PİRHA- Akbelen Ormanı çevresindeki 200 parseli kapsayan acele kamulaştırma davası Danıştayda görülüyor. Köylüler, “Kamu yararı biziz” diyerek zeytinliklerini ve yaşam alanlarını savunmaktan vazgeçmeyeceklerini belirtti.
Muğla’nın Milas ilçesinde, Akbelen Ormanı çevresindeki 200 parseli kapsayan acele kamulaştırma kararının iptali istemiyle açılan dava Danıştay 6. Dairesinde görülüyor.
Duruşma öncesinde Danıştay önünde toplanan, maden ve enerji projelerinden etkilenen köylüler basın açıklaması yaptı.
“BU İŞTEN ASLA VAZGEÇMEYECEĞİZ”
Açıklamada konuşan İkizköy Muhtarı Nejla Işık, davanın yalnızca Akbelen için değil, Türkiye’nin dört bir yanında yaşam alanlarını savunan köylüler açısından da önemli olduğunu vurguladı.
Topraklarının dinamitlerle parçalandığını belirten Işık, “Bizler zeytinimiz, toprağımız, geçmişimiz ve geleceğimiz için bugün buradayız. Ne ölümüze ne dirimize huzur var bu dünyada. Ancak biz bu işten asla vazgeçmeyeceğiz” dedi.
BAKANLIK AVUKATI: HEPİMİZİN AİLESİNDE KANSER YOK MU?
Saat 09.30’da başlayan duruşmada savunma yapan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı avukatı, kamulaştırma kapsamındaki zeytin ağaçlarının Türkiye’deki toplam zeytin ağacı varlığına oranının düşük olduğunu ileri sürdü.
Muğla ve Milas’ta 20 milyon zeytin ağacı bulunduğunu söyleyen avukat, söz konusu oranın on binde sekiz olduğunu savundu. Türkiye genelindeki 204 milyon zeytin ağacı dikkate alındığında ise oranın yüz binde sekiz civarında kaldığını belirtti.
Kanser vakalarının yalnızca termik santral ve madencilik faaliyetleriyle ilişkilendirilemeyeceğini savunan avukat, anne ve babasının yakınında taş ocağı bulunmayan bir köyde yaşamalarına rağmen kanserden hayatlarını kaybettiğini söyledi. Avukat, “Bu nereden çıkıyor, termik santralin ölüme yol açtığı? Hepimiz ölmeyecek miyiz? Hepimizin ailesinde kanser yok mu?” dedi.
MAPEG GENEL MÜDÜRÜ: ZEYTİN KANUNU ÖNÜMÜZÜ TIKIYOR
Duruşmada konuşan Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü (MAPEG) Genel Müdürü Arslan Narin, madenlerin insan yaşamı açısından hava ve su kadar önemli olduğunu savundu.
Narin, zeytinliklerin üç kilometre yakınında madencilik faaliyetine izin vermeyen düzenlemeyi eleştirerek Zeytin Kanunu’nun çalışmalarının önünü tıkadığını söyledi.
Şirket avukatı ise santral kaynaklı ölüm iddiaları, çevresel zararlar ve emisyon değerlerinin görülen davanın konusu olmadığını ileri sürdü. Bu konularla ilgili daha önce açılan davaların kesinleşmiş yargı kararlarıyla sonuçlandığını savundu.
“OLUMLU BİR KARAR BEKLİYORUZ”
Duruşmanın ardından açıklama yapan Akbelen avukatlarından Ali Arif Cangı, 7554 sayılı Kanun’un Anayasa Mahkemesinin gündeminde olduğunu hatırlattı.
“İş işten geçmiş değil” diyen Cangı, “Bir taraftan bu davayı kazanacağımıza inanıyoruz, diğer taraftan Anayasa Mahkemesinden olumlu bir karar çıkmasını bekliyoruz” ifadelerini kullandı.
Kanun hazırlanırken Zeytin Kanunu’nun 20’nci maddesinin tamamen değiştirilmesinin gündeme geldiğini belirten Cangı, “Onu değiştirmek istemişler ancak buna cesaret edememişler. Bu şekilde Milas ve Yatağan’ı kurban eden geçici bir madde eklemişler” dedi.
“KAMU YARARI BİZİZ”
Akbelen köylülerinden Esra Işık da mücadelenin yalnızca Akbelen ve Milas’la sınırlı olmadığını söyledi. Ülkenin farklı bölgelerinde şirketlerin faaliyetlerinden etkilenen köylülerin bir araya geldiğini belirten Işık, şunları kaydetti:
“Kamu yararı bu memlekette üç beş patron ve onların bir avuç daha fazla para kazanmak için yaptığı faaliyetler değildir. Kamu yararı biziz. Kamu yararı Perşembe Yaylası’dır, Akbelen’dir; bu halktır, bu memlekettir.”
Köylüler, açıklamanın ardından MAPEG binası önüne giderek burada da basın açıklaması yaptı.
HABER MERKEZİ
Yoruma kapalı.