Alevi Haber Ajansi

Özgür Özel CHP’den ayrılığı açıkladı: Her son bir başlangıçtır

PİRHA- CHP’nin seçilmiş Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin Grup Toplantısında konuştu: “Her son bir başlangıçtır.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) lideri Özgür Özel’den beklenen açıklama geldi.

Yargıtay’ın 38. Olağan Kurultay’a yönelik istinaf mahkemesinin ‘mutlak butlan’ kararıyla ilgili dosyayı eylül ayında görüşeceği iddiası ardından partisinin grup toplantısında konuşan Özel, “Her son bir başlangıçtır” dedi.

Tarihi bir kavşakta olduklarını vurgulayan Özel, “Bugün bu kürsüye her zamankinden farklı duygularla, vakti gelmiş bir vedanın hüznünü taşıyarak çıktım ve huzurunuzdayım. Bugün buradan tarihi bir konuşma, çok sıralısı bir konuşma değil tarihe not düşen, hatırlatan ve emanet edilen cümleleri bırakan samimi bir konuşma yapmaya geldim. tarihi konuşmayı yapılacak ilk seçimin akşamında yapmak üzere tarihe emanet ediyorum” diye konuştu.

Özel, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bugün bu kürsüye vakti gelmiş bir vedanın hüznünün taşıyarak çıktım ve huzurunuzdayım. Hep beraber tarihi bir kavşaktayız. Bugün buradan tarihi bir konuşma, çok sıralısı bir konuşma değil tarihe not düşen, hatırlatan ve emanet edilen cümleleri bırakan samimi bir konuşma yapmaya geldim. Tarihi konuşmayı yapılacak ilk seçimin akşamında yapmak üzere tarihe emanet ediyorum. Yıllar geçse de tarih sayfalarını her siyasi başarıyı yazacağını, bazı kumpasların ve onurlu duruşların torunlarımıza miras kalacağını hepimiz görüyoruz.

Her şey bitecek ama hatırlayacağız. Birileri gelir geçer, unutulur gider bu işler unutulur yapanın yaptığı yanına kar kalır diye kimse düşünmesin. Zalimi zalim, mazlumu mazlum, sinip kaçanı korkak, sorumluluk alanı birer kahraman olarak, dost olanı dost olmayanı bugünlerdeki tutumunu unutmayarak anacağız. Tarih kaydediyor. Tarih herkesi bugünlerde nasıl duruyorsa öyle yazacak!

AKP’nin kara düzeninin devam edeceği görüldüğünde eski nesil siyasete karşı yeni nesil siyaseti kurmak için yola hemen orada çıkmadık. İl başkanıysa il başkanı, milletvekiliyse milletvekili… Bu milletin duygusal kopuşunu, başı önde yürüyen gençleri görenler, akşam ağızların bıçak açmadığını hatta beş yıldır kanalı değişmemiş kumandanın açılış düğmesine basılmadığını görenler bir tavır takındılar. Efendim televizyona çıktığında bir daha cumhurbaşkanı adayı genel başkan adayı olmayacağım demek yerine ben aday olmadım, hiç olamdım, gösterirlerse olurum diyenler… ‘Bunlara karşı bu millet bir yerel seçime daha bizimle gitmeyecek. bu millet böyle davranırsak bir daha bize yüzünü dönmeyecek. Parti yüzde 13-14’lerde… Büyük bir felaket gelecek’ diyenler bir yola girdi. O gün yol ayrıldı.

O gün, CHP değişirse Türkiye değişir diyenler değişim kurultayına giderken ‘bu delege yapısıyla değişim mümkün değil’ diyordu. İki genel başkan adayının yarışıp da kazandığı kurultay mı var dediler. Salona girdik, üç kişiini başlattığı ama on binlerin saatlerce sürdürdüğü slogan hakim oldu. Delege sokağın sözünü dinle… Seçilenlerin hiçbirisi bu partiye uzaydan gelmedi. Hiçbirimiz bu partiye dışardan gelemedik, öz be öz evlatlarıydık. Tarihte ilk kez bir genel başkanı yarışmalı seçimle değiştirdik. Düzenin tekerine çomağı soktuk. Seçim ilerlerken hep sordular bize. ‘Size gelip devletten konuşan var mı, derin yerlerden mesajlar geldi mi’ Ben hep yok dedim. O zaman olmaz, size ne partiyi ne de düzeni vermezler dediler. Zararsız sistemin içinde olduğunu kanıtlayıp ancak öyle genel başkanlık oynayacaksın dediler.

Örgütleri kapatsan bu partinin oyu beş puan artar diyenlerin yerine örgütün kapısını açmadan sokağa ayak basmayan bir anlayış partide iktidara geldi. Yedi yıllık ilçe başkanıyla üçüncü kez tanışıp memnun olan yerine çayı demleyen emekçinin torununu adının bilenler iktidara geldi. Bizi ötekileştirdiler diyorlar. Değişimcinin cenazesine gelmeyip, düğününü şereflendirmeyip aksi tutumda olanları gördük. Bizi karpuz gibi yarıdan bölemezler. Biz bir bütünüz bu bütünü asla bozamazlar. Bu bütün 103 yıllık bir gelenekle birbirinden ayrı durmayan bir bütündür.

Hepiniz şahitsiniz ki kurultay ardından yerel seçimler için sadece 4 ay vardı. Zaman kısaydı, yol uzundu. Esas partideki değişimin Türkiye’yi değiştirip değiştirmeyeceği milletin yeni bir kredi verip vermeyeceği orada belli olacaktı. Şükürler olsun, 47 yıl sonra söz verdiğimiz gibi Cumhuriyet Halk Partisi birinci partiydi. Çoktan yapmamız gerektiği gibi AK Parti artık yenilmiş, yenilgiyi tatmış ve “13 kere yarıştım hep ben kazandım” diyen bir kibrin karşısına, “Hadi ya, bir kere yarıştık onda da biz kazandık” diyen bir özgüveni görmüştük. Maalesef, maalesef iki sınav geçilemedi. İki sınav geçilemedi. Bunlardan bir tanesi Adalet ve Kalkınma Partisi’nin… Cumhuriyet Halk Partisi Demokrat Parti’ye yenildiğinde, 14 Mayıs 1950 gecesi yaverini çağırıp, birileri askeri kullanarak yönetimi devretmemeyi beklerken İsmet Paşa’dan, Demokrat Parti’ye yaverini yollayıp “Paşa devir teslime hazırdır” deyip, evladı Erdal’a yazdığı mektupta “Şüphesiz kişisel olarak en büyük yenilgim, Türkiye Cumhuriyeti’nin demokrasisinin en büyük zaferidir. Hedeflediğimiz cemiyet hayatına demokrasi yerleşmiştir”diyebilen İsmet Paşa’ya, yıllardır kazanan, ilk kez kaybettiğinde demokratlığını gösteren İsmet Paşa’ya nasip olan bunu; kaybettiği ilk seçime kadar kazandığı 13 seçimde “milli irade, milli irade” deyip, kaybettiğinde “kirli irade”ye çeviren, bir tarafta milli iradeyi baş tacı yapıp öbür tarafta alaşağı etmeye çalışan Recep Tayyip Erdoğan demokratlık sınavını geçemedi. Çünkü birisinin demokrat olup olmadığına seçimi kazandığı akşam bakmanın ne kıymeti var?

Birisinin demokrat olup olmadığına kaybettiği akşam bakacaksın. Bir ikinci kayıp var, yine İsmet Paşa’dan. Öyle bir noktaya, öyle bir noktaya geldik ki, öyle bir noktaya geldik ki bazı gecikmiş vedalar olur. O geciken vedalar en sonunda doğru yere oturur. O noktaya oturduktan sonra dönüp de kaybedene, çekilene, bırakana “Ne yapıyor?” diye bakarlar. İşte öyle günlerin, öyle günlerin, yani hem seçimi kaybettiğinde rakibine teslim edebilmenin hem seçimi kaybettiğinde emaneti teslim ettiklerinin huzur bulmasının, onların bundan sonraki görevlerini yaparken diğer partilerle rekabet etmesinin, partilerini iktidara getirmesinin önünde bir engel olmamanın tarih önünde çok büyük bir onuru ve gururu vardır. O gururu 1970’lerde yaşayan ve yaşatan İsmet Paşa’ya selam olsun. Seçim zaferleri Ecevit kadar İsmet Paşa’nın partisine huzur veren yaklaşımının eseridir. Bunu kimse unutmasın.

Belediye başkanlarımıza ardı ardına operasyonlar başladı. Partinin adaysızlaştırılma, kurumsuzlaştırılma ve lidersizleştirilme sürecinin düğmesine Recep Tayyip Erdoğan tarafından basıldı. Cumhurbaşkanı adayımızı alıp tutukladılar. Belediye başkanlarımızı, meclis üyelerimizi, kıymetli bürokratlarımızı aldılar, tutukladılar. O noktada millete “Bunlar casus, bunlar hırsız, bunlar yolsuz, bunlar terörist” damgaları vurmaya çalıştılar. Türkiye’nin en büyük belediyesini, Esenyurt’u kazanmışız, kayyum atayarak işe başladılar. Kayyum atayarak işe başladılar. Operasyonlarla Ekrem İmamoğlu gibi girdiği tüm seçimleri AK Parti’ye karşı kazanmış birisinin başarılarını kendisine de terör, yolsuzluk, hırsızlık, hızını alamayıp casus ve gayriahlaki suçlamalarla 1,5 yıl boyunca devletin televizyonu dahil birkaç muhalif, birkaç özgür yayıncılık yapan televizyon ve gazeteler dışında her türlü haysiyet suikastini servis ederek, önemli bir kısmında da özel ekiplerle üstünde tepinerek arkadaşlarımızı perişan etmeye çalıştılar. O Tayyip Erdoğan, “Dokunulmazlıkları kaldıracağım” diye iktidara gelip, 3 ay sonra “Bu yargıyla mı?” demiş Tayyip Erdoğan’ın bugüne getirdiği yargısını, arkadaşlarımıza yaptığı kumpaslara, haysiyet suikastlerine karşı önümüzde elbette ki bağımsız yargıya güvenimiz tamdır. Yargı süreçlerinin tamamlanmasını takip edeceğiz. Arkadaşlarımızın aklanması lazım, hatta “Aklanamazlar, partimizin bunlardan arınması lazım” diyecek genel başkan; Bağcıvan Abdullah Ağa’nın torunu, iki emekli öğretmenin evladı, 10 yaşından beri yatılı okulda arkadaş satmamış Özgür Özel olamazdı, olmadı, olmayacak!”

HABER MERKEZİ

Bunları da beğenebilirsin

Yoruma kapalı.