Alevi Haber Ajansi

‘Ümit Özdağ; Davutoğlu, Soylu, bu işin içinde’ dedi; yargı harekete geçmeli’-VİDEO

PİRHA- 10 Ekim Ankara Katliamı Davası Avukat Komisyonu ile KESK Yürütme Kurulu, Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ’ın katliamlara dair açıklamalarının ardından basın toplantısı yaptı. Toplantıda, “Bu açıklamalar demokratik bir ülkede olsa yer yerinden oynar, sorumlular gereğini yapmazsa Meclis ve yargı devreye girer, dava dosyası baştan ele alınır, sorumlular açığa çıkarılırdı” denildi.

10 Ekim Ankara Katliamı Davası Avukat Komisyonu, 103 yurttaşın yaşamını yitirdiği canlı bomba saldırısına ilişkin davada gelinen güncel aşama ve gelişmelere dair basın toplantısı yaptı.  Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) Genel Merkezinde yapılan basın toplantısına KESK Eş Genel Başkanları da katıldı.

Cumhuriyet tarihinin en büyük katliamı olan 10 Ekim Gar Katliamı davası geçen yedi yıl içinde hala aydınlatılmadı. Asıl sorumluların yargılanması yönünde talepler sürerken Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ’ın da katliamlara ilişkin yorumları tartışmaları büyüttü.

“KİM NE BİLİYORSA KAMUOYU İLE PAYLAŞMALI”

KESK Eş Genel Başkanı Şükran Kablan Yeşil, gelişmeler üzerine yaptığı açıklamada “7 Haziran – 1 Kasım 2015 arasında yaşanan katliamlar aydınlatılmadan 10 Ekim katliamının gerçek failleri açığa çıkmayacaktır” ifadelerini kullandı.

Şükran Kablan Yeşil, politikacılar tarafından günümüzde 10 Ekim Katliamının yeniden tartışılmasına işaret ederek şu açıklamayı yaptı:

“Yeni bir seçim sathına girmeyle bağlantılı olarak bugünlerde 10 Ekim katliamının yeniden tartışılıyor olması bile gerçek sorumluların açığa çıkarılması için yeterli bir gerekçedir. AKP’nin kaybedeceğini anladığı iktidarını karanlık ve kirli bir takım girişimlerle yeniden elde etmeye çalışacağına dair kimi iddia, kaygı ya da bilgilerin parça parça ve yetersiz de olsa yine bir seçim öncesinde ortaya atılıyor olması da 10 Ekim katliamına dair kuşkuların haklılığını göstermektedir.

Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan ve İçişleri Bakanı’nın istihbaratçı diye açıkladığı, kendisinin de ‘… Yurt içinde ve yurt dışında bazı operasyonlar yönettiğim doğrudur’ diye bir nevi onayladığı Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ’ın açıklamaları siyasi hesaplaşmalara kurban edilmeden derhal açıklığa kavuşturulmadır. Özdağ; 7 Haziran ile 1 Kasım 2015 seçimleri arasındaki dönem gibi ‘şiddet dalgasının planlandığı’ bilgisini paylaşmış, dönemin Başbakanına o dönem yaşananları ‘korkmadan’ açıklama çağrısı yapmıştır.  Bu açıklamalar demokratik bir ülkede olsa yer yerinden oynar, sorumlular gereğini yapmazsa Meclis ve yargı devreye girer, dava dosyası baştan ele alınır, sorumlular açığa çıkarılırdı. Ancak şu ana kadar iktidarın ve yargının üç maymunları oynaması davanın neden hızla kapatılmak istendiğini de anlaşılır kılmaktadır.

Dönemin başbakanı Ahmet Davutoğlu da daha önce benzer açıklamalarda bulunmuş, 10 Ekim’de yaşamını yitirenlerin aileleri ve mitingi düzenleyen kurumlar olarak bizler Davutoğlu’na bildiklerini açıklaması çağrısında bulunmuştuk. Ne yazık ki, aradan geçen zaman içerisinde ne kendisi tarafından bir açıklama yapılmış ne de yargı kendisinden bir talepte bulunmuştur!

Tüm bu süreç boyunca davacı ailelere, kurumlara destek olmayan, maddi gerçeğin açıklanması için hiçbir çaba harcamayan, adalet mücadelesinin tarafı olmak gibi bir tutum sergilemeyenlerin 2015 Haziran ve Kasım seçimleri arasındaki dönemden söz etmesi ve bu döneme dair siyasal iktidara işaret etmesinin siyasi ikbal nedeniyle olduğunu bilmekteyiz.

Hakeza dönemin siyasi aktörlerinden ve bu dönemi siyasal hesaplarına malzeme yapmak isteyenlerden bir beklentimiz olmadığını da bu vesileyle bir kez daha ifade etmek isteriz.

Ancak söz konusu açıklamalar ve açıklamayı yapanların geçmişteki pozisyonları, sahip oldukları gizli bilgiler göz önüne alındığında 2015 yılı Haziran ve Kasım seçimleri arasında yaşananlar aydınlatılmadığı sürece ülkeyi daha da karanlık günlerin beklediği gerçeğinin altını çizmek istiyoruz.

Söz konusu dönemde gerçekleştirilen tüm katliamların, acıların, hayatlarımızda yaratılan geri dönüşü olmayan yıkımların hesabının sorulması, barış, demokrasi ve özgürlükler mücadelesinin bir parçasıdır.

2015 Türkiye’sinde yaşananların aydınlatılması, tüm sorumlularının yargılanması gerektiği bizler, 10 Ekim’de yaşamını yitirenlerin aileleri, davanın avukatları tarafında 7 yıldır ifade edilmekte ve kesintisiz bir hukuk mücadelesi sürdürülmektedir.

Katliam sonrası anket yapıp oylarının ne kadar arttığını araştıranların, ‘Kokteyl örgüt’ diyerek davayı sulandıranların, yol kontrollerini kaldırarak katillere adeta koridor açanların, saldırı olacağı istihbaratını tertip komitesinden gizleyenlerin, patlamaların ardından birçok kişinin yaşamını yitirmesine neden olan gaz sıkma emri verenlerin, ambulansların geç gelmesinin sorumlusu olanların, güvenlik tedbiri almayanların, dava dosyasına gerekli bilgi ve delilleri göndermeyenlerin katliamdaki rolü ortaya çıkarılmadıkça, asıl failler yargılanmadıkça 10 Ekim dosyası kapanmayacaktır.

KESK olarak çağrıda bulunuyoruz; 7 Haziran ile 1 Kasım 2015 seçimleri arasında yaşananlara dair kim ne biliyorsa siyasi hesaplara kurban edilmeden kamuoyu ile paylaşmalı, ellerindeki bilgi, belge ve deliller devam eden 10 Ekim davası için yargıya teslim edilmelidir.

Bu vesileyle basını ve kamuoyunu 10 Ekim davasındaki gelişmeleri ya da gerçek sorumluların açığa çıkarılmasını engelleyen tutumları takip etmeye çağırıyoruz.

Emeğin ve bir arada yaşama iradesinin egemen olduğu bir ülke ve gelecek için bedeli ne olursa olsun emek, demokrasi ve barış mücadelesini yürütmeye devam edeceğiz.”

“BUYURSUN DURUŞMAYA GELSİNLER”

Avukat İlke Işık ise toplumun, 2015 Haziran seçimlerindeki gibi tehdit edildiğini söyleyerek şu yorumda bulundu:

“Gelen belgeler çok somut bir şeyi ifade ediyor. O güne ilişkin gerçekten ne olduğunu yargı bulmazsa evet yeni katliamlar ile bu ülkeyi tehdit edecek ortam yaratabilirler. Normal bir ülkede Ümit Özdağ’ın söyledikleri üzerine yargı harekete geçerdi. ‘Davutoğlu, Soylu, bu işin içinde’ dedi ancak yargı mekanizması harekete geçmedi. Siyasal tuzakların farkındayız. Bir şey bildiklerini ima edenler buyursunlar mahkemeye gelsinler. Temmuz ayında devam edecek duruşmaya buyursun gelsinler.”

“KATİLLERİN NEDEN HESAP VERMEDİKLERİNİ BİLMEK İSTİYORUZ”

Toplantıda söz alan 10 Ekim Barış Derneği Başkanı Mehtap Sakinci de katliamın 80. ayında olduklarını vurgulayarak “1 Kasım 2015’te ellerimiz titreyerek sandığa gittik. Kullandığımız o oyların karşılığını biliyorduk. 10 Ekim, Cumhuriyet tarihinin en büyük katliamı olarak adlandırılıyor. Yaralanan insanlar olarak bu süreci ilmek ilmek örerek adalet talebimizi ayakta tutmaya çalışıyoruz. Bildiğimiz şu ki bu katliamı unutturamayacaklar. Susarak, katillerle işbirliği yaparak suçlu olduklarını, bu yüzden Davutoğlu’nun daha önceden söyledikleri üzerine savcıları işbaşına çağırmıştık. Ve bugün yine bir seçim arifesinde benzer sözler kullanılması yeniden yüreğimizi yaralıyor. İtirazımız var. Bu devletin bize adalet borcu var. Bu yüzden sadece 2 kişinin değil, gerçek katillerin neden hesap vermediklerini bilmek istiyoruz. Gerçek adalet mekanizmasının işlemesini talep ediyoruz. Bu katliamı unutturmamaya dair sözümüzü sürdürüyoruz. Susarak katilleri saklayan insanların da bir gün hesap vermesini diliyoruz” şeklinde konuştu.

PİRHA/ANKARA

Bunları da beğenebilirsin

Yoruma kapalı.

Web sitemiz, deneyiminizi daha iyi hale getirmek amacıyla çerezler kullanmaktadır. Bu durumda herhangi bir sıkıntı yaşamayacağınızı düşünüyoruz, ancak isterseniz çerezleri devre dışı bırakma seçeneğiniz her zaman mevcuttur. Kabul ediyorum devre dışı bırak