Alevi Haber Ajansi

ÖHD Eş Genel Başkanı Çakmak: Çerçeve Yasa yüz yıllık sorunu çözmez ama hukuk kapısını açar-VİDEO

PİRHA-Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD) Eş Genel Başkanı Avukat Serhat Çakmak, Meclis’ten geçen Çerçeve Yasa’nın Kürt sorununun nihai çözümünü içermediğini ancak çatışmasızlık halini hukuki bir zemine taşıyarak müzakere sürecinin devamı açısından önemli bir başlangıç oluşturduğunu söyledi. Yasada 1 Haziran 2005 öncesinin kapsam dışında bırakılmasını eksiklik olarak değerlendiren Çakmak, “Bir yönüyle hukuk kapısının artık açılacağı, yöntem olarak silahların değil demokratik enstrümanların konuşulacağı, müzakere masasının esaslı bir yer olacağı bir çerçeve olarak değerlendirebiliriz” dedi.

Kamuoyunda “Çerçeve Yasa” olarak bilinen ve Meclis’e “Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi” adıyla sunulan düzenleme, TBMM Genel Kurulu’ndan geçti. Kısa süre içerisinde yürürlüğe girmesi beklenen yasa, silah bırakma sürecinin hukuki zeminini oluşturmayı ve müzakere sürecinin devamına imkân sağlamayı amaçlıyor.

Düzenlemenin kapsamı, bazı konuların yasa dışında bırakılması ve bundan sonraki süreçte devlete yüklediği sorumluluklar ise tartışılmaya devam ediyor.

Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD) Eş Genel Başkanı Serhat Çakmak, Çerçeve Yasa’nın ne anlama geldiğini, düzenlemedeki eksiklikleri ve bundan sonra atılması gereken adımları PİRHA’ya değerlendirdi.

“YÜZ YILLIK MESELEYİ ÇÖZECEK BİR YASA DEĞİL”

Çerçeve Yasa’nın yaklaşık iki yıllık sürecin birikimi sonucunda ortaya çıktığını belirten Çakmak, düzenlemenin tek başına yüz yıllık Kürt sorununu çözecek kapsamda olmadığını söyledi.

Yasanın bugüne kadar fiilen oluşan çatışmasızlık zeminini hukuki bir zemine taşıyacağını ifade eden Çakmak, “Çıkan çerçeve yasa aslında iki yıllık bir birikimin sonucu ve yüz yıllık bir meseleyi çözecek bir yasa değil. Bu da çatışmasızlık zeminini fiili olarak bugüne kadar atılan adımların bir sonucu olarak yasallaştıracak” dedi.

Çakmak, düzenlemenin Kürt sorununun nihai çözümünü ya da demokratikleşmeye ilişkin bütün tartışmaları doğrudan içermediğine dikkat çekerek, yasanın bundan sonra atılacak adımlar açısından bir başlangıç olarak değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.

Çakmak, “Bir yönüyle hukuk kapısının artık açılacağı, yöntem olarak silahların değil demokratik enstrümanların konuşulacağı, müzakere masasının esaslı bir yer olacağı bir çerçeve olarak değerlendirebiliriz” diye konuştu.

“1 HAZİRAN 2005 AYRIMI BİR EKSİKLİK”

Yasada 1 Haziran 2005 öncesinin kapsam dışında bırakılmasına da değinen Çakmak, ÖHD olarak bu konuda yapılan ayrıma başından itibaren itiraz ettiklerini söyledi.

Düzenlemede bu konuda daha cesur adımlar atılabileceğini ifade eden Çakmak, mevcut eksikliğin ilerleyen süreçte giderilebileceğini belirterek şunları söyledi:

“Burada ikili bir ayrıma gidilmesini zaten eleştirdik. Bir eksiklik ama başlangıç olarak gördüğümüz için sonraki adımlarda bunun tartışması esaslı bir şekilde yürütülmeli. Neden bu ayrıma gidildiğini biliyoruz ama biz bu noktada biraz daha cesur olunması gerektiğini düşünüyoruz ve bu cesur adımlar bu aşamada atılmış olsaydı süreci ciddi anlamda rahatlatırdı. Atılmamış olması sonraki süreçlerde bu adımların atılmayacağı anlamına gelmiyor. Yine sonraki süreçlerde devamı mahiyetinde bu tür kapsam dışı kalan konuların kapsam içerisine alınabilmesi için gerekli çabaların olması gerektiğini de düşünüyoruz.”

Çakmak, bu aşamada öncelikli beklentilerinin sürecin herhangi bir “yol kazasına” mahal verilmeden ilerletilmesi olduğunu belirterek, devletin açılan kapıyı açık tutması gerektiğini ifade etti.

“ARTIK BAHANELERİN YA DA GEREKÇELERİN MİNİMALİZE EDİLMESİNİ SAĞLIYOR”

Çakmak, yeni sürecin 2013-2015 yılları arasında yürütülen süreçten önemli bir farkının hukuki düzenleme olduğuna dikkat çekti.

2013-2015 döneminde Dolmabahçe Mutabakatı’nın imzalanmasına rağmen daha sonra Cumhurbaşkanı’nın mutabakatı tanımadığını açıkladığını hatırlatan Çakmak, Çerçeve Yasa’nın taraflar açısından hukuki bir bağlayıcılık oluşturduğunu söyledi.

Çakmak, şöyle devam etti:

“Artık bahanelerin ya da gerekçelerin minimalize edilmesini sağlıyor bu yasa. Süreci koruyor, süreci kolluyor. Aynı zamanda taraflara bir bağlayıcılık getiriyor. Çünkü anayasa ve yasal düzlemde biz şunu biliyoruz: Yasalar emredicidir, yapılmak zorunda.”

“GEÇMİŞTE DOĞRU YÖNTEMLER KULLANILMADI”

2013-2015 sürecinde yasal düzenleme yapılmamış olmasının sürecin akamete uğramasında önemli bir etken olduğunu belirten Çakmak, geçmişteki ateşkes ve görüşme süreçlerine de dikkat çekti.

Çakmak, “1993’te yapılan ateşkes ve daha sonra devletle PKK arasında yapılan tüm temaslarda sürecin ilerleyememesinin tek sebebi bugünkü doğru yöntemlerin kullanılmamış olmasıydı” dedi.

Bu kez yasal bir zorunluluğun bulunmasının taraflar açısından bağlayıcılık yarattığını belirten Çakmak, toplumun da yasanın uygulanması konusunda örgütlü bir baskı ve denetim gücü oluşturabileceğini söyledi.

“SÜRECE SAHİP ÇIKACAK OLAN KESİMLER BARIŞA İHTİYACI OLANLARDIR”

Bundan sonraki süreçte yalnızca siyasi aktörlere değil, demokratik kurumlara ve topluma da önemli sorumluluklar düştüğünü belirten Çakmak, hukuk ve hak örgütlerinin denetleyici rolünün önemine dikkat çekti.

Tüm demokratik kurumlara sürece sahip çıkma çağrısında bulunan Çakmak, şunları söyledi:

“Denetlenmeyen bir mekanizma boşluk yaratır. Bu boşluk için de bu sürecin gerçekleşmesini istemeyen dinamikler her zaman için aktif ve canlıdır. Sürece sahip çıkacak olan kesimler barışa ihtiyacı olanlardır, barış istemeyen kesimler her zaman için süreci baltalayacaktır.”

Yasal düzenlemenin yapılmasının tek başına sürecin amacına ulaşması için yeterli olmayacağını vurgulayan Çakmak, toplumun sürece sahip çıkmasının belirleyici olacağını ifade etti.

Çakmak, sözlerini şöyle tamamladı:

“Süreci kabullendirecek, sürece sahip çıkacak olan şey sadece yasalar değil, yasalara sahip çıkacak olan toplumlardır.”

Fırat ALTINTAŞ/PİRHA

Bunları da beğenebilirsin

Yoruma kapalı.