan: Aleviler barış sürecinin öznesidir- VİDEO

PİRHA- Alevi Bektaşi Federasyonu Başkanı Mustafa Aslan, barış sürecinde Alevilerin kendi kimliği, dili, inancı ve özgünlüğüyle yer alması gerektiğini belirterek, “Aleviler bu sürecin öznesidir” dedi. Alevilerin sürece karşıymış gibi gösterilmeye çalışıldığına dikkat çeken Aslan, geçmişin acıları üzerinden toplumu ayrıştıran değil, eşit yurttaşlık ve birlikte yaşamı savunan bir dil kurulması gerektiğini söyledi.

Barış süreci tartışılırken Alevilerin nerede durduğu kadar, nasıl tarif edildiği de tartışmanın önemli başlıklarından biri haline geliyor. Alevi Bektaşi Federasyonu Başkanı Mustafa Aslan, Alevilerin sürecin dışında tutulamayacağını, ancak Aleviler adına bir çerçeve de çizilemeyeceğini belirterek, Alevilerin kendi dili, rengi, kimliği ve özgünlüğüyle sürecin öznesi olması gerektiğini söyledi.

12 Eylül’de İstanbul’da düzenlenen etkinlikle kamuoyuna duyurulan “Demokratik Cumhuriyet ve Barış İçin 1001 İmza” kampanyasına imza atan Aslan, Alevilerin barış ve demokratikleşme tartışmalarının dışında tutulamayacağını belirtti. Aslan, Alevilerin geçmişte yaşadığı katliam ve travmaların yarattığı hassasiyetlerin dikkate alınması gerektiğini söylerken, bu hafızanın toplumu birbirinden uzaklaştıran ve ayrıştıran bir dile dönüştürülmemesi gerektiğini vurguladı.

“DEMOKRATİKLEŞMEYLE BULUŞURSA TOPLUMSALLAŞIR”

İstanbul’da düzenlenen etkinlikte duyurulan “Demokratik Cumhuriyet ve Barış İçin 1001 İmza” kampanyasına kadın, akademisyen, sanatçı, işçi ve gençlerin de aralarında bulunduğu farklı kesimlerden 1001 kişi imza attı.

İmza metninde, Türkiye’de devam eden çözüm süreci bağlamında ilk etapta silahsızlanmanın ve şiddetin her türlüsünün ülkenin ve toplumun gündeminden tamamen çıkarılmasının desteklendiği belirtildi. Metinde ayrıca eşit yurttaşlık talebinin anayasal güvenceye alınması, anadilinde eğitim hakkının tanınması ve tarihsel haksızlıkların giderilmesine yönelik çabalar desteklendi.

Türkiye Cumhuriyeti’nin özgür, demokratik ve hukuk devleti eksenine oturtulma çabalarının da desteklendiği metinde, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarının eksiksiz uygulanması talep edildi.

1001 imzacıdan biri olan Aslan, Türkiye’nin en köklü sorunlarından birinin Alevi ve Kürt sorunu olduğunu belirterek, her iki toplumsal kesimin de kimlikleri ve dilleri nedeniyle inkar ve baskıyla karşı karşıya kaldığını söyledi.

Bu iki kesimin yıllardır Türkiye’nin demokratikleşmesi ve hak talepleri için mücadele verdiğini ifade eden Aslan, Alevilerin eşit yurttaşlık mücadelesi çerçevesinde Türkiye’nin toplumsal bir barışa kavuşması ve demokratikleşmesi için atılan her adımın değerli olduğunu belirtti.

Alevi inancında tüm canlıların yaşam hakkının kutsal olduğunu ifade eden Aslan, çatışmasızlığın dahi Aleviler açısından önemli olduğunu söyledi ve şöyle devam etti.

“Bu sürecin nereye evrileceğine, nasıl olacağına bakmaksızın, bizim için en azından bu sürecin çatışmasız bir hal alması, silahların yeniden ateşlenmediği, insanların yaşamını kaybetmediği, kanın ve acının olmadığı bir süreç dahi Aleviler açısından değerlidir.”

“TOPLUMUN BİRLİKTE YAŞAMINI SAVUNAN BİR DİL KULLANMALIYIZ”

Alevilerin sürecin başından beri Türkiye’de herkesin eşit yurttaşlık temelinde eşit haklara sahip olması için ülkenin demokratikleşmesi gerektiğini savunduğunu belirten Aslan, “Yavuz Sultan Selim – İdris-i Bitlisi ittifakı” söylemi üzerinden yürütülen tartışmalara ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Aslan, Alevilerin geçmişte yaşadığı acıların ve travmaların yarattığı hassasiyetlerin doğal olduğunu belirterek şöyle konuştu:

“Başlatılan süreç demokratikleşmeyle bir buluşma gerçekleştirirse ancak toplumsallaşır. Bu ülkede Alevilerin geçmişte bu topraklarda yaşadığı acılar ve yaşadığı travmalar üzerinden hassasiyet göstermesi kadar doğal bir şey yok. Elbette ki Aleviler, geçmişte bu topraklarda bahsi geçen ‘Yavuz-İdris Bitlisi’ gibi süreçler, Koçgiri, Dersim, Maraş, Çorum, Sivas gibi katliamlar ve soykırımların yaşandığı süreçler gündeme geldiğinde, kendi hafızalarını, hafızalarında yaratılan o travmalarla ilgili hassasiyetlerini dile getirecekler. Bunda zor bir şey yok.

Bütün bu tartışmalar yapılırken, her Alevi birey barışa dair okumalarını, barış sürecine dair itirazlarını ya da hassasiyetlerini dile getirirken şuna dikkat etmemiz lazım: Biz bu topraklarda yaşayan hiçbir halkı, hiçbir inanç topluluğunu ayrıştırmadan, ötekileştirmeden, toplumun birlikte yaşamını savunan bir dil kullanmaya ihtiyacımız var.

Hele hele bu topraklarda artık Türklerin, Kürtlerin, Romanların ya da yaşayan tüm halkların ve inançların bu kadar iç içe girdiği, yani evliliklerin yaşandığı, akrabalık ilişkilerinin kurulduğu, aynı apartmanda, aynı mahallede, aynı iş yerinde birlikte iş yaptığı bir süreçte; toplumu ayrıştırıp toplumun farklılıklarını ön plana çıkartarak, geçmişte yaşanan acıları, acılar üzerinden güzellemeler yaparak siyasi menfaatleri için kullananlara karşı bizim toplumun haklarını savunan, toplumun demokratikleşmesini ve birlikte yaşamını savunan bir cepheden bakmamız lazım. Aleviler bu süreci tabii ki tartışacaklar. Bu sürecin demokratikleşmeyle taçlanması, eşit yurttaşlık temelinde Türkiye’de yaşayan her bireyin eşit olması konusunda bir mücadele verecekler ve bu mücadele çok değerli.”

“ALEVİLER SÜRECE KARŞIYMIŞ GİBİ ALGI OLUŞTURULUYOR”

Türkiye’de demokratikleşme talebi olan toplumsal kesimler gündeme geldiğinde toplumun hassas noktalarına dokunan söylemlerin ortaya çıktığını belirten Aslan, Alevilerin sürece karşıymış gibi gösterilmeye çalışıldığına dikkat çekti.

Aslan, “Çünkü biz biliyoruz ki yıllardır bu toplumun ayrışması üzerinden, bu toplumun farklılıklarının birer zenginlik olduğunu görmeden o tek şeyin inkârcı anlayışı yüzyıllardır bu topraklarda bunlardan nemalandı. Biz tam tersi, birlikte yaşamayı savunmaya ihtiyacımız var” dedi.

Alevilerin sürece dair fikirlerini dile getirirken kullandıkları kimliklerin, Alevilerin yaklaşık kırk yıllık örgütlü mücadelesiyle elde edilmiş bir kazanım olduğunu vurgulayan Aslan, farklı görüşlerin dile getirilmesinin doğal olduğunu belirtti.

“Biz birbirimizin düşmanı değiliz, farklı düşünebiliriz. Elbette ki her Alevi birey aynı düşünemez. Eleştirilerimiz olabilir, birbirimize karşı eksiklerimizi dile getirebiliyoruz. Eleştiri hakkımız elbette ki saklı. Ama bunu yaparken de başkalarına kendi toplumsal mücadelemizi itibarsızlaştırmadan bir dil dile ihtiyaç var.”

“ALEVİ KURUMLARI HİÇBİR SİYASİ YAPININ TALİMATIYLA ÇALIŞMIYOR”

53 aydının yayımladığı bildirgeye ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Aslan, bildirgede dile getirilen tarihsel hassasiyetlerin anlaşılabilir olduğunu söyledi. Ancak Alevi kurumlarının ve örgütlü yapının kullandığı dile de dikkat edilmesi gerektiğini vurguladı.

Aslan, şöyle konuştu:

“Elbette ki kendilerince hassasiyetlerini dile getirmişler. Haklı payları var. Çünkü ‘Yavuz Sultan Selim – İdris-i Bitlisi ittifakı’ bu topraklarda geçmişte yaşatılan travmalar üzerinden bir barışın inşa edilemeyeceği hassasiyetini dile getirmişler. Ama onu yaparken de kendi toplumsal mücadelemizi veren kurumlar, örgüt yapılarımıza karşı kullanılan dile biraz daha dikkatli davranmak gerekiyor. Alevi kurumları hiçbir siyasi partinin, hiçbir siyasi yapının, hiçbir grubun ya da grupların emriyle, onların talimatıyla bir mücadele vermiyor. Alevi örgütleri kırk yıla yakındır Türkiye’de bütün baskılara, bütün eksiklere rağmen bir demokratik mücadele veriyor. Bu demokratik mücadelenin değerini, kıymetini bilmek lazım.”

“ALEVİLER BARIŞ SÜRECİNİN ÖZNESİDİR”

Alevilerin barış sürecinde kendi kimliği ve özgünlüğüyle yer alması gerektiğini vurgulayan Aslan, hiçbir toplumsal kesimin bir başkası tarafından tarif edilerek sürecin öznesi haline getirilemeyeceğini söyledi.

Aslan, şu ifadeleri kullandı

“Örneğin Öcalan’ın “Aleviler bu sürecin öznesidir” cümlesini kullanırken, Alevileri tarif etmeden, tanımlamadan, Alevilere bir çerçeve çizmeden bu sürecin öznesi olarak kabul etmek lazım. Sadece Aleviler değil, bu topraklarda yaşayan her bireyin, bu sürecin toplumsallaşması açısından özne olmaya ihtiyacı var. Bunu yaparken de şunu söylemek zorundayız: Aleviler kendi diliyle, kendi rengiyle, kendi kimliğiyle, kendi özgünlüğüyle bu sürecin öznesidir. Kadınlar, gençler, ekoloji mücadelesi verenler, bu ülkenin Kürtleri, Türkleri, inananı, inanmayanı, her kesimi bu sürecin öznesidir.

Bu sürecin toplumsallaşmaya ihtiyacı var ama hiç kimseyi tarif ederek, tanımlayarak, bir çerçeve çizerek sürecin öznesi haline getirmemek lazım. Buna da dikkat etmek lazım. Bu dilin, birlikte yaşamın önünde bugüne kadar yaşatılan engellerin aşılması açısından daha dikkatli ve hassas olması lazım.

Evet, bu topraklarda geçmişte hepimiz acılar yaşadık, inkar edildik, yok sayıldık. Hepimizin ortak mücadelesi eşit yurttaşlık mücadelesidir. Yaşadığımız ülkenin demokrasiyle taçlanması, bu demokratikleşmenin toplumsallaşabilmesi için de önce devletin bizimle, sonra bizim birbirimizle barışmamız lazım. Bu barışın geçmişte hafızalarımızda olumsuz yer bırakanların üzerine değil, gelecekte aynı olumsuzlukların yaşanmaması adına birbirimizle yüzleşme üzerine kurulması gerekiyor. Aleviler bu sürecin öznesidir ama kendi diliyle, kendi rengiyle, kendi kimliğiyle elbette ki barışın, demokrasinin, laikliğin ve eşitliğin yanında olacaktır. Olmaya da devam edecektir”

“KALICI BARIŞIN İNŞASI İÇİN ATILAN HER ADIM DEĞERLİ”

“Demokratik Cumhuriyet ve Barış İçin 1001 İmza” kampanyasının imzacılarından olan Aslan, barış sürecine katkı sunan tüm kampanyalarda yer alacaklarını söyledi.

Aslan, Alevilerin geçmişten bugüne kimliklerinin inkarı ve çeşitli ayrımcılıklarla karşı karşıya kaldığını belirterek şöyle konuştu:

“Çünkü biz kimliği yok sayılan, inkar edilen, her türlü zulmü görmüş ve halen görmeye devam eden bir inanç topluluğuyuz. Bugün çocuklarımız halen okullarda devlet görüyor. Kamudaki tüm ayrımcılık ortada, her türlü asimilasyon politikaları devam ediyor. Bütün bunlara maruz kalmış bir inanç topluluğu olarak biz demokratikleşme sürecine ya da barışın inşa edilmesi sürecinin yanında olmaktan elbette ki gurur duyacağız. Elbette ki bu toprakların demokratikleşmesi ve bu topraklarda kalıcı barışın yerleşmesi için atılan her adımı değerli buluruz ve yanında oluruz.”

 Semra ACAR/İZMİR
Bunları da beğenebilirsin

Yoruma kapalı.