PİRHA- DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, TBMM Genel Kurulu’nda görüşülen “Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesi” kanun teklifine ilişkin yaptığı konuşmada, Kürt meselesinin çözümünde Meclis’in tarihi bir sorumluluk üstlendiğini söyledi. Sürecin demokratikleşme, hukuk ve ortak yaşam temelinde ilerlemesi gerektiğini vurgulayan Bakırhan, teklifin çatışmadan hukuka geçiş için önemli bir başlangıç olduğunu ifade etti.
Eş Genel Başkanımız Tuncer Bakırhan, Meclis Genel Kurulu’nda Çerçeve Yasa’ya ilişkin konuşuyor
https://t.co/b75qitUp4y— DEM Parti (@DEMGenelMerkezi) August 10, 2026
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, Meclis Genel Kurulu’nda görüşülen “Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesi” kanun teklifine ilişkin konuştu.
Bakırhan, cezaevlerinde bulunan siyasi tutsakları, Türkiye halklarını ve tedavi gördüğü sırada yaşamını yitiren DEM Parti İmralı Heyeti Üyesi Sırrı Süreyya Önder’i anarak konuşmasına başladı. Bir asırlık Kürt meselesinin çatışmanın gölgesinden hukukun zeminine taşındığını belirten Bakırhan, “Burada, bu tarihi geçişe tanıklık ediyoruz. Görüştüğümüz bu kanun teklifi, ülke olarak yeni bir istikamete yol almanın pusulasıdır. Bizi bu istikamete götürecek olan adres Türkiye Büyük Millet Meclisi’dir” dedi.
Cumhuriyetin ilk yıllarında Kürt meselesinin sıkıyönetim anlayışıyla yönetildiğini söyleyen Bakırhan, Takrir-i Sükûn’dan olağanüstü hal rejimlerine kadar uzanan uygulamaların ağır sonuçlar doğurduğunu belirtti. Bugün ise meselenin ilk kez gerekçesi yazılmış, tartışılabilir ve olağan yasama diliyle ele alındığını ifade ederek, Parlamento’nun bu sorunu siyaset ve müzakere yoluyla çözme sorumluluğu taşıdığını söyledi.
ORTAK TARİHİN YENİDEN İNŞASI ÇAĞRISI
Bakırhan, Meclis’in ortak tarihe ve ortak geleceğe karşı sorumluluk taşıdığını belirterek, Türkler ile Kürtler arasındaki ortak kaderin 1064’te Kars’ta başlayan ve Malazgirt’le güçlenen tarihsel birliktelik üzerine kurulduğunu söyledi. Bu ilişkinin 1900’lü yıllarda bozulan dinamiklerinin bugün demokratik ve eşitlikçi ilkeler temelinde yeniden güncellenebileceğini ifade etti.
Türkler ile Kürtlerin yüzyıllara dayanan ortak yaşamına dikkat çeken Bakırhan, Anadolu ile Mezopotamya arasında güçlü bir tarihsel bağ bulunduğunu belirtti. Birinci Meclis’in farklı kimlikleri aynı çatı altında buluşturduğunu, 1921 Anayasası’nın çoğulcu bir anlayış taşıdığını hatırlatan Bakırhan, daha sonra inkâr politikalarının bu tarihsel ilişkiye büyük zarar verdiğini söyledi.
BARIŞIN TÜRKİYE VE BÖLGEYE ETKİSİNE DİKKAT ÇEKTİ
Sürecin başlamasıyla birlikte bazı dış güçlerin Ortadoğu dengelerinin değişeceğini dile getirdiğini hatırlatan Bakırhan, asıl değişecek olanın küresel güçlerin bölgeye ilişkin hesapları olduğunu ifade etti. Yarım asırlık çatışmalı sürecin ülkeye büyük acılar yaşattığını belirten Bakırhan, artık çatışma ve şiddet zemininden çıkma fırsatının bulunduğunu söyledi.
Kanun teklifiyle birlikte ortak geleceği güçlendirecek önemli bir adım atıldığını belirten Bakırhan, 27 Şubat 2025 tarihli Barış ve Demokratik Toplum çağrısıyla sürece katkı sunduğunu söylediği Abdullah Öcalan’ın rolüne dikkat çekti. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin süreçte üstlendikleri role de değinen Bakırhan, Türkiye’nin kendi içindeki sorunları hukukla çözmesinin komşu ülkelere de nefes aldıracağını ifade etti.
ORTAK HUKUK VURGUSU YAPTI
Ortadoğu’da güvenlik dengelerinin hızla değiştiğini belirten Bakırhan, Türklerin güvenlik kaygıları ile Kürtlerin eşitlik taleplerinin aynı hukuk düzeni içinde buluşturulması gerektiğini söyledi. Kürtlerin artık Ortadoğu’nun temel dinamiklerinden biri olduğunu ifade eden Bakırhan, Türk-Kürt ilişkilerinin bu yeni gerçeklik temelinde yeniden ele alınmasının hem Türkiye hem de bölge için önemli fırsatlar yaratacağını belirtti.
“SÜRECİN KAZANANI TÜRKİYE OLACAK”
Görüşülen yasanın ayrıcalık üreten bir düzenleme olmadığını söyleyen Bakırhan, bunun çatışmaların çözümü için atılan ilk adım olduğunu ifade etti. Sürecin taviz ya da yenme-yenilme meselesi olmadığını vurgulayan Bakırhan, tek kazananın 86 milyon yurttaş olacağını söyledi.
Türk yurttaşlara seslenen Bakırhan, “Bu süreçte sizden eksilen hiçbir şey yoktur, olmayacaktır. Aksine bu süreç Türkiye’yi büyüten ve refaha kavuşturacak bir süreçtir” dedi.
YENİ ACILAR YAŞANMAMASI İÇİN ÇAĞRI YAPTI
“Kürtler ayrılmak isteseydi bu Meclis’in çatısı altında olmazdık” diyen Bakırhan, ortak vatan ve ortak gelecek vurgusu yaptı.
Yaşamını yitirenlerin ailelerine de seslenen Bakırhan, en büyük saygının yeni acıların yaşanmaması olduğunu söyledi. Kürt halkına yönelik olarak da sürecin kimlikten vazgeçme değil, hakların hukukla güvence altına alınması anlamına geldiğini ifade etti.
DEMOKRATİKLEŞME VURGUSU
Bakırhan, kanun teklifinin ortak yaşamın siyasi ve hukuki temelini güçlendirecek ilk adım olduğunu belirterek, esas ilerlemenin demokratikleşme süreciyle mümkün olacağını söyledi.
Ekim ayında Meclis’in yeniden açılmasıyla birlikte Kürtlerin, Alevilerin, işçilerin, kadınların ve haksızlığa uğrayan tüm kesimlerin haklarını güvence altına alacak demokratikleşme adımlarının atılması gerektiğini ifade etti.
Barışın yalnızca toplumsal değil ekonomik sonuçlar da doğuracağını belirten Bakırhan, çatışmaya ayrılan kaynakların eğitim, sağlık ve üretime aktarılabileceğini söyledi. Türk-Kürt ilişkilerinin demokratik ve eşit temelde yeniden kurulmasının enerji, ticaret ve üretim alanlarında da önemli katkılar sağlayacağını ifade etti.
Kanun teklifinin eksiklikleri bulunduğunu belirten Bakırhan, anadil, eşit yurttaşlık ve yerel demokrasi taleplerinin süreç açısından vazgeçilmez olduğunu söyledi. Buna rağmen ilk aşamanın çatışma zemininden hukuk zeminine geçişi sağlaması bakımından önemli olduğunu ifade etti.
ORTAK YAŞAMIN İNŞASI ÇAĞRISINI YİNELEDİ
Demokratik bir ülkenin bütün halkların ve inançların eşit yurttaşlık temelinde yaşayabildiği bir ülke olduğunu belirten Bakırhan, Meclis’in bugün yeniden ortak yaşamı inşa etme fırsatıyla karşı karşıya bulunduğunu söyledi.
Konuşmasını, kanun teklifine katkı sunan siyasi parti liderleri ve milletvekillerine teşekkür ederek tamamlayan Bakırhan, bugün atılan her imzanın yarının Türkiye’sine miras kalacağını belirterek, bir daha silahların konuşmadığı kalıcı bir barış temennisinde bulundu.
HABER MERKEZİ
Yoruma kapalı.